Ana səhifə

Mühendis kelimesi çok eskilere dayanan teknik bir kavramı ifade ederdi. Hendese (geometri) tahsil eden kişi demektir


Yüklə 2.32 Mb.
səhifə1/25
tarix26.06.2016
ölçüsü2.32 Mb.
  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   25

GİRİŞ

Mühendis kelimesi çok eskilere dayanan teknik bir kavramı ifade ederdi. Hendese (geometri) tahsil eden kişi demektir. Bu kavram genişledi, yalnız geometri değil matematik, fizik, kimya tahsil eden kişilere de mühendis denildi. Normal bir kişinin 2 Liraya yapacağı bir işi bir Liraya yapan kişi mühendistir, diye bir tarif daha var. Bu gün en geniş manada herhangi bir meslek dalında tekniğe dayanan bir çalışma varsa o dalın Mühendisliği de var demektir. Mühendislik içinde, hesaplama, donelere dayanan geleceğe ait öngörü, teknik ve teknolojik bilgi birikimi vardır.


Mühendis (engineer) Batılı ülkelerde 1920 yılından itibaren kullanılan bir terimdir. Bizde çok eski yıllara dayanır. İlk mühendis mektebi 1774 yılında Mühendishane-i Berri Hümayun adı ile kuruldu. Bu okul İstanbul Teknik Üniversitesinin ilk kuruluş halidir. Kara Kuvvetlerinin gerek duyduğu teknik işleri yapacak kadroları yetiştirmek hedefti. Topçu kuvvetlerin top atışlarında isabetli olmaları için doğru hedef tayini ancak geometrik bilgilerin kullanılması ile mümkündür. Bu zaruret mühendis mektebinin açılmasına yol açmıştır. Daha sonra, Mühendishane-i Bahri Hümayun adı ile bir yüksek okul, Bahriye’nin (Deniz kuvvetlerinin)ihtiyaç duyduğu teknik elemanları yetiştirme görevi ile görevlendirilmişti. Bu okulda deniz kuvvetleri (donanma) nin ihtiyaç duyduğu gemi kaptanı, gemi süvarisi yetiştirmede onlara, seyir kuralları, bulunduğu yerin tayini, takip edilecek rota hesaplamaları öğretirdi.
Cumhuriyet döneminde kurulan yeni üniversitelerde birçok mühendislik dalları eğitimi verilmektedir. Klasik mühendislik branşlarından, inşaat, makine maden, ziraat, çevre mühendisliği gibi branşlarının yanında, Biyomekanik, gıda, meteoroloji, trafik mühendisliği gibi yeni yeni mühendislik dallarında eğitim verilmektedir. Ülkemizde mekatronik, sistem mühendisliği gibi yeni bölümler kurulmuştur. Bunların dışında yeni gelişen finans mühendisliği bölümleri yurt dışında olmasına rağmen bizde opsyon olarak bir üniversitemizde mevcuttur . 1960 lı yılların başında, personel rejiminde mühendislere çok açık farkla ücret ödemesinden sonra, matematik, fizik, gibi dallarda da mühendislik eğitimi verilmeye başlanmıştı.
Finans Mühendisliği bir işletmenin verimliliğini maksimize veya optimize etmek için işletmenin Finansal işlerini ve bunun yapısını tasarlamak, kullanılan sayısal metotlar ile yapılan işlem veya bu işlemleri gerçekleştiren meslek olarak adlandırılabilir. Bu meslek dalının geçmişi 30 yıldan kısadır. Finans mühendisliği konularının bir kısmı mühendislik ekonomisinin içeriğine dahildir.
Geçen on yılda toplum mühendisliği, siyaset mühendisliği, kavramları kullanılır olmasına rağmen, bu mühendislik dallarının eğitimi yoktur.

Mühendislik pozitif bilim dalı olması dolayısıyla, kantitatif metotların uygulanarak, sonuca ulaşmak mümkündür. Çeşitli matematik modeller kullanılarak, elde edilen sonuçlar deterministik olmaktadır. Mesela, Geçmiş 20 yıl Fert başına düşen Milli Gelir ile kağıt tüketimi incelendiğinde kağıt tüketiminin, Milli Gelir ile doğru orantılı olduğu görülür. Böyle bir durum, tüketimin T=A+ şeklinde bir doğru ile modellenmesi mümkündür. T fert başına kâğıt tüketimini A, Fert Başına Milli Geliri ,Fert Başına düşen Milli Gelirin birim artışının yarattığı ilave kâğıt tüketimini, sabiti ise incelemenin başladığı yıldaki fert başına kâğıt tüketimini göstermektedir. Burada denklemde yıllara göre fert başına Milli Gelir konuldukça, ülkemizin kâğıt tüketimi (nüfus ile çarpılmak şartıyla) ortaya çıkar. Şartlar önemli biçimde değişmez ise, gelecek beş yılda da bu modeli kullanarak kâğıt tüketimini bulabilirler. Bu denklemi zamanın bir fonksiyonu olarak da yazmak mümkündür. Milli gelir zaman fonksiyonu olarak formülde yerine konulursa, kağıt ve türevleri T=T(t) şeklinde oluşturulabilir. Bu fonksiyonda t (yıl olarak) yerine konulduğunda geçmişteki kağıt tüketimini bulduğumuz gibi (şartların aynı kalması halinde) gelecekteki kağıt tüketimini bilmek (tahmin etmek) mümkün olur. Bu tahmin mühendislik çalışmasının bir ürünüdür.


Ekonomi de Yunanca’dan gelmiş ve türemiş bir kelimedir, aslında ev idaresi, ev geçindirmesi anlamı taşımaktaydı, zamanla kavram genişledi. Bugün hala kesin bir tarifi olmayan bu terimin, kanaatimce en iyi ve kısa tercümesi, insanın ihtiyaçları ile bu ihtiyaçlarını karşılama yollarını açıklayan bir bilim dalı şeklinde olabilir. Ekonomi, globalleşen dünyada giderek önemini artırmakta, insanın ihtiyaçlarının ön plana çıkarılarak, bunların karşılanması hedefi güdülmektedir.
Ekonomi, modellemeye uygun bir bilim dalı olduğu anlaşılınca, matematik kullanımı yaygınlaşmış, ekonometri yan dal olarak türemiştir. Ekonometri ile ekonomiye ait geleceğin doğru okunmasına yardımcı olunmaktadır. Ekonomik aktivite, bir şahıs, bir aile, bir kabile için veya bir toplum için yapılabilir. Fert için yapılan aktiviteler toplum için yapılanlardan daha önemlidir.
Ekonomiyi, makro ve mikro ekonomi olarak iki önemli başlık altında incelemekteyiz. Makro ekonomi, toplumun tümüne, bütününe ilişkin inceleme yapar, mikro ekonomi de genelde işletme bazında (daha da küçüğü aile) inceleme yapan bölümdür. Mühendislik ekonomisi, genelde işletme bazındaki olaylarla ilgilenir. Ancak toplumu derinden ilgilendiren enflasyon, satın alma gücü, deflasyon gibi konuları da bilme ve inceleme durumundadır.
Rekabetin büyük boyutlara ulaştığı günümüzde, mühendisliği, ekonomiden ayıramamaktayız. Mühendis, elinde bulundurduğu tekniklerle nasıl daha isabetli karar vermesi, ürünlerinin nasıl beğenisini artırması, pazardan nasıl daha fazla pay alıp daha çok kar etmesini düşünmek durumundadır. Bunun için ekonominin genel prensiplerini bilmek ve alacağı kararlarda ekonomiyi kendisine rehber etmek durumundadır. Mühendis, üretim araçlarını bir araya getirirken, minimum harcama ile mümkün olan en iyi verim ve kaliteyi tutturmak durumundadır. Bu zaruretten dolayı, mühendislik eğitiminde, yatırım nedir, bir yatırımı nasıl başarıya taşıyabileceği, işletme anında nelere dikkat edip, pazarda rakiplerinden nasıl sıyrılabileceğini, öğrenmesi gereği ortaya çıkmıştır. Bu düşünceden hareketle “Yatırım Planlaması, Fizibilite Etütleri” adı ile bir ders ortaya çıkmıştır. Bu ders 1970 li yıllardan itibaren bazı üniversitelerimizin endüstri mühendisliği bölümlerinde okutulmağa başlanmıştır.
Ekonomik olaylar, yatırım yapanların ürettiği mal ve hizmetler ile bunları tüketenlerin bir araya gelmesi ile oluşur. Aktörlerin münferiden yaptıkları faaliyetler mikro ekonominin konusu olup bunların bileşkesi de makro ekonomiyi oluşturmaktadır. Aşağıda kar amacına yönelik üretim yapıp pazarda bulunmayı hedeflemiş kişileri veya onların oluşturduğu gurupların basit bir açıklaması verilmektedir. Üretici ve tüketicilerin pazarda buluşmasının teknik yönleri mühendislik ekonomisinin içeriğini oluşturur. Üretim, yatırımcıların toplumda rol alması ile başlar. Üretilenlerin tüketilebilir olması çok önemlidir. Tüketilmeyecek mal pazarda fiyat oluşturamaz. Bir başka deyimle malı satabilmek önemlidir.
Yatırımın olduğu yerde mühendislik vardır. Çünkü yatırım için ortaya konulan kaynaklar kaybedilebilir. Kaynakları kaybetmemek için planlama ve hesap kitap yapma gereği ortaya çıkmıştır. Buda mühendislik gerektirir.

  1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   25


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət