Ana səhifə

Yargi kurumlarinin kentsel yerseçİMİ: bursa örneğİ


Yüklə 1.2 Mb.
səhifə4/13
tarix27.06.2016
ölçüsü1.2 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13



Tablo 4. Bursa Merkez Adliyesi’nde görülen yıllık dava sayıları





Mahkeme Sayıları







2009 Yılı

Toplam




2010

(ocak-şubat-mart-nisan)

Savcılık

58







77000




25350

Aile Mahkemeleri

4




1637

6548

561

2244

İcra Müdürlükleri

13




20500

266500

9500

123500

Asliye Ceza Mahkemeleri

15




1970

29550

589

8835

Sulh Ceza Mahkemeleri

5




2150

10750

1400

7000

Ağır Ceza Mahkemeleri

5




490

2450

188

940

Asliye Hukuk Mahkemeleri

6




607

3642

208

1248

Sulh Hukuk Mahkemeleri

5




2568

12840

689

3445

İş Mahkemeleri

5




1307

6535

390

1950

Asliye Tic. Mahkemeleri

2




746

1492

221

442

Tüketici Mahkemesi

1




576

576

172

172

Kadastro Mahkemesi

1




115 

115

228

228

Çocuk Mahkemeleri

2




645

1290

298

596

İcra Mahkemeleri

6

Ceza

925

5550

650

3900

Hukuk

1497

8982

450

2700

Yukarıdaki verilerden yola çıkarak, Adliye binasının toplam kullanıcıları üzerine varsayımlar yapılabilecektir. Adliye binasında hizmet veren adli birimlerin yılllık toplam dava dosyaları sayısının yaklaşık 400.000 olduğu, her bir dosya için yılda en az iki kişinin Adliye binasını ziyaret edeceği varsayımı ile binanın yıllık ziyaretçi sayısının 800.000 kişi olacağı, buna binayı sürekli kullanan hakim, savcı, avukat ve diğer personel de eklendiğinde 1.000.000 sayısına ulaşılacağı öngörülebilecektir. Yargı kurumunun ayrılmaz unsurları arasında yer alan savunma/avukatlık hizmetini yerine getiren meslek insanlarına ilişkin olarak Bursa örneği verileri aşağıda sunulmaktadır. Buna göre,




Tablo 5. Hukuk/avukatlık büroları sayıları ve dağılımı ve Bursa Barosu’na kayıtlı avukat sayıları


Mevcut Adliye Civarı

1199

Heykel Civarı

279

Nilüfer Bölgesi

67

İlçeler

205

Bursa Barosu’na kayıtlı 1750 avukata ait bürolarının yaklaşık % 88.3’ü Bursa Merkez Planlama Bölgesi içinde, % 68.5’u Adliye Sarayı civarında, % 84.5’i ise Merkezi İş Alanı (MİA) içindedir. Bursa kentindeki avukatlık/hukuk bürolarının (1545) ise % 77.6’sı Adliye Sarayı civarında, % 95.7’si ise Merkezi İş Alanı (MİA) içindedir.


Gerek savcı/hakimler gerekse diğer personelin kentte yaşadıkları semtlerin dağılımı yeni adliye binası yerinin belirlenmesinde yararlanılacak veriler arasında yer almaktadır. Aşağıdaki tabloda anılan meslek gruplarının kullandıkları lojmanların kent içindeki dağılımı verilmektedir.
Tablo 6. Hakim, Savcı ve Diğer Personelin Kullanımına Ayrılmış Lojmanların Mahalle/Semtlere Göre Dağılımı


Daire sayısı

Mahalle/Semt

20

Namazgah

10

Sırameşeler

39

Yıldırım

35

Nilüfer

60

Ertuğrulkent, Nilüfer

60

Kayapa Bölgesi, Nilüfer (İnşaat halinde)

224

TOPLAM

Özetle, hakimler , savcılar ve diğer personel yanı sıra Adliyenin devamlı kullanıcıları arasında yer alan avukatların bir bölümünün Osmangazi’de ancak büyük bölümünün Nilüfer ilçesinde oturdukları gözlenmektedir.


Yukarıdaki veriler değerlendirildiğinde şu sonuçlar elde edilmektedir: 2001 yılı itibariyle Bursa’da toplam avukat sayısı 1137’dir. Son 10 yılda yaklaşık 600 avukatın bu sayıya eklendiği anlaşılmaktadır. Buna göre, yılda yaklaşık 60 avukat Bursa Barosu’na katılmaktadır. Diğer bir deyişle, Bursa’da Baro’ya kayıtlı avukat sayısında yılda yaklaşık % 3-4 arasında artış olduğu anlaşılmaktadır. Bu hesaba göre, 15-20 yıllık sürede mevcut avukat sayısının ikiye katlanacağı; ve eğer avukat sayısı ile Adliye Sarayı kapasitesi arasında doğrudan bir ilişki kurulacak ise, bu süre sonunda en az aynı büyüklükte ikinci bir adliye yapısına gereksinim duyulacağı ileri sürülebilir. Aslında bu öneri Türkiye kentleri için son 50 yıllık sürede geçerli olan kaba büyüme hızları ile de uyumludur. Buna göre, ülkemiz kentleri yapısal özelliklerine göre farklılık gösterse de 20-30 yıllık bir sürede nüfuslarını ikiye katlamaktadırlar. Son yıllarda, ülke düzeyinde doğum artış hızlarında düşme görülmesine karşın kentsel alanlardaki büyüme hızı, kırsal alanlardan devam eden göçler nedeniyle ülke ortalamasının üzerinde gerçekleşmektedir.
Özetle, mevcut büyüme hızları devam ettiği sürece kentsel yerleşimlerin nüfuslarının, dolayısıyla da kamusal hizmet gereksinimlerinin de her 20-30 yılda bir iki katına çıkması beklenmelidir. Bu çerçevede Bursa Adliyesi’nin de en geç 3-4 yıllık bir sürede yetersiz kalacağı varsayımını yapmak olanaklıdır.

4.3. Yargı Kurumunun Mekansal Örgütlenmesi Bağlamında Bursa Adliyesi’ne İlişkin Değerlendirme
Mevcut Adliye binası Bursa Ulucadde üzerinde konumlanmış olup toplam arsa alanı büyüklüğü 18 Bin m2, toplam inşaat alanı ise 60 Bin m2’dir. Adliye Sarayı yapısının dört tarafı taşıt yolları ile çevrili olup doğu, batı ve güney yönlerinde yer alan binaların büyük bölümünde Adliye binası kullanımı ile ilişki hizmet birimlerinin konumlandığı görülmektedir.
Adliye Sarayı ile ilişkili kullanımların kentsel dağılımı ya da kentsel mekanda yer seçimleri açısından bu durum son derece anlaşılabilir ve beklenen bir durumdur. Bu çerçevede, anılan bölgede Adliye Sarayı ile doğrudan ilişkili avukat yazıhanelerinin, hukuk bürolarının yanı sıra dolaylı olarak alanın kullanıcılarına hizmet veren kırtasiyelerin, lokanta, otel ve kafelerin de yakın çevrede yer aldığı görülmektedir.







Resim 15.

Google Earth’den Adliye Binası ve Yakın Çevresinin Görünümü


Kuşkusuz, Adliye Sarayının yeni bir alana taşınması ile başta avukat yazıhaneleri ve hukuk büroları olmak üzere Adliye Sarayı ile doğrudan ilgili kullanımların bölgeden ayrılmaları ile, terk edilen alanda ortaya çıkabilecek durumun gerek bu taşınmazların kullanıcılara ve gerekse de terk edilen alanının bütününe getireceği maliyetin ve bunun yargılama sürecinde ortaya çıkarabileceği etkilerin de ayrıntılı olarak hesaplanması gereği vardır.


Adliye binasının kuzey cephesi de bir diğer taşıt yoluna bakmaktadır. Bu taşıt yolunun diğer cephesinde ise Askerlik Şubesi yeri ile halen açık otopark olarak kullanılan yapılaşmamış bir parsel yer almaktadır. Bu iki alanın toplam büyüklüğü mevcut Adliye binasına yakındır.

4.4. Bursa’da Planlanmış Alan Potansiyeli ve Kentin Üst Ölçekli Planları Açısından İrdeleme
Buraya kadar, Adliye Sarayı kullanımının, kentsel sistem içindeki önemi ve mekanda ne şekilde vurgulanması gerektiği konuları tartışıldı. Yargı kurumlarının yer seçimi konusunun herhangi bir kullanıma ilişkin bir konu olmadığı, kentsel merkez ve omurgalarla ilişkilendirilmesi gereği üzerinde duruldu. Bu bölümde, konu Bursa kentine ilişkin üst ölçekli planlar açısından irdelenecektir.
Adliye Sarayı ile ilgili olarak Bursa kentinde ortaya çıkan gereksinmeler konusu, yeni bir yerde Adliye Sarayı ya da mevcut yerde geliştirme şeklinde sıralanabilecek seçeneklere ilişkin değerlendirmelerde temel alınabilecek üst ölçekli planlar Bursa il sınırını kapsayan 19.01.1998 tarihinde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından onaylanan 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ile 16.03.2006 tarih ve 177 sayılı Belediye Meclis kararı ile onaylanan 1/25 000 ölçekli Merkez ve Batı Planlama Bölgeleri Nazım İmar Planlarıdır1.
Kentsel kullanımlara ilişkin alan gereksinmelerinin nasıl karşılanacağı konusu, kuşkusuz kapsamlı bir planlama çerçevesinin problemi olmalıdır. Söz konusu gereksinmelerin planlama sürecine yansıtılması ve girdi olarak sokulması gerekir. Buna karşın, gereksinmelerin ortaya çıkışı ve karşılanmasının, her zaman planların hazırlanması süreci ile denk düşmediği durumların da olabileceği varsayılmalıdır. Bu tür durumlarda, kentin üst ölçekli planları ile tutarlığı bozmayacak ve plan kararlarını detekleyecek çözümlerin geliştirilmesi arayışı esas olmalıdır. Bu şekilde, planlama çerçevesinde öngörülmemiş olan bir sorunun, üst ölçekli planlamanın ana yaklaşımı ve genel ilkeleri ve öngörüleri içinde çözümü arayışlarının da üst ölçekli planlama ile sağlanması öngörülen kamusal yararlara katkıda bulunacağı belirtilmelidir. Bu açıdan, Bursa’da Adliye Sarayı ile ilişkili olarak ortaya çıkan gereksinmenin ne şekilde karşılanacağı sorusunun kentin üst ölçekli planları ile öngörülmüş olan gelişme ve bölgeleme esasları çerçevesinde irdelenmelidir.
1/100 000 ölçekli Bursa İli Çevre Düzeni Planında, kentin ağırlıklı gelişme yönü ve bölgeleri olarak Merkez ve Batı Planlama Bölgeleri gösterilmiştir. Merkez Planlama Bölgesi için 2020 yılı için öngörülen nüfus kestirimi 2.200.000, Batı Planlama Bölgesi için ise 400.000’dür. Bu planın Merkez Planlama Bölgesi için ana öngörüsü, bölgenin hizmet ağırlıklı olarak geliştirilmesidir. Batı Planlama Bölgesi ise kentin gelişme yönü olarak kabul edilmiştir.
Merkez ve Batı Planlama Bölgesi 1/25 000 Ölçekli Nazım İmar Planı Plan Açıklama Raporu’nda Tablo 32’de Nazım İmar Planı Alan Kullanımları belirtilmiştir. Bu alan kullanımları içinde “Ticaret ve Yönetim Merkezleri” başlığı altında “MİA, 2.Derece Ticaret, Diğer Ticaret ve Toptan Ticaret Alanları” sayılmaktadır. Bunun dışında, söz konusu planlar kapsamında farklı düzeylerde kamu hizmeti üreten ve yurttaş ile ilişkisinin düzeyi dolaylı ve doğrudan olmak üzere ve zamana bağlı olarak farklılaşan kamu kurum ve kuruluşlarının ve yerel yönetim ve diğer resmi kurum tesislerinin ve yargı kurumunun nerede yer seçecekleri sorularına yanıt verilememektedir. Ya da en iyi durumda bütün bunların MİA’da (Merkezi İş Alanı) yer seçecekleri varsayılmaktadır.
Söz konusu planlardaki merkez kavramının ticari merkez ile özdeşleştirildiği ve merkez yaklaşımının kapsamlı olmadığı gözlenmektedir. Bu çerçevede, yargı kurumunun ve diğer resmi kurumların ve yerel yönetim tesislerinin nerede yer seçecekleri konusunun belirsiz olduğu gözlenmektedir. Bu nedenle bu planların özel olarak Yargı Kurumunun nerede yer seçeceğine ilişkin bir bölgeleme esası ya da ilkesi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Planların bu konuda bir üst ölçek çerçevesinin oluştuğunu söylemek zordur.
Bu planlara ait Planlama Raporunda, 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Merkez Planlama Bölgesinin hizmet sektörü ağırlıklı olarak geliştirileceği ve bu bölgedeki sanayinin merkezden uzaklaştırılması (İng. Decentralization) şeklindeki öngörülerinin ana karar olarak kabul edildiği belirtilmiştir. Planlama Raporunun 3.3.3.9 Maddesinde, Merkez Planlama Bölgesinde hizmet yoğun sektörün desteklenmesi ve bunun için gerekli donatıları (eğitim alanları, kentsel sosyal donatı alanları, uluslararası kongre-fuar merkezleri, spor alanları, turizm tesisleri vb) öngörülmüştür.
Özetle, 1/25 000 ölçekli Nazım İmar Planlarında, yönetsel kurumların yer seçimi konusuna, merkez ve alt merkezlerle ilişkisini dikkate alınarak yaklaşıldığını gösteren herhangi bir ipucuna rastlanmamaktadır. Planların, ticari, kültürel ve sanatsal ve yönetsel etkinliklerin yoğunlaştığı ve birlikte tanımladığı bir kentsel merkez yaklaşımına sahip olmadığı anlaşılmaktadır.
Oysa, halen yürürlükte olan “Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik”te, 1/5000 ölçekli planlara ait lejant maddeleri arasında Kentsel “Çalışma Alanları” ana başlığı altında yönetim işlevi kapsamında iki ayrım yapılmaktadır. Yönetmelikte “Yönetim Merkezleri” ve “Büyük Alan Kullanımı Gerektiren Kamu Kuruluşu Alanları” ayrımı yapılmaktadır.
Anılan Yönetmeliğin 1/5000 ölçekli planlamada “Yönetim Merkezi” kavramını kullanmasının anlaşılabilir bir yanı vardır. Öncelikle yönetmeligin ilgili lejand maddesi, 1/5000 ölçekli nazım planlamanın, kentsel düzeyde merkezi yerlerin, merkezler ve alt merkezler kademelenmesinin, ana ilişkilerin, bölgeleme esaslarının, gelişme yön ve büyüklüklerinin belirlenmesi olması genel ilkesine uygundur. Diğer yandan, nüfusun mekandaki dağılımına bağlı olarak merkezileştirilmeleri gerekmeyen, erişebilirlik koşullarına ve standartlarına bağlı olarak, kentsel bölgelere dağılımları yeğlenebilecek eğitim, sosyal donatı alanları tersine hizmet sunum verimliliği açısından, yönetsel faaliyetlerin görülmesi sırasında eşgüdüm gereksinmesi vb nedenlerle (büyük alan kullanımı gerektiren kamu kuruluşları dışında) kentlilerin doğrudan erişimleriyle ilişkili yönetsel kullanımların belirli merkezlerde toplanması, bu şekilde merkezler oluşturulması gereklidir. Zaten yönetim işlevinin kendisi merkezi konum ve stratejik bir noktada yer seçimini zorunlu kılar.
Yine, “Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik”in 1/25 000 ölçekli Planlar ile ilgili Lejand Eki’nde, “Ticaret ve Yönetim Merkezleri” ana başlığı altında “Merkezi İş Alanları (MİA)”, “İkinci ve Üçüncü Derece Merkezler” , “Toptan Ticaret Alanları” ve “Büyük Alan Kullanımı Gerektiren Kamu Kuruluşu Alanları” yer almaktadır. Yönetmeliğe göre, yönetsel kullanımların MİA ve İkinci ve Üçüncü Derece Merkezlerle ilişkilendirileceği açıktır. Bunların dışında, Büyük Alan Kullanımı Gerektiren Kamu Kuruluşları Alanları (DSİ, TCK gibi) ayrımı getirilerek merkezi yerlerle doğrudan ilişkili olmayan kamu kuruluşları ayırt edilmektedir.
Oysa, “Bursa Merkez ve Batı Planlama Bölgesi” 1/25 000 Ölçekli Nazım İmar Planı Plan Açıklama Raporu’nda “Ticaret ve Yönetim Merkezleri” başlığı altında MİA, 2.Derece Ticaret, Diğer Ticaret ve Toptan Ticaret Alanları sayılmaktadır. Burada yönetsel kullanımlara ilişkin herhangi bir ayrım yapılmamakta, yönetsel kullanımların yer seçimi konusu ilgili Yönetmelikte öngörülen merkezler kapsamında değil de, alt ölçekteki yer seçim kararlarına bırakıldığı izlenimi verilmektedir. Bu saptamadan hareketle, 1/25 000 ölçekli Nazım Planların, Bursa’da Adliye Sarayı yapısına ilişkin olarak ortaya çıkan yeni gereksinmenin nasıl karşılanacağı sorusuna yanıt verirken temel alınabilecek bir üst ölçek çerçevesinin bulunduğunu söylemek zordur. Üst ölçekli planların gelişme bölgelerine ilişkin öngörülerinden hareketle Adliye Sarayı’na ilişkin bir yer seçim kararının doğrudan ilişkilendirilebileceği bir ilke /yaklaşım çıkarılamamaktadır. Buna karşılık, üst ölçekli planların Merkez Planlama Bölgesinin hizmet ağırlıklı olarak geliştirilmesi yönündeki ana kararından yola çıkarak, söz konusu kullanımın Merkez Planlama Bölgesi dışında düşünülmemesi gerektiği sonucu çıkarılmalıdır. Verili koşullar altında, Adliye Sarayı’nın yeni gereksinmelerin sonucu olarak gündeme gelen yeniden yer seçimin, ister istemez yukarıda dile getirilen üst ölçekli planlama çerçevesinin dışına çıkmayacak bir alt ölçekli plan değişikliğini gerektirdiği açıktır.
Bu durumda, söz konusu değişikliğin, üst ölçekli planların ana çerçevesini, sürekliliğini ve bütünlüğünü, teknik ve sosyal donatı dengelerini bozmayacak şekilde yapılması gerektiği belirtilmelidir. Bu çerçevede, planların öngördüğü merkezi yerler içinde düşünülen ve bu merkezi yerleri güçlendiren, yeşil alanlar sistemini ve koruma alanlarının düzenini bozmayan, ulaşım altyapısını ve sistemini olumsuz şekilde etkilemeyecek ve planlarda öngörülmüş olan sosyal ve teknikk altyapı düzenini ve ölçülerini değiştirmeyen yer seçimi arayışları kamusal yararlara yönelik olacaktır.
Kentin üst ölçekte planlama çerçevesi açısından yapılacak bir irdeleme kuşkusuz yalnızca Adliye Sarayı için yeterli ve uygun alanın bulunabilirliği konusu ile sınırlı görülmemelidir. Diğer yandan, uygunluk konusu, aynı zamanda, kentin planlanmış alanları içinde Adliye Sarayı gibi önemli bir kentsel ve bölgesel etkinlik düzeyi olan bir kullanımın yeniden yerleştirilmesinin yaratacağı sonuçlar açısından da düşünülmelidir. Bu yönüyle, Adliye Sarayının kentin planlanmış alanlarındaki tutarlığı ve planın öngördüğü kurguyu bozup bozmadığı dikkate alınmalıdır. Örneğin, bu konu basitçe Adliye Sarayı gibi yeni bir kullanım nedeniyle kaldırılan alanlara eş değer bir alanın o bölgede yaratılıp yaratılmadığı konusuna indirgenemez. Önemli olan söz konusu bölgede planla öngörülmüş olan kullanımlar arasındaki düzenin ve birliğin bozulup bozulmadığıdır.




Şekil 19.

Bursa Merkez ve Batı Planlama Bölgesi 1/25 000 ölçekli Nazım İmar Planı


1   2   3   4   5   6   7   8   9   ...   13


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət