Ana səhifə

Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi


Yüklə 17.91 Kb.
tarix18.07.2016
ölçüsü17.91 Kb.
Kıbrıs’ta Vicdani Ret İnisiyatifi:

Savaşın acılarının hala silinemediği ülkemizde, yeniden bu acıların yaşanmaması için bu coğrafyada ve dünyada daha fazla savaşlar olmasın diye sesimizi yükseltiyoruz, savaşın insan kaynaklarını kurutmak için en doğal insani hakkımızdan yararlanıp vicdani ret hakkımızı kullanıyor, savaşı ve hazırlıklarını reddediyoruz...

Savaş hazırlıklarını reddediyoruz derken her şeyi ile reddettiğimizi açıklıyoruz; yani zorunlu askerlik yanında, seferberlik adı altında her yıl yeniden, bir gün, bir saat, bir dakika da olsa, askeri kamplara toplanıp, savaş hazırlığı yapılmasını da reddediyoruz, çünkü Kıbrıs’ta ve dünyada yapılacak bir savaşta taraf olmayacağımızı açıkladık, savaş hazırlıklarına katılmak da bu nedenle anlamsızlaşmaktadır…

Öldürmenin eğitimini almayı reddetmenin suç olmadığını, öldürmenin suç olduğunu söylüyoruz ve vicdani ret hakkının Kıbrıs’ın kuzeyinde de tanınması ve zorunlu askerlik uygulanmasına son verilmesi için çağrı yapıyoruz…

47 üyesi olan Avrupa Konseyi içindeki ülkelerinin dördünde Andorra, İzlanda, Liechtenstein ve Monaco’da hiçbir silahlı kuvvet yoktur. 28 ülkede ise zorunlu askerlik yoktur. Zorunlu askerlik olan 15 ülkeden yalnız Türkiye vicdani ret hakkını tanımamakta, Azerbaycan ise anayasada bu hakkı tanımasına rağmen henüz yasal düzenlemeye gitmemiştir. Hatta dört ülke Almanya, Hollanda, İsviçre ve Birleşik Krallık profesyonel orduda bile vicdani ret hakkını tanımaktadır.

Bu nedenle vicdani ret hakkının Kıbrıs’ın kuzeyinde de tanınması ve zorunlu askerlik uygulanmasına son verilmesi talebimiz ‘doğal’ ve bugünün uluslararası hukuka uygun bir taleptir…

Çünkü vicdani ret bir düşünce özgürlüğü hakkıdır. Bu konudaki tartışma da artık net olarak ortadan kalkmıştır.

Avrupa Konseyinin bir organı olan AİHM Büyük Dairesi tarafından 7 Temmuz 2011 tarihinde açıklanan “BAYATYAN v. ERMENİSTAN kararı vicdani ret hakkı uluslararası hukuk açısından tanınması anlamında konuyu yeni bir noktaya getirmiştir…

AİHM Büyük Dairesi, Bayatyan davasında devletlerin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 9. maddesinde öngörülen düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü haklarına itibar edilmesi yükümlülüklerinin bir parçası olarak, bireylerin vicdani ret haklarına da saygı göstermeleri gerektiğini karara bağlamıştır.

AİHM Büyük Dairesi kararından “Avrupa Konseyi üye Devletlerinin ezici çoğunluğu yasalarında ve uygulamalarında vicdani ret hakkını çoktan tanımıştırlar. (…) Üye Devletlerin yasaları – ilgili uluslararası sözleşmeler ile birlikte – bu nedenle evrilmiş ve bahsi geçen zamanda Avrupa ve ötesinde bu sorun hakkında fiili bir konsensüs halihazırda oluşmuştur” denmektedir. Talebimiz bizim coğrafyamızın da bu 47 ülkenin çoğunluğunda varılan konsensüs uygun hareket etmesidir.

Talebimiz, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM)’de 23 Mayıs 2001’de Daimi Komite tarafından kabul edilen 1518 numaralı tavsiye kararındaki: “Vicdani ret hakkı, kutsal olarak kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde belirtilen düşünce, vicdan ve din özgürlüğünün temel bir görünüşüdür” ifadelerinin Kıbrıs’ın kuzeyinde de tanınmasıdır.

Yurt ödevimiz barış, vicdani ret hakkımız olsun” diyerek başlattığımız bu mücadelemiz sürüyor ve bu mücadeleyi sürdürmeye kararlıyız.

Bu düşüncelerle vicdani reddini açıklayarak 2009’dan beri seferberliğe katılmayan vicdani retçi Murat Kanatlı’nın davasının geri çekilmesini, tüm soruşturmaların sonlandırılmasını ve vicdani ret hakkının tanınmasını talep ediyoruz. Ayrıca çeşitli gerekçelerle zorunlu askerliğe katılmayan ve bu nedenle haklarında birçok askeri işlem yapılan ve bu nedenle ülkeyi terk eden genç arkadaşlarla ilgili tüm askeri işlemlerin sonlandırılmasını, onlara vicdani ret hakkının tanınmasını da talep ediyoruz. Bu talep için yolumuz AİHM koridorlarından da geçecekse, o yolu da yürümeye kararlı olduğumuzu söylüyoruz.

Bugün burada yalnız biz yargılanmıyoruz. Vicdani ret hakkını kullanan ve bu nedenle aylardır gözaltında olan, uğradıkları haksızlıklardan dolayı açlık grevleri yapan Mısır’daki Maikel Nabil Sanad ve Türkiye’deki İnan Süver’e de dayanışmamız ortaya koyuyoruz, onların ve diğer gözaltındaki vicdani retçilerin özgürlüğü için de mücadele ettiğimizi, etmeye devam edeceğimizi net olarak ortaya koyuyoruz. Yunanistan’da da vicdani retçiler haksızlığa uğruyorlar, cezalandırıcı sivil hizmetleri reddediyorlar. Onlar da mahkemelerin kuşatması altındadırlar. Son olarak Evangelos Mihalopoulos mahkemede bir kez daha mahkûm olmuştur. Evangelos Mihalopoulos ve diğer Yunanlı vicdani retçilerin mücadelesini desteklediğimiz ve dayanışma halinde olduğumuzun da altını çizeriz…

Kıbrıs’ta ve dünyada vicdani ret hakkının hemen şimdi uluslararası hukuk tarafından kabul edilen insan hak ve özgürlükleri temelinde adil, eşit, ayrımsız bir şekilde tüm dünya yurttaşlarına uygulanmasını talep ediyoruz.

 

YKP-fem:

Militarizm şiddeti, sıradüzeni, öldürücü milliyetçiligi var eden ve yücelten, ataerkil, yok edici bir ideolojidir. Militarizm sadece savaş demek değildir. Temelinde ayrımcılık ve baskı olan cinsiyetçilik ve ırkçılık gibi başka ideolojilerden  beslenerek hayata yayılır.

Öncelikle, yaş ve cinsiyete dair hiyerarşilerin somutlaştığı ailede deneyimlediğimiz militarizm, kendini sonrasında eğitim hayatımızda temellendirir. Ta ilkokul yıllarında sıralara diziliriz, uygun adım yürür, varlığımızın türk varlığına armağan edilmesi gerektiğini öğreniriz, militarist marşlar söylemeye zorlanırız.  

Kadın olarak, militarizm deneyimimiz bununla sınırlı kalmaz. Adet, namus, gelenek, göreneklerle üzerimizdeki baskı devam eder. Kadının vatan gibi korunması gerektiğini söyleyenlerin bizi korumak adına şiddetine maruz kalırız.

Bizler feministler olarak, çocukluktan beri bize çeşitli yollarla dayatılan militarist öğretileri ve  bunların toplumu ve bireylerin hayatlarını baskıcı yöntemlerle şekillendirici etkilerini görüyoruz, ve reddediyoruz.  Ölmeye ve öldürmeye hazır erkek evlat yetiştiren, 'vatan sağ olsun' deyen kadınlar, korunması gereken pasif özneler olmayı kabul etmiyoruz.

Askerliğin zorunlu olmasının da, militarizmin baskıcı doğasının en açık örneklerinden biri olduğunu vurguluyoruz. Zorunlu askerlik, bir erkekliğe geçiş ritüeli olarak sunulur ve normalleştirilir, erkekliği agresiflikle ve şiddetle özdeşleştirir. Böylelikle, zorunlu askerlik zorla savaşacak insan rezervi oluşturmasının yanında, hayatın diğer alanlarını da etkin bir şekilde biçimlendirir.

Vicdanımız, bir insanın eline zorla silah verilip sorgulamadan öl ya da öldür denmesini reddediyor.  Egemenlerin çıkarları uğruna ölmeyi, öldürmeyi ve buna hazırlık yapmayı reddeden Murat Kanatlı’ya tam destek bildiriyoruz. Kanatlı’nın hem insan hakkı olan vicdani reddinden dolayı yargılanmasını, hem de reddettiği militarist ideolojinin mahkemesinde yargılanmak zorunda bırakılmasını şiddetle kınıyoruz. Vietnamlı vicdani retçilerin 'savaş çıkmış giden yok!' ütopyasının bir gün gerçekleşeceğine inanıyoruz. Savaşın insan kaynaklarını tükettiğimizde bu adaya ve dünyaya barış gelecektir.

 

Kıbrıslı Gençlik Platformu:

Kıbrıs’ta Vicdani Red İnisiyatifi’nin çalışmalarını yakından takip etmekteyiz. Halen sürdürülmekte olan vicdanı ret mücadelesinin haklılığının arkasındayız ve bu sürecin takipçisi olacağımızı belirtmek isteriz. Militer sistemi içeren; zorunlu askerlik hizmetinin, milliyetçi eğitim yapısının ve ataerkil sistemin de karşında durmaktayız. 

Adamız çok yakın zamanda savaş görmüştür, biz gençler savaşı yaşamadık ancak savaş psikolojisini hissetmekteyiz. İleri sürdüğümüz savaş psikolojisinin kanıtı olarak, milliyetçi ve militer eğitim sisteminin yanında, zorunlu askerlik hizmeti ve adanın birçok yerinde bulunan askeri kışlalar ve dikenli teller gösterilebilir.

Savaş sadece insan yaşamını etkilememekte aynı zamanda doğaya da zarar vermektedir. Bugün yapılması gereken, savaşın izlerini yok etmek ve kalıcı barışı sağlamak için geçmişle hesaplaşabilmektir. Buna rağmen militer sisteme boyun eğilmekte ve sistemin yeniden üretilmesine destek olunmaktadır. Tüm bunlardan ötürü vicdani ret mücadelesini önemsediğimizi ve desteklediğimizi açıklamak isteriz. Çünkü vicdan apolitik değildir, vicdanımız yaşanan süreçlere kayıtsız kalmamaktadır.

Militer yapının insanlara dayatmış olduğu tek tipleştirme ve otoriteye boyun eğme öğretisinin karışında durmaktayız. Militer sistemin ‘’orada bir düşman’’, ‘’orada bir öteki’’ yaratmasına karşı, halkların kardeşliğini savunmaktayız. Kardeşkanı akıtmayı, zarar vermeyi, insan öldürmeyi, doğayı katletmeyi  inatla öğrenmeyeceğiz ve her zaman bunların karşısında duracağız.

Bugün her an savaş çıkacakmış hissiyatını bizi aşılayan seferberlik zorunluluğuna karşı, savaşa taraf olmamak adına vicdanı ret mücadelesi verilmektedir. İdeolojiler ancak somut özneler için vardır ve ideoloji ancak somut özneler aracılığıyla işlendiğinde somut bir varoluş sağlayabilir. Vicdanı ret ve total reddin insan haklarından olduğunu düşünen bizler, bu davanın politik ve ideolojik bir süreç başlatacağına inanmaktayız. Bugün orduya ve silahlanmaya harcanan bütçenin eğitime harcanmasını talep ediyoruz. Eğer iddia edildiği gibi hukuk devletinde yasıyorsak; vicdani ret davalarının sivil mahkemelerde görülmesini istiyoruz. Hukuk karmaşası yaratan askeri mahkemelere karşı olduğumuzu bildiririz.



 Kıbrıslı Gençlik Platformu olarak, bireylerin iradeleri dışında zorla askere alınmalarına, ellerine silah verilmesine ve ordu için köleleştirilmelerine karşıyız. İnsan haklarından saydığımız vicdanı ret ve total reddin, yasal mevzuat içerisinde hak olarak düzenlenmesi için mücadele vermeye ve dayanışma göstermeye hazırız. Savaşın yıkıcılığı karşısında vicdani retti, bir düşünce özgürlüğü mücadelesi olarak da savunmaktayız.

Halklar; kendilerine ait olmayan savaşta taraf olmayı ret etmekte, kardeş halklar barışı; anti-militarizm ve vicdani ret mücadelesinde görmektedir.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət