Ana səhifə

Ülkemiz için mazisi pek eski olmayan patates, bugün yurdun hemen her yerinde yetiştirilebilmekle beraber özellikle Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Orta Anadolu da daha önemli durumdadır


Yüklə 468.69 Kb.
səhifə1/7
tarix26.06.2016
ölçüsü468.69 Kb.
  1   2   3   4   5   6   7
ÖNSÖZ

Ülkemiz için mazisi pek eski olmayan patates, bugün yurdun hemen her yerinde yetiştirilebilmekle beraber özellikle Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Orta Anadolu da daha önemli durumdadır.

Dünyada' ki hızlı nüfus artışı, memleketimizin iklim ve ekolojik durumu ve coğrafi konumu dikkate alındığında, patatesin Türkiye' de en fazla istikbal vadeden bitkilerden biri olduğu görülür.

Türkiye' de patates araştırmalarına 1930' lu yıllarda başlanılmıştır. Üretim sorunları ve verimi sınırlayan faktörler 25-30 yıl önce de büyük ölçüde bilinmesine rağmen programlı, organize ve verimli çalışmalar 1976 yılında Ülkesel Patates Araştırma ve Eğitim Projesinin yürürlüğe girmesi ile başlamıştır.

Türkiye patateste iyi bir üretici ülke durumuna girmiş ve bugüne kadar Beş Yıllık Kalkınma Planlarındaki hedefler aşılmıştır. Araştırma çalışmalarında yerli ve yabancı çeşitlerin performansları tespit edilmiştir. Ekolojik bölgelerin bir kısmı için en uygun yetiştirme teknikleri saptanmış ve üstün verimli ve vasıflı yabancı menşe' li çeşitler ithal edilerek tohumluk sorunu bir ölçüde çözümlenmiştir. Son yıllardaki verim ve üretim artışlarındaki en önemli etken, sağlıklı tohumluk kullanımındaki artış olmuştur. Özel sektörün patates tohumluğu konusundaki girişimleri de üretimdeki yükselmeyi etkilemiştir. Tabii olarak üretim artışları çeşitli sorunları da beraberinde getirmektedir. Ürün fazlasının muhafazası büyük sorun olmuştur. Patatesin muhafazası pazarlamada da en önemli bir halkadır. Aksi halde fiyatlardaki dalgalanmalar üreticiyi önemli ölçüde etkilemektedir. Sağlıklı depo kapasitesinin yetersizliği üretim sektörünün bütün unsurlarını olumsuz etkileyen bir durumdur. Patates muhafaza depolarının çok yüksek olan maliyetlerinin yanısıra, tohumluk ve yemeklik patates muhafaza depolarının ayrı ayrı düşünülmesi gerekmektedir. Ancak, bu gibi depo yatırımlarına olabilecek destek ve teşvik tedbirlerinin patates üretim ve planlamasındaki önemi ve etkisi büyük olacaktır.

Türkiye önemli bir üretici ülke olmasına rağmen aynı oranda ihracatçı bir ülke değildir. Artan üretimin dış satıma kanalize edilmesinde gerek teknik gerekse politik her türlü tedbirin alınması zorunludur. Ayrıca taze patates ihracında her an çıkması muhtemel sorunlar düşünülerek ihraç amaçlı, mamul ve yarı mamul patates işleme endüstrisi planlanmalı ve teşvik edilmelidir. Öncelikle, Avrupa Topluluğu (AT) ülkelerine, ihracatı geliştirmek için, memleketimizde yetiştirilmesi mümkün olan turfanda patates üzerinde durularak üretimin Avrupa pazarlarında bulunmadığı zamana aktarılması ve memleketimizin patates hastalıkları yönünden son durumunun ortaya çıkarılması gerekmektedir. Çünkü AT ülkeleri daha önceleri yazılmış bazı hastalık raporlarına dayanarak Türkiye' den taze patates ithalatına engel koymaktadırlar. Yapılan gözlemler ve sörveyler Türkiye' nin, bu hastalıkların bulunmadığı az sayıda ülkelerden biri olduğunu göstermiştir. Buna ilaveten dış pazarın kabul ettiği çeşitlerin ikamesi de sorunun diğer yarısını çözecektir. Diğer taraftan Orta Doğu ülkelerinin iklim ve ekolojileri tohumluk patates yetiştirilmesine müsait değildir. Bu ülkelere hem tohumluk hem de taze patates ihracatı, depolama ve soğuk nakliye imkanları geliştirildiği takdirde mümkün ve önemli görünmektedir.

Genel olarak ülkemizde verimi kısıtlayan ana faktör çeşitten ziyade tohumluktur. Kaliteli ve hastalıksız tohumluk kullanmanın, diğer bir deyimle; tohumluk sertifikasyonunun en önemli ve zorunlu olduğu bitki patatestir denilebilir. Tohumluğun yozlaşması diye ifade edilen hastalıklarla bulaşma oranı çok yükseldiği zamanlarda meristem kültürü gibi özel teknolojilerden istifade etmek zorunda kalınabilir. Tohumculukta gelişmiş birçok ülke başlangıç materyallerini meristem ve doku kültürleri yöntemi ile kontrollü şartlarda elde ederek, yine kontrollü şartlarda hızlı çoğaltım teknikleri kullanarak ürettikten sonra tarlaya geçirmekte, böylelikle tarla üretiminin süresini kısaltarak çok daha sağlıklı tohumluk üretimi yapabilmektedirler.

Yurdumuzda patates üretim ve verimindeki hedeflenen düzeye ulaşabilmek için:

1- Bu ürünün agronomisinin, üreticilere en kısa ve uygun şekilde, yayım teşkilâtındaki konu uzmanlarınca öğretilmesi,

2- Yemeklik ve tohumluk patates üretimi arasındaki farkın iyi anlaşılması, kaliteli tohumluk üretimi, kontrol ve dağıtım zincirinin sağlam bir şekilde kurulması,

3- Tohumluk üretim alanlarının belirlenmesi,

4- Bölgelerin ekolojik yapılarına uygun, yüksek adaptasyon kabiliyetine sahip verimli çeşitlerin belirlenmesi,

5- Tohumluk ve yemeklik patates ekim alanlarının genişletilmesi veya yenilenmesi açısından; diğer bitkilerin marjinal olarak ekildiği alanların keşfedilerek denemeler yapılması,

6- Monokültür patates ekilen yörelerde patates ile münavebeye girebilecek diğer kültür bitkilerinin araştırılması,

7- Beslenmede gıda değeri nedeniyle tüketiminin artırılması için memleketimizde sebze olarak düşünülen patatesin, temel besin maddesi olması yönünde yayıma önem verilmesi,

8- Önemli bölgelerde bu konuda çalışacak araştırıcı sayısının artırılması ve yetiştirilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, sertifikalı tohumluk üretiminin teşviki ve tohumluk kontrol mekanizmasının tekniğine uygun şekilde çalıştırılarak fazla üretimin ve tohumluğun ihraç imkanlarının geliştirilmesi patatesin ülkemizde geleceğini garantileyecektir.




Hüseyin ONARAN

(Ziraat Yük. Mühendisi)

Patates Araş. Enst.Müdürü
L.Abdullah ÜNLENEN

(Ziraat Mühendisi)
Asım DOĞAN

(Ziraat Teknisyeni)

ÖZET

Halen dünya ülkelerinin %79 'unda yetiştirilen patates, üretilen miktar olarak buğday, mısır ve pirinçten sonra 4. sırada yer almaktadır. Ana vatanı olan Güney Amerika 'daki And dağlarının yüksek yaylalarından dünyaya yayılmış ve bünyesindeki karbonhidrat, protein, mineral maddeler ve vitaminleriyle insan beslenmesinde, özellikle bazı ülkeler için vazgeçilmez bir gıda haline gelmiştir. Esas olarak haşlanarak veya kızartılarak taze tüketildiği gibi, gelişmiş ülkelerde; sanayide konserve, dondurulmuş parmak patates, cips, püre, granül ve toz gibi formlarda işlenmekte ve pazarlanmaktadır. Ayrıca yan ürün olarak hayvan yemi, nişasta, un ve alkol yapımında da değerlendirilmektedir.

Kültürü yapılan patates bitkisi (Solanum tuberosum L.), tek yıllık olup stolon denen toprak altı gövdesinin büyümesiyle meydana gelen yumruları hem depo, hem de vejetatif çoğalma organıdır. Dolayısıyla, birim sahadan alınacak verim ve bu verim içinde kaliteli besin elde etmede yumrular özel bir öneme sahiptir ve tüm ıslah, agronomi, fizyoloji, patoloji disiplinlerinin ve tohumluk üretim teknolojisinin odak noktasıdır.

Toprak ve iklim istekleri bakımından patates bitkisi oldukça seçicidir. Diğer bir ifadeyle, patatesin dikileceği toprak hafif bünyeli, kolay havalanır, organik maddece zengin, nötr veya hafif asit karakterde olmalıdır. Açık ve bol güneşli günler, buna karşılık serin geceler bu bitki için idealdir. Vejetasyon boyunca 15-18 oC 'lik sıcaklık ortalaması optimum olup; kısa günler yumru oluşmasını, uzun günler ise vejetatif gelişmeyi teşvik eder. İyi hazırlanmış tohumluk yatağına ön filizlendirilmiş tohumluk yumrular elle veya makinayla dikilirler. 25-60 mm çapında, 50-120 gr ağırlığındaki yumrular tohumluk boyu olarak kabul edilirler. Bu takdirde, dekara 250-350 Kg tohumluk kullanılır. Çıkıştan sonra çapa ve boğaz doldurma işlemleriyle toprak sürekli gevşek yapıda tutulur. Böylece daha çok sayıda yumru bağlamaya teşvik edilir. Keza özellikle yumru oluşumundan itibaren toprağın tavda tutulması da yumru irileşmesine, dolayısıyla verime etki eder. Bundan dolayı yağışın yeterli olmadığı durumlarda karık veya yağmurlama sulama yapılmalıdır. Patates gübrelemeye de çok iyi cevap verir. Toprak analizleriyle desteklenen bir gübreleme programı uygulanmalıdır. Vejetasyon boyunca hastalık, zararlı ve yabancı ot mücadelesi aksatılmadan yapılmalıdır.

Yeşil aksamın kendiliğinden kuruması veya yapay olarak öldürülmesi yumru kabuğunun pişkinleşmesine dolayısıyla hasat, nakliye ve depolama sırasında daha az zarar görmesine olanak verir. Hasat sonrası boylanıp çuvallanan patatesler doğrudan pazara sevk edilirler veya depolarda muhafaza edilirler. Yurdumuzda patates; ambar, kiler, bodrum, kaya mağara hatta toprak altı çukurlarında saklanmakta böylece depo kayıpları %20 veya daha fazla olabilmektedir. Oysa tekniğe uygun depolarda azami %10 'luk bir kayıpla 8-10 aylık süreyle, patatesleri uygun fizyolojide ve kalitede saklamak mümkündür. Patatesler, yığın halinde çuvallar veya kasalarda depolanabilirler. Tarladan depoya getirilen patatesler önce 15 oC sıcaklıkta 2-3 hafta tutularak yara berelerin iyileşmesi beklenir. Keza depolamanın sonunda da düşük sıcaklıklarda uzun süre bekleyen patateslerin dış ortama hazırlanabilmeleri için sıcaklığın tedricen artırılması gerekir. Depolarda muhafaza sıcaklığı ve çevre faktörlerinin kontrolü üzerine depolama amacı (tohumluk, yemeklik, sanayilik) etkilidir. Tohumluk patatesler hasattan sonra yeniden dikime kadar 7-8 ay bekletileceklerse depo sıcaklığı 4 oC ve oransal nem %90 olmalıdır. Aksine, 2-3 ay sonra dikileceklerse düşük sıcaklıklarda depolama yerine uyku devresini (dormansi) kıracak kimyevi madde uygulaması, sıcak ortamda bekletme, kesme gibi önlemler alınarak yumrularda sürgün oluşumu teşvik edilir. Yemeklik patateslerin kısa süreli depolanmasında ise depo sıcaklığı 6-7 oC olmalıdır. Sanayilik patatesler, nişastanın şekere dönüşmesini engellemek için, 8-10 oC 'de depolanmalıdır. Bu durumda filizlenmeyi önleyici kimyasal maddeler de kullanılmaktadır.

Depo yapılarının tasarımı, işletilmesi depo kurulacak yerin bulunduğu ortama göre özellik arzeder. Soğuk bölgelerde kurulan depolarda gerek doğal havalandırma gerekse mekanik soğutma sistemleriyle soğutma giderleri çok azalır, sıcak bölgelerde ise bu tür giderler artar. Her iki durumda da depo yapılarının yalıtımı çok önemlidir.

Patates bitkisi pek çok virütik, bakteriyel ve fungal hastalıklarla, zararlılara konukçuluk yapar. Bunların en önemlileri; patates yaprak kıvırcıklığı virüsü, mozaik virüsleri (PVY, PVX, PVA), mikoplazmalar, karabacak ve yumuşak çürüklük, bakteriyel solgunluk, halkalı çürüklük, mildiyö, adi uyuz, tozlu uyuz, solgunluk, siyah siğil, depo çürüklükleri, ayrıca patates böceği, patates güvesi, yaprak bitleri, nematodlar gibi zararlılar ve bazı fizyolojik bozukluklardır. Özelikle ilaçlı mücadelenin söz konusu olmadığı virüs hastalıkları için; dayanıklı çeşit geliştirme, sertifikalı tohumluk kullanma, bitkileri toprakta stres koşullarında bırakmamak ve genel hijyen kurallarını yerine getirmek, bakteriyel ve fungal hastalıklar ve zararlılar için bu önlemlerinin yanı sıra tohumluk ilaçlaması, tarla ve depoda ilaçlı mücadele şarttır.

Patates tarımının en önemli girdisi olan tohumluk, ait olduğu çeşidin özelliklerini taşımalı, dikim anında uygun fizyolojide bulunmalı ve hastalıklarla zararlılardan ari olmalıdır. Özellikle virüs hastalıkları ile bulaşık bir bitkinin yumruları tohumluk olarak kullanıldığında bunlardan gelişen bitkilerde hastalıklı olacağından tarladaki bulaşıklık oranı yıldan yıla geometrik dizi halinde artar, bitkiler canlı görünümlerini kaybeder ve tohumluğun verim gücü düşer. Tohumluk yozlaşması adı verilen bu olgu nedeniyle yetiştiriciler tohumluklarını belirli aralıklarla sağlam tohumlukla yenilemek zorundadırlar.

Patates tohumluk üretim teknolojisi mevcut kültür bitkilerinin içinde, belki de en zor olanıdır ve karmaşık bir işleyişe sahiptir. Böyle bir program; fungal, bakteriyel ve viral hastalık etmeni taşımayan başlangıç materyalinin elde edilmesiyle başlar. Bu konuda kullanılan geleneksel yol Klonal seleksiyon yöntemidir. Bu yöntemde tarlada işaretlenen sağlam görünüşlü ocaklar ayrı ayrı hasat edilir. Her ocağın bir yumrusu virüs ve diğer hastalıklar yönünden testlendikten sonra sağlam bulunanların kalan yumruları o çeşidi ait klonları oluştururlar. Bu klonların 3-4 yıl tarlada yine kontrol altında ayrı ayrı üretilmesiyle elde edilen yumrular sonunda bir araya karıştırılarak elit tohumluk elde edilir.

Temiz başlangıç materyali elde edilmesinde invitro üretim tekniklerinden yararlanan diğer bir yöntem Meristem Kültürü' dür. Bu yöntemde bitki bulaşık olsa dahi virüsün ulaşamadığı büyüme noktaları (meristem) steril şartlarda kesilerek tüpte bu amaçla hazırlanmış özel besin ortamında bitkicikler elde edilir. Bu bitkiciklerden, virüs taşımadığı test sonucu tespit edilenler yine tüpte boğum çelikleriyle hızla çoğaltılır. Yeterli laboratuvar imkanları ve tüp bitkilerinin yetiştirileceği kültür odası varsa her seferinde 5-7 kez katlanmak suretiyle bir yılda 75-700 bin bitkicik elde edilebilir. Bu bitkiciklerden serada elde edilen yumrular tarlada yetiştirilerek elit tohumluğa ulaşılır.

Hangi yöntemle elde edilirse edilsin elit tohumluğun orijinal, anaç, sertifikalı kademelerinde yine özel ihtimam ve kontrol altında çoğaltılarak yemeklik üreticisinin kullanacağı tohumluğa ulaşılması gerekir.

Halen yurdumuzda 308 sayılı yasa uyarınca tescili yapılmış, değişik kademelerde üretimi yapılan ticari çeşit sayısı 38' dir. Ari, Alpha, Cosima, Fina, Firigga, İsola, Resy, Jaerla, Desiree, Atica, Granola, Cardinal, Diamant, Grandifolia, Marfona, Caspar, Condor, Pasinler-92, Planta, Agria, Hertha, Quinta, Korigane, Obelix, Atlas, Pamina, Binella, Lyra, Agata, Lola, Cosmos, Marabel, Fianna, 101 Nif, Pepo, Satina, Lady Rosetta, Tomensa ' dır.



İÇİNDEKİLER SAYFA NO
1- PATATESİN KÖKENİ, TARİHÇESİ VE YAYILIŞI 10

2-PATATESİNÖNEMİ..................................................... 12

3-FAYDALANMA ŞEKİLLERİ....................................... 14

3.1. İnsan Yiyeceği ve Besin Değeri Olarak................ 14

3.2. Hayvan Yemi Olarak........................................... 18

3.3. Endüstri Hammaddesi Olarak................................. 19

4- PATATES TARIMI...................................................... 20

4.1. İklim İsteği. ........ 20

4.1.1. Sıcaklık............................................................ 20

4.1.2. Yağış ve Nem.................................................. 20

4.1.3. Gün Uzunluğu................................................. 20

4.1.4. Işık Yoğunluğu................................................ 21

4.2. Toprak İsteği......................................................... 21

4.3. Ekim Nöbeti.......................................................... 21

4.4. Besin İsteği ve Gübreleme.................................... 22

4.4.1. Çiftlik Gübresi................................................ 23

4.4.2. Azot Gübrelemesi........................................... 23

4.4.3. Fosfor Gübrelemesi........................................ 24

4.4.4. Potasyum Gübrelemesi................................... 25

4.5. Tohum Yatağı Hazırlığı........................................ 26

4.6. Tohumluk Hazırlığı............................................... 27

4.6.1. Çeşit Seçimi..................................................... 27

4.6.2. Tohumluğun Sağlık Durumu............................ 29

4.6.3. Fizyolojik Yaş.................................................. 29

4.6.4. Yumru Boyu..................................................... 35

4.7. Dikim...................................................................... 37

4.7.1. Dikim Zamanı................................................... 37

4.7.2. Dikim Derinliği................................................. 37

4.7.3. Dikim Mesafesi................................................. 39

4.7.4. Dikim Yöntemleri............................................. 40

4.8. Bakım...................................................................... 42

4.8.1. Boğaz Doldurma............................................... 42

4.8.2. Yabancı Ot Kontrolü......................................... 43

4.8.3. Üst Gübreleme................................................... 46

4.8.4. Sulama............................................................... 46

4.8.5. Hastalık ve Zararlılarla Mücadele...................... 54

4.9. Hasat........................................................................ 57

4.9.1. Elle Hasat............................................................ 58

4.9.2. Pullukla Hasat..................................................... 59

4.9.3. Yarı Otomatik Makinalarla Hasat....................... 59

4.9.4. Tam Otomatik Makinalarla Hasat....................... 59

4.10. Depolama................................................................ 59

4.10.1. Yumrunun Depo İstekleri................................. 59

4.10.2. Hasattan Sonra Yum. Durumu ve Depo Kayıpları 60

4.10.2.1. Su Kaybı.................................................... 60

4.10.2.2. Solunum.................................................... 61

4.10.2.3. Sürgün Oluşumu........................................ 62

4.10.2.4. Hastalık ve Zararlılar................................. 63

4.10.3. Depolama Devreleri........................................ 64

4.10.4. Patates Depolama Yöntemleri......................... 65

5- DÜNYA, TÜRKİYE VE NİĞDE' DE PATATES ÜRETİMİ 69

5.1. Dünya Patates Üretim Durumu............................... 69

5.2. Türkiye' de Patates Üretim Durumu....................... 70

5.2.1. Pazarlama ve Değerlendirme............................ 72

5.3. Niğde Yöresinde Patates Üretimi, Sorunları ve Çözüm

Öneriler................................................................. 79

5.3.1. Niğde İline Ait Genel Bilgiler......................... 79

5.3.1.1. Coğrafi Konumu ve Özellikleri.................. 79

5.3.1.2. İklim Şartları.............................................. 80

5.3.2. Niğde İlinin Tarımsal Özellikleri..................... 80

5.3.2.1. Arazi Kullanma Durumu........................... 80

5.3.2.2. Sulanabilen Tarım Arazisi Durumu........... 81

5.3.3. Patatesin Türkiye ve Niğde Ekonomisine Katkısı. 82

5.3.4. Niğde Patates Üretimi.................................... 82

5.3.5. Niğde' de Patates Üretiminde Karşılaşılan Sorunlar

ve Çözüm Önerileri......... 83

5.3.5.1. Tohumluk Aşamasındaki Problemler.......... 83

5.3.5.2. Üretim Aşamasındaki Problemler............... 84

5.3.5.3. Finansman Konusundaki Problemler.......... 84

5.3.5.5. Pazarlama Konusundaki Problemler.......... 85


KAYNAKLAR............................................................... 87



1-PATATESİN KÖKENİ, TARİHÇESİ VE YAYILIŞI
Patates (Solanum tuberosum L.) türleri, Amerika kıtası ve dünyanın birçok ülkelerinde yabani olarak bulunmakla beraber, yumru oluşturan kültür formlarına, yalnız Güney Amerika' da rastlanmaktadır.

Son zamanlara kadar, patatesin gen merkezi kesin olarak belirlenememiştir. Ancak, patates türlerinin somatik kromozom sayılarına ve coğrafi alanlarına göre yapılan yoğun genetik ve bitki ıslahı araştırmalarından sonra, patatesin gen merkezi oldukça aydınlatılmış ve buna göre, patatesin gen merkezi olarak; Şili' den Meksika' ya kadar uzanan alan, Peru sahilleri ve And dağları kabul edilmiştir.

Stevenson (1951)' a göre; patatesin yetiştirildiği ve insanlar tarafından yenildiği, ilk defa, 1537 yılında İspanyol gemicileri tarafından, Güney Amerika' da And dağları bölgesinde görülmüştür. İspanyol gemicileri, And dağlarındaki Mağdalen vadisinin işgali sırasında girdikleri bir yerli evinde, "Truffles" adı verilen patatesi görmüşlerdir. İspanyollar, daha sonra patatese "papa" ismini vermişler, ancak bu isim Avrupa' da pek kullanılmamıştır.

Patates, Avrupa' ya ilk defa 1570 yılında İspanyol gemicileri tarafından, 1590 yılında ise İngilizler tarafından Amerika kıtasından getirilmiştir.

İspanyol gemicileri tarafından 1570 yılında getirilen bu ilk patatesler, önce Güney İspanya bölgesinde yetiştirilmiş, daha sonra İtalya ve Portekiz' e götürülmüştür. İngiltere' ye getirilen ilk patatesler ise, önce İrlanda' da yetiştirilmiş, daha sonra İskoçya ve Galler bölgelerine yayılmıştır. Patatesin gerçek anlamda değerini ilk olarak İrlandalılar anlamış ve 17. yüzyılın başlarında, ilk defa bu ülkede patates tarla ziraatı halinde yetiştirilmeye başlamıştır. Patates tarımı, İrlanda' da hızla gelişmiş ve 18. yüzyılda bu ülkede patates halkın temel gıda maddesi haline gelmiştir. Öyle ki, 1845 yılında, İrlanda' da kişi başına günlük patates tüketimi 4-6 kg' a ulaşmıştır. 1845 yılı yaz döneminde, yağışlı ve soğuk iklim koşulları nedeniyle Mildiyö hastalığı (Fhytophthora infestans) ortaya çıkmış ve patates bitkilerinin ölmesine neden olmuştur. 1851 yılına kadar geçen 6 yıllık dönemde, İrlanda' da patates kıtlığı yaşanmış ve bu süre içerisinde 1 milyondan fazla insan açlıktan ölmüştür. Açlık nedeniyle; 1847 yılında A.B.D. ye göç başlamış 5.000' den fazla İrlandalı ise A.B.D.' ye ulaşamadan denizde boğulmuştur. 1 milyon' dan fazla İrlandalı Kuzey Amerika kıtasına ulaşmış ve buraya yerleşmiştir. Kenedy ve Regan gibi A.B.D.' nin başkanlığını yapmış kişiler de, patates kıtlığı nedeniyle A:BD.' ne göç etmiş İrlandalı göçmenlerdir.

Patates, 1745 yılında İtaya' dan Almanya' ya ve Avusturya'ya girmiş ve tarımına başlanmıştır. 1780' li yıllardan sonra Avrupa' nın Almanca konuşan ülkelerine (Hollanda, Belçika) getirilen patates, bu ülkelerde yetiştirilmeye başlanmış, ancak bu ülkelerde patates tarımı 19. asırdan sonra büyük gelişme göstermiştir.

1739 yılında, İskoçya' da patates tarımına başlanılmış, ancak protestan dinine mensup ileri gelen kişiler, kutsal kitap "Tevrat" da patatesle ilgili bir bilgiye rastlamadıklarını beyan ederek; patatese karşı olumsuz bir tepki göstermişler ve patates yemenin günah olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Patates, Fransa'ya 1600 'lü yıllarda botanik bahçelerinde yetiştirilmek amacıyla getirilmiş, ancak 17. asrın ortalarında bu ülkede tarımına başlanmıştır. Fransa 'da patatesin gelişimi yavaş olmuştur. Bunun nedeni; hekimlerin patatesin zehirli bir bitki olduğu ve bazı hastalıklara neden olduğunu ileri sürmeleridir. Patates Fransa da 1773 yılından sonra hızla gelişmiş ve popüler bir bitki olmuştur. Patates Rusya'ya 1764 'lü yıllarda Hollanda'dan girmiştir. 1765 yılından sonra tüm Rusya 'ya yayılmaya başlanmıştır.

18. Asrın ortalarında, patates İskoçya 'dan Norveç, İsveç ve Danimarka gibi Kuzey Avrupa ülkelerine girmiş ve buralarda tarımına başlanmıştır.

17. Asrın başlarına kadar, Kuzey Amerika 'da patates hiç bilinmiyordu. 1719 yılında, İskoçyalı göçmenlerle patates A.B.D. 'ye getirilmiş ve New Hempshire bölgesinde yetiştirilmeye başlanmıştır.

Patates 17. asrın başlarında, İngiliz misyonerleri aracılığıyla Hindistan ve Çin' e götürülmüş ve buralara yayılmaları sağlanmıştır. 17. asrın sonlarına doğru ise patates; Japonya, Afrika ve batı adalarına, 18. asrın ortalarına doğru ise, tropikal bölgelere götürülmüştür.

Patates 1769 yılında Fransız gemicileri tarafından Yeni Zelanda' ya götürülmüş ve 1840' lı yıllardan sonra bu ülkede patates tarımı hızla gelişmiştir. (Hawkes 1978)

Başlangıçta, Patates Avrupa' da pek tutunamamıştır. 17. ci asırda Avrupa' da birçok bahçelerde küçük çapta patates üretilmeye başlanmış, ancak hakiki anlamdaki patates tarımına 18. ci yüzyılda geçilmiş ve geniş alanlarda tarla ziraatı halinde yetiştirilmeye başlanmıştır.

Patatesin Türkiye' ye girişi ile ilgili farklı görüşler ileri sürülmektedir. İlisulu (1957) 'ye göre patates 1850 yılında Rusya 'dan Kafkasya yolu ile Türkiye 'ye girmiş ve ilk olarak Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgesi yaylalarında yetiştirilmiştir.

Zhukovsky (1933) 'e göre ise; patates, Türkiye 'ye 1853 yılında girmiş ve çiftçiler tarafından 19. yüzyılda tüketilmeye başlanmıştır. Türkiye 'de patates tarımına ilk defa Sakarya nehri vadisinde, Karadeniz boğazı yakınlarında ve Adapazarı bölgesinde başlanmış, bundan tüm ülkeye yayılmıştır.

İpek (1938), ülkemizde patatesin ilk defa 1876 yılında Adapazarı ovasında yetiştirildiğini bildirmektedir. Patatesin, Adapazarı bölgesinde yetiştirilmesinde Hüdevandigar valisi Ahmet Vefik Paşa' nın büyük rolü olmuştur. Patates, toprak kokan bir ürün olduğu için köylüler tarafından fazla ilgi görmemiş, ancak daha sonra 15 yıl süreyle öşürden muaf tutulmak suretiyle bölgeye yayılmasına çalışılmış ve 15 yıl sonra ancak, tarla ziraatı halinde yetiştirilmeye başlanmıştır. 1908 -1910 yıllarında Marsilya' dan sağlam ve hastalıksız patates tohumlarının getirilmesiyle verimde önemli artışlar elde edilmiş, kazançlı ve faydalı bir bitki olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine, patates üretimi ülkemizde hızla gelişmiş ve bugünkü seviyelere ulaşmıştır.


2-PATATESİN ÖNEMİ
Tek yıllık bir kültür bitkisi olan patates, çeşitli iklim bölgelerine kolaylıkla uyum sağlayabildiği için, dünyanın hemen yer yerinde başarıyla yetiştirilmiş ve besin kaynağı olarak değişik şekillerde kullanılarak tüketimi hızlı bir şekilde artmıştır.

Yumrularında; nişasta halinde karbonhidrat, protein, vitaminler ve Demir gibi önemli besin maddelerini içeren patates, insanlar tarafından doğrudan mutfaklarda tüketildiği gibi, işlenerek değişik şekillerde (cips, parmak patates vs.) tüketilmektedir. Ayrıca, ekmek ununa %3-5 oranında patates unu karıştırıldığında, ekmeklerin lezzetini artırmakta ve bayatlamayı geciktirmektedir. Yüksek oranda nişasta içeren çeşitler endüstride hammadde (nişasta, alkol, vs.) olarak ve bir kısmı da hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir. Patates nişastası, salam ve sosis yapımında oldukça yaygın kullanılmaktadır.

Özellikle; geri kalmış, yetersiz ve dengesiz beslenen ülkelerde patates, değerli bir besin kaynağı olarak önem kazanmaktadır. Patatesin insan beslenmesindeki önemini araştırıcılar yaptıkları araştırmalar sonunda elde ettiği verilere göre şu şekilde açıklamışlardır. 100 gr ’lık patates yumrusu; normal bir insanın gereksinim duyduğu günlük proteinin minimum %7’sini, demirin %l0’unu, C vitamininin %20-50’sini, B1 vitamininin %10’unu ve enerjinin %3’ünü karşılamaktadır. Bu değerler, patatesin beslenmedeki yerini ve önemini açık olarak göstermektedir. Ayrıca, bu değerler, son yıllarda hızlı bir nüfus artışı sonucu ortaya çıkan gıda açığını kapatmada ve ülkelerin beslenme sorununu çözmede patatesin ne derece etkili bir besin kaynağı olacağını açık olarak ortaya koymaktadır.

Patates, birim alandan en yüksek ürün kaldırılan bitkilerden biri olması nedeni ile, tropik ve subtropik ülkelerinin dahil olduğu, dünyanın pek çok yerinde, dekardan elde edilen günlük enerji ve protein üretimi bakımından bu ülkelerdeki temel besin maddesi üreten bitkiler ile rahatlıkla yarışabilmekte ve onları geçebilmektedir.

Patates, insan besini olarak Avrupa ve Amerika ülkelerinde çok fazla tüketilmektedir. Temel gıda maddesi olarak, ülkemizde buğday ne kadar önemli ise, Avrupa ülkelerinde de patates o derece önemlidir. Özellikle Avrupa ülkelerinde, günlük hayata tamamen girmiş durumdadır. Bu ülkelerde yaşayan insanlar, ihtiyaç duydukları günlük proteinin %16’sını, enerjinin %3’ünü ve vitamin gereksiniminin %40’ını patatesten karşılamaktadırlar. Patates, bir çapa bitkisidir. Kendisinden sonra ekilecek bitkiye temiz ve havalanmış bir toprak bırakmaktadır. Bundan dolayı önemli bir ekim nöbeti bitkisi olarak değerlendirilmektedir. Diğer taraftan kışları ılık geçen Akdeniz ikliminin etkisi altında kalan kıyı bölgelerinde patates, kış mevsiminde turfanda olarak yetişebilmekte ve dekardan oldukça yüksek yumru verimi alınabilmektedir. Bu bölgelerde kışları boş bırakılan araziler değerlendirildiğinden, ülke ekonomisine büyük katkılar sağlanmaktadır.
3- FAYDALANMA ŞEKİLLERİ
Patates günlük hayatımızdaki önemi kadar, tarımda da çok büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Patates kültür bitkileri içinde tarım kültürü en yüksek olan ürünlerden biridir. Patates bitkisinden yüksek verim ve üstün kaliteli ürün almak için gerekli ve yeterli bilgilere sahip olan çiftçiler hemen hemen bitkisel üretimin bütün dallarında başarılı olabilirler.

Patates önemli bir endüstri bitkisi olduğu gibi, aynı zamanda da çok faydalı bir çapa bitkisidir. Çapa bitkilerinin gerek toprağın işlenmesi gerekse yabancı ot mücadelesi bakımından önemi son derece büyüktür. Patates bitkisi çok önemli bir ekim nöbeti bitkisidir. Gerek tahıllar ve baklagiller, gerekse diğer endüstri bitkileri ve yem bitkileri ile son derece uyumlu bir ekim nöbeti sağlanmaktadır. Patates bitkisinin toprak üstü aksamı hayvan altlığı olarak değerlendirilebilir.


3.1- İnsan Yiyeceği ve Besin Değeri Olarak
Bugün insan yiyeceği olarak kullanılan gıda maddeleri dört ayrı grupta incelenmektedir. Bunların başında da beslenme için mutlak gerekli olan karbonhidratlar, yağlar ve proteinler gelmektedir. Son çeyrek yüzyıldır, özellikle büyüme çağında çok gerekli olan, büyümeyi ve gelişmeyi düzenleyici maddelerle sağlığı koruyucu besinlerin ayrı bir öneminin olduğu ortaya konulmuş ve bu maddeler dördüncü grup olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Patates en önemli karbonhidrat kaynaklarının başında gelmektedir.

Halen dünyada patates ekim alanları bakımından buğday, çeltik, mısır, arpa ve soya fasulyesinden sonra altıncı; üretim miktarı bakımından buğday, çeltik ve mısırdan sonra dördüncü, bu ürünler arasında verim bakımından birinci sırayı almaktadır. Bu sıralama bile patatesin, bir kültür bitkisi olarak hem de insan yiyeceği olarak tarımda ve beslenmedeki önemini bütün açıklığı ile göstermeye yeterlidir. Daha önce de belirtildiği gibi beslenme için gerekli üç önemli madde karbonhidratlar, yağlar ve proteinlerdir. İnsan ve hayvan beslenmesinde özellikle karbonhidratlar enerji kaynağı olarak değerlendirilmektedir. Patates hem önemli bir karbonhidrat kaynağı hem de bir miktar protein içermektedir. Patatesin beslenme açısından önemini belirtmek için acaba patates yumrusunun bileşimi nedir? sorusunu cevaplandırmak gereklidir. Aşağıdaki Çizelge 1' de yumrunun kimyasal bileşimi verilmiştir. Daha öncede ifade edildiği gibi aşağıdaki Çizelge 1 'de görülüyor ki patates kuru maddesinin en önemli kısmı karbonhidratlar ve özellikle nişasta meydana getirmektedir. Diğer karbonhidratlar çok azdır. Patates yumrusundaki nişasta oranı %11 ile %24 arasında değişmektedir. Patatesten daha fazla nişasta tahıllarda bulunmaktadır. Patates nişastası ile tahıl nişastaları arasında nişasta tanelerinin şekli ve büyüklüğü açısından bazı farklar vardır. Bu durum aşağıdaki Çizelge 2 'de görülmektedir. Patates nişastasının hazmı tahıl nişastalarına göre daha kolaydır. Patates nişastası soğuk suda erimez, fakat sıcak suda çiriş-kola haline gelir. Patates nişastasının çirişlenme derecesi düşüktür (65 oC) ve fazla yapışkan değildir.

Patates birinci derecede nişasta kaynağı olmakla birlikte ihmal edilemeyecek kadar protein de bulundurmaktadır. Patates proteininin içerdiği amino asitler beslenme açısından son derece önemlidir. Özellikle amino asitlerin yeni gelişen ve genç canlılarda mutlak lüzumlu yapı taşları olmaları beslenme bakımından önemlerini bir kat daha artırmaktadır. Bebek ve çocuk mamalarına konulan patates ununun ihtiva ettiği başlıca amino asitler Tryptophane, Lycine, Leucine, İsoleucine, Methionine, Cystine, Phenylalanine, Tyrosine ve Valine’dir. Patateste bulunan proteinin faydalanma değeri, en önemli protein kaynağı yumurta ve yine temel ürünlerden olan soya, mısır, buğday unu, fasulye ve bezelyelerin protein değeri ile karşılaştırıldığında oldukça yüksek olduğu görülmektedir.

Çizelge 1: Patates yumrusunun kimyasal bileşimi (100 gr.)



Yumrudaki Maddeler


Ortalama Değerler (%)

(mg / 100 gr )

Su

75.20

-

Kuru Madde

24.80

-

-Nişasta

17.73

-

-Azotsuz Öz Madde

(Nişasta hariç)



3.34

-

-Ham Protein

1.67

-

-Ham Kül

1.11

-

K

-

500

P

-

50

Ca

-

15

Fe

-

1

-Ham Selüloz

0.80

-

-Ham Yağ

0.15

-

-Solanin

0.15

-

-Vitaminler

-

-

C Vitamini

-

30

B Vitamini

-

0.1

Niacin

-

1.2

B2 Vitamini

-

0.4

B1 Vitamini

-

0.3

A Vitamini

-

7700 i.ü/kg
  1   2   3   4   5   6   7


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət