Ana səhifə

Turkish basic course


Yüklə 0.91 Mb.
səhifə13/13
tarix26.06.2016
ölçüsü0.91 Mb.
1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   13

* this has been completed for you



Pattern 1: (use vocabulary 1)

Q. Kaç kolumuz var?


A. İki kolumuz var.
Q. Kaç ağzımız var?
A. Bir ağzımız var.

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 7 & 8 – Yedinci Kısım ve Sekizinci Kısım
Vocabulary 2:

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 7 & 8 – Yedinci Kısım ve Sekizinci Kısım
Vocabulary 2: (continued)

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 7 & 8 – Yedinci Kısım ve Sekizinci Kısım
Vocabulary 2: (continued)

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 7 – Yedinci Kısım
Ev Ödevi Homework


Vocabulary 2:




1.

o-da

ka-

2.

şö-för

a-ra-ba

3.

o-da

pen-ce-re

4.

ki-ler

ka-

5.

öğ-ret-men

göz-lük

6.

ma-sa

a-yak

7.

a-dam

ço-cuk

8.

gar-son

kız-kar-deş

9.

ev

o-da

10.

dok-tor

has-ta

11.

ba-lık-çı

ka-yık

* this has been completed for you



Pattern 2: (use vocabulary 2)

Q. bu-o-da-nın-kaç-ka-pı-sı-var?
A. bu-o-da-nı-ni-ki-ka-pı-sı-var.
Q. bu-şö-fö-rün-ka-ça-ra-ba-sı-var?
A. bu-şö-fö-rün-bi-ra-ra-ba-sı-var.

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 8 – Sekizinci Kısım
Ev Ödevi Homework


Vocabulary 2:




1.

oda

kapı

2.

şöför

araba

3.

oda

pencere

4.

kiler

kapı

5.

öğretmen

gözlük

6.

masa

ayak

7.

adam

çocuk

8.

garson

kızkardeş

9.

ev

oda

10.

doktor

hasta

11.

balıkçı

kayık

* this has been completed for you



Pattern 2: (use vocabulary 2)

Q. Bu odanın kaç kapısı var?


A. Bu odanın iki kapısı var.
Q. Bu şöförün kaç arabası var?
A. Bu şöförün bir arabası var.

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 7 & 8 – Yedinci Kısım ve Sekizinci Kısım
Vocabulary 3:

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 7 & 8 – Yedinci Kısım ve Sekizinci Kısım
Vocabulary 3: (continued)

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 7 & 8 – Yedinci Kısım ve Sekizinci Kısım
Vocabulary 3: (continued)

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 7 – Yedinci Kısım
Ev Ödevi Homework


Vocabulary 3:




1.

kah-ve

şe-ker

2.

ye-mek

tuz

3.

ço-cuk

an-ne

4.

aş-çı

kar-deş

5.

u-çak

pi-lot

6.

ev

mut-fak

7.

a-dam

pa-ra

8.

ba-lık-çı

ka-yık

9.

aş-çı

ten-ce-re

10.

do-lap

ka-pı

11.

her-kes

saç

12.

ço-cuk

kö-pek

* this has been completed for you



Pattern 3: (use vocabulary 3)

Q. kah-ve-nin-şe-ke-ri-var-mı?


A. ha-yır, kah-ve-nin-şe-ke-ri-yok.
Q. ye-me-ğin-tu-zu-var-mı?
A. ha-yır, ye-me-ğin-tu-zu-yok.

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 8 – Sekizinci Kısım
Ev Ödevi Homework


Vocabulary 3:




1.

kahve

şeker

2.

yemek

tuz

3.

çocuk

anne

4.

aşçı

kardeş

5.

uçak

pilot

6.

ev

mutfak

7.

adam

para

8.

balıkçı

kayık

9.

aşçı

tencere

10.

dolap

kapı

11.

herkes

saç

12.

çocuk

köpek178

* this has been completed for you



Pattern 3: (use vocabulary 2)

Q. Kahvenin şekeri var mı?


A. Hayır, kahvenin şekeri yok.
Q. Yemeğin tuzu var mı?
A. Hayır, yemeğin tuzu yok.

LESSON 16 –ON ALTINCI DERS

Section 9 – Dokuzuncu Kısım
Yedek Ev Ödevi Extra Homework
Translate the following sentences into Turkish:



  1. How many children do you have?



  1. Does everybody have money?



  1. Doesn’t he have a friend in Antalya?



  1. Are you going to Ankara by plane?



  1. Who wants to go to İzmir with us?



  1. Nobody has a car.



  1. Do you have a car?



  1. Who does not have a car?



  1. Don’t you have a hat?



  1. How many friends does she have?

TURKISH - ENGLISH VOCABULARY – LESSONS 9 – 16

TÜRKÇE - İNGİLİZCE KELİMELER 9 – 16 DERS


açık - open 13

açmak – to open 92

adres - address 148

ağız - mouth 219

alın – forehead 211

almak – to take, to buy, to receive 179

altmış - sixty 121

anlamak – to understand 24

anlatmak – to explain, to tell about 214

aramak – to look for, to search 104

ayak - foot 219

bacak - leg 210

bakmak – to look at, to look after, to tend 148

balık - fish 36

banka - bank 36

baş - head 211

başka – different, another 12

beğenmek – to like, to admire, to approve 92

bezelye - peas 63

biber - pepper 121

bilet - ticket 148

biletçi – ticket salesman, ticket collector 149

binmek – to get on, to ride 149

bira - beer 12

biraz – a little 13

bitirmek – to finish 92

bıçak - knife 36

börek – a Turkish ground meat or cheese pastry 180

burun – nose 219

çağırmak – to call, to summon 93

çekmece – drawer (of a desk, table, etc.) 36

cevap - answer 148

cevap vermek – to answer 148

çıkmak – to go out, to climb, to appear, to result 179

çocuk - child 47

çünkü - because 63

deniz - sea 121

ders - lesson 149

diğer – the other, another 179

dil - tongue 210

dinlemek – to listen 93

diş - tooth 210

diz - knee 210

doksan - ninety 122

doktor - doctor 24

dolap - cupboard 36

domates - tomato 63

dönmek – to return, to turn 179

dudak - lip 219

dükkân – shop, store 125

ekmek - bread 12

ekmekçi - baker 66

el - hand 210

erkek – man, male 97

et - meat 12

fakat - but 17

fasulye - beans 63

fırın - oven 63

fıstık - nut 180

gelmek – to come 179

gemi - ship 121

getirmek – to bring 64

girmek – to enter 148

gitmek – to go 158

görmek – to see 92

göz - eye 210

hafta - week 64

hamur - dough 180

hastane - hospital 37

havuç - carrot 63

hazırlamak – to prepare 76

her – each, every 122

herkes - everyone 210

ile (la,le) - with 180

inmek – to descend 179

iskele – warf, pier 148

istemek – to want 76

kalkmak – to get up, to rise 179

kanape – sofa, couch 93

kapalı - closed 13

kapatmak – to close, shut 92

karatahta - blackboard 149

karıştırmak – to stir 180

kaş - eyebrow 211

kasap - butcher 63

kâse - bowl 179

kaşık - spoon 36

kayık – a rowboat 121

kelime - word 149

kiler - pantry 179

kimse – (with affirmative) someone, anyone, (with negative) nobody, no one 210

kıyma – ground meat 180

kızartmak – to toast, to roast, to fry 63

kol - arm 210

köpek - dog 229

köprü - bridge 93

koymak – to put, to place 148

kulak - ear 210

lokanta - restaurant 38

lütfen – please, as a favor 149

manav – fresh vegtable and fruit store 36

müfettiş - inspector 13

mutfak - kitchen 38

niçin - why 63

ocak – stove, oven 36

öğrenmek – to learn 13

öğretmek – to teach 149

okul - school 17

okumak – to read 12

omuz – shoulder 211

onlar - they 16

otel - hotel 92

otobüs - bus 179

öyleyse – if so , in that case, then 64

parmak - finger 219

patates - potato 12

peynir - cheese 12

pilav – a rice dish prepared in various ways 63

pişirmek – to cook 12

portakal - orange 12

posta – mail, post 149

sahil – sea coast , river bank 93

salata – salad, lettuce 63

sandalye – chair 38

satın almak – to buy 93

satmak – to sell 63

sebze - vegtables 36

sebzeci – vegetable vendor, one who sells greens 63

seksen - eighty 122

sevmek – to love 63

sinema - movie 179

sirke - vinegar 121

sis - fog 121

sonra – after, afterwards 148

sormak – to ask , to question 148

soru - question 148

tabak - plate 36

tabii – naturally, of course 37

taksi - taxicab 179

tava – frying pan 36

tavuk – hen, chicken 76

taze - fresh 180

tencere – cooking pot 36

tereyağı - butter 64

tüfek – rifle, gun 194

Türkçe – Turkish (language) 13

tuz - salt 121

uçak - airplane 37

un - flour 179

uyumak – to sleep 13

vapur - ferry, ship, boat 148

var – there is, exists 121

vazo - vase 36

vermek – to give 148

yalnız – only, alone 64

yanaşmak – to come alongside, to approach, to draw near 148

yanıt - answer 150

yanıt vermek – to answer 150

yastık - pillow 122

yatak -bed 122

yemek (n) - food 12

yemek (verb) to eat 13

yetmiş - seventy 122

yok – there is not 121

yol – road, path, way 81

yolcu – traveller, passenger 37

yüksek - high 123

yumurta - egg 81

yüz - hundred 121

zarf - envelope 148

zeytinyağı – olive oil 63

zücaciye – glassware, porcelain, kitchenware 81

zücaciyeci – kitchenware seller 81

İngilizce – English (language) 76

şarap - wine 121

şemsiye - umbrella 38

şişe - bottle 64

şişman - fat 92





1 okumak – to read

2 yemek (n) - food

3 pişirmek – to cook

4 patates - potato

5 et - meat

6 bira - beer

7 başka – different, another

8 peynir - cheese

10 portakal - orange

11 Türkçe – Turkish (language)

12 öğrenmek – to learn

13 müfettiş - inspector

14 biraz – a little

15 uyumak – to sleep

16 yemek (verb) to eat

17 açık - open

18 kapalı - closed

19 onlar - they

20 okul - school

21 fakat - but

22 doktor - doctor

23 anlamak – to understand

24 tabak - plate

25 kaşık - spoon

26 bıçak - knife

27 tencere – cooking pot

28 vazo - vase

29 banka - bank

30 sebze - vegtables

31 manav – fresh vegtable and fruit store

32 dolap - cupboard

33 çekmece – drawer (of a desk, table, etc.)

34 balık - fish

35 tava – frying pan

36 ocak – stove, oven

38 yolcu – traveller, passenger

39 uçak - airplane

40 tabii – naturally, of course

41 sandalye – chair (armless)

42 şemsiye - umbrella

43 mutfak - kitchen

44 lokanta - restaurant

45 çocuk - child

46 pilav – a rice dish prepared in various ways

47 salata – salad, lettuce

49 zeytinyağı – olive oil

50 fasulye - beans

51 niçin - why

52 çünkü - because

53 sevmek – to love

54 kasap - butcher

55 satmak – to sell

56 sebzeci – vegetable vendor, one who sells greens

57 bezelye - peas

59 fırın - oven

60 kızartmak – to toast, to roast, to fry (actually to redden)

61 getirmek – to bring

62 hafta - week

63 yalnız – only, alone

64 şişe - bottle

65 tereyağı - butter

66 öyleyse – if so , in that case, then

67 ekmekçi - baker

68 İngilizce – English (language)

69 istemek – to want

70 hazırlamak – to prepare

71 tavuk – hen, chicken

72 yumurta - egg

73 zücaciye – glassware, porcelain, kitchenware

74 yol – road, path, way

75 zücaciyeci – kitchenware seller

76 açmak – to open

77 kapatmak – to close, shut

78 bitirmek – to finish (transitive verb)

79 şişman - fat

80 görmek – to see

81 otel - hotel

82 beğenmek – to like, to admire, to approve

83 dinlemek – to listen (always with accusative: beni dinle)

84 kanape – sofa, couch

85 satın almak – to buy

86 çağırmak – to call, to summon

87 köprü - bridge

88 sahil – sea coast , river bank

89 erkek – man, male

90 aramak – to look for, to search

91 var – there is, exists

92 sis - fog

93 yüz - hundred

94 yok – there is not

96 gemi - ship

97 kayık – a rowboat

98 altmış - sixty

99 sirke - vinegar

100 tuz - salt

101 biber - pepper

102 şarap - wine

103 yatak -bed

104 yetmiş - seventy

105 yastık - pillow

107 doksan - ninety

108 her – each, every

109 yüksek - high

110 dükkân – shop, store

111 vermek – to give

112 girmek – to enter

113 koymak – to put, to place

114 soru – question

115 sormak – to ask , to question

116 cevap – answer

117 cevap vermek – to answer

118 bakmak – to look at, to look after, to tend (always with dative) ‘buna bakınız: look at this’

119 vapur – ferry, ship, boat steamboat

120 iskele – wharf, pier

121 yanaşmak – to come alongside, to approach, to draw near

122 bilet – ticket

123 zarf – envelope

124 sonra – after, afterwards

125 adres – address

126 lütfen – please, as a favor

127 posta – mail, post

128 ders - lesson

129 öğretmek – to teach

131 karatahta - blackboard

132 biletçi – ticket salesman, ticket collector

133 binmek – to get on, to ride (always with dative)

134 yanıt - answer

135 yanıt vermek – to answer

136 gitmek – to go

137 almak – to take, to buy, to receive

138 çıkmak – to go out, to climb, to appear, to result

139 kalkmak – to get up, to rise

140 otobüs – bus

141 inmek – to descend

142 gelmek – to come

143 sinema – movie

144 taksi – taxicab

145 dönmek – to return, to turn

146 kiler – pantry

147 kâse – bowl

148 un – flour

149 diğer – the other, another

150 taze – fresh

151 ile (la,le) – with (usually joined to the word) kalem ile – kalemle ,unla (with the flour)

152 hamur – dough

153 karıştırmak – to stir

154 börek – a Turkish ground meat or cheese pastry

155 kıyma – ground meat

156 fıstık – nut

157 tüfek – rifle, gun

158 kol – arm

159 el – hand

160 kulak – ear

161 dil – tongue

162 göz – eye

163 kimse – (with affirmative) someone, anyone, (with negative) nobody, no one

164 herkes – everyone

165 diş – tooth

166 bacak – leg

167 diz – knee

168 kaş – eyebrow

169 alın – forehead (when suffix beginning with a vowel is added ı is dropped: alnım, alnı)

170 omuz – shoulder ( when a suffix beginning with a vowel is added the u is dropped: omzum, omzu)

171 baş – head

172 anlatmak – to explain, to tell about

173 ağız - mouth

175 burun – nose (when suffix beginning with a vowel is added, the second u is dropped: burnum, burnu)

176 dudak - lip

177 parmak - finger

178 köpek - dog

1   ...   5   6   7   8   9   10   11   12   13


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət