Ana səhifə

TÜrk ceza hukukunda öRGÜTLÜ suçluluk


Yüklə 231.2 Kb.
səhifə4/4
tarix26.06.2016
ölçüsü231.2 Kb.
1   2   3   4

9.3. Terör suçlusu

5532 sayılı Kanun, TMK' un 2. maddesi hükmünü değiştirmemiş, terör suçlusu tanımını korumuştur. Bu demektir ki, 5532 sayılı Kanun, birçok değişiklik yapmasına rağmen, esas olarak TMK' un yapısına, esas ve ilkelerine sadık kalmıştır.


9. 4. Örgüt kurmak

örgütünün propagandasını yapmak

ve örgüte mali kaynak sağlamak suçları
9.4.1. Kanunun terör ve terörizme bakışı

TMK., terör ve terörizmle mücadeleyi bir bütün olarak görmek istemektedir. Bu bağlamda, kanun, terör ve terörizme katkıda bulunan her faaliyeti yasaklamak yoluna gitmiş ve bu faaliyetlerde bulunmayı suç saymıştır.

Gerçekten, 5532 sayılı Kanun, TMK' un mülga 8. maddesinde "Terörün finasmanını" ve eklediği 8/A maddesinde nitelikli halleri düzenlemiştir. Kanun, ayrıca, terörle mücadele unsurlarını, işlevlerini yerine getirmede etkin kılıcı düzenlemelere yer vermiştir.

Konu örgütlü suçluluk olduğundan, burada, suçlar üzerinde durulacaktır.


9.4.2. Örgüt kurmak, yönetmek ve örgüte üye olmak

TMK' un yukarıda incelenen 7. maddesi hükmü 5538 sayılı Kanunla değiştirilmiş; değiştirilen madde hükmünde 5237 sayılı TCK' un 314. " maddesi hükmüne göre cezalandırılır" denerek, değiştirilen hüküm, bu hükümle bağıntılı kılınmıştır. Bu norm, TMK' un 7/1. maddesi hükmüne nispetle, yapısının gereği olarak, bir gönderme normudur.

TMK' un 7/1. maddesi hükmünün kendisine göndermede bulunduğu TCK' un 314. maddesi hükmü" Silahlı örgüt" kurmayı yasaklamaktadır. Burada, davranış hükmü, yani suç oluşturan fiil, " Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla silahlı örgüt kurma veya yönetme" fiilidir. Müeyyide hükmü, örgütü kuranlar ve yönetenler bakımından on yıldan onbeş yıla, örgüte katılanlar bakımından beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıdır. Ancak, Kanun, 314/3. maddesi hükmünde bir gönderme hükmüne yer vermiş bulunmaktadır. Bu hüküm " Suç işlemek için örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır" demektedir.

Böyle olunca, TCK' un 314. maddenin kendisi için yaptığı gönderme, bu maddeye göndermede bulunan TMK' un 7/1. maddesi hükmü hakkında da geçerli midir, meselesi ortaya çıkmaktadır. Gerçekten, TMK' un 1, 2, 3, 4. maddeleri karşısında, kanunun 7/1. maddesi hükmü, TCK' un 314. maddesi hükmünün öngördüğü normun, hükmüne mi müeyyidesine mi, yoksa her ikisine mi göndermede bulunduğu meselesinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Bu iki bakımdan önemlidir. Bir kere, TCK' un 314. maddesi silahlı örgütü düzenlemektedir. Öte yandan, 314. madde hükmünün göndermede bulunduğu 220. maddesi hükmü suçun unsurlarında farklılık arz etmektedir.

Gerçekten, 5538 sayılı Kanunun değiştirdiği TMK' un 7. maddesi hükmüne baktığımızda, hükmün, hem davranış hükmünden hem de müeyyide hükmünden oluştuğu görülmektedir. Oysa, 5538 sayılı Kanunla değişik 7. madde hükmüne baktığımızda , hükmün, davranış hükmünün bulunduğunu, ama müeyyide hükmünün bulunmadığını, müeyyide hükmünün bir gönderme hükmü ile sağlandığı görülmektedir. Böyle olunca, TCK' un 314. madde hükmüne yapılan gönderme, hükmün tümüne değil, sadece hükmün müeyyide hükmüne yapılan bir gönderme olmaktadır.

Öyleyse, TMK' un 5538 sayılı Kanunla değiştirilen 7. maddesi hükmünün davranış kuralı koyan hüküm hükmü, TCK' un 314. maddesi hükmünün davranış kuralı koyan hüküm hükmünden tamamen bağımsızdır. Dolayısıyla TMK' un 7. maddesinde öngörülen suçların unsurları oluşturulurken, TCK' un 314. maddesi hükmünün ve bu hükmün göndermede bulunduğu TCK' un 220. maddesi hükmünün suç olan davranışı tanımlayan hüküm hükmünün belirleyici herhangi bir değeri bulunmamaktadır. Kuşkusuz, TCK' un 5. maddesi hükmü karşısında, Özel ceza kanunları, TCK' un genel hükümlerine aykırı hükümler taşıyamazlar.Ancak, TCK' 314. maddesi hükmü, bu nitelikten yoksundur. Öyleyse, suçun unsurlarını oluşturmada, TCK' un 314. maddesi hükmü ile TMK' un 7. maddesi hükmünün hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Söz konusu bu iki madde hükmü arasındaki ilişki sadece müeyyide hükmüne ilişkindir, yani TCK' 314. maddesinin müeyyide hükmü, göndermeden ötürü, TMK' un 7/1. maddesinin müeyyide hükmü olmaktadır.

Gerçekten, TMK' un 5532 sayılı Kanunun 1. maddesi ile sadece madde başlığı değiştirilen 1. maddesinin 4928/20 Kanunla değişik 2. fıkrası hükmü bu düşünceyi doğrulamaktadır. Bu hüküm, TCK' un 314. maddesi hükmünün aksine, sadece iki kişinin bir araya gelerek örgünleşmesi halinde bu kanunda yazılı örgütün meydana geldiğini kabul etmekte ve TCK' un 314. maddesi hükmünden farklı olarak başka bir şart aramamaktadır. Öte yandan, TMK' un 5538 sayılı Kanunla değişik 7. maddesi hükmü, TCK' un 314. maddesi hükmünden farklı olarak, "Terör örgütlerinin" mutlaka "silahlı örgüt" olması şartını aramamıştır. Böyle olunca, TMK' un 7/1. maddesinde öngörülen suçlar, unsurları bakımından,TCK' un 314. maddesinde ve bu maddenin göndermede bulunduğu 220. maddesinde öngörülen suçlardan farklı olmak zorundadır. Fark, TMK' un 7/1. maddesinin TCK' un 314. maddesi ve bu maddenin göndermede bulunduğu 220. maddesi karşısında genelde özeli ifade etmesidir. Ancak, 5532 sayılı Kanunun, TMK' un 1. maddesinin yönteme ilişkin düzenlemesini tekrarlamak yanında, ayrıca getirdiği yenilik, TCK' un 314. maddesi hükmünün müeyyide hükmüne yaptığı göndermenin sonucu olarak, TCK' un 221. maddesinde düzenlenmiş olan "Etkin pişmanlık" hükmünün müeyyide hükmüne dahil edilmiş olmasıdır.

Suçun unsurlarına gelince, TMK' un 7/1. maddesinde yer alan suçlar, yapıları bakımından çok failli suçlardırlar. Bu suçlar, TMK' un 1. maddesi hükmü karşısında, en az iki kişinin veya en az iki kişiden oluşmuş olan bir örgütün varlığını gerektirmektedirler. Bu konuda daha önce söylenenler kuşkusuz burada da geçerlidir.

Kurulan örgüt terör örgütü olmalıdır.

Terör örgütü, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, veya tehdit yöntemleriyle Kanunun 1. maddesinde belirtilen amaçlara yönelik olarak suç işlemek üzere örgünleşmiş olmaktır. Burada, " üzer " kelimesi fiilin tasavvur, yani hazırlık hareketleri aşamasından çıkıp, icra hareketi aşamasına gelmiş olmayı, yani örgünleşmiş olmayı ifade etmektedir.

Terör örgüt kurmak fiili yanında, örgütü yönetmek, örgüte girmek fiilleri de " Terör örgütleri" kurma suçlarını oluşturmaktadır. Örgüt yönetmek, örgütün yönetiminde hiyerarşik olarak söz sahibi olmaktır. Kanun örgüte girmeyi "üye olmak"olarak ifade etmiştir. Bizce doğrusu, üye olmak değil örgüte girmektir. Örgüte girmek, yani örgüt mensubu olmak suç sayılmaktadır. Kanun örgütün faaliyetini düzenleyenlerin de örgütün yöneticisi olarak cezalandırılmasını emretmiştir. Burada örgütün faaliyetini düzenlemeden maksat, herhalde yöneten-yönetilen ilişkisi içinde olmadan örgüte her türden teknik yardım sağlamaktır.

Kanun suçun oluşması için örgütün bir faaliyette bulunması, yani örgüt mensuplarının örgütün amaçları doğrultusunda kendiliklerinden veya aldıkları emir üzerine bir suç işlemeleri şartını aramamaktadır. Örgüt mensupları kendiliklerinden veya emir üzerine örgütün amaçlarını gerçekleştirmek zımnında bir suç işlediklerinde, suçtan, suçu işleyen kişi yanında, örgütün diğer mensupları da sorumludur. Kısacası, herkes, hem örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçlarından, hem de her örgüt mensubunun örgütün amacını gerçekleştirmek zımnında örgütün faaliyeti olarak kendiliğinden veya emirle işlemiş olduğu kanunun 3 ve 4. maddesinde yazılı her suçtan sorumludur.

Gerek örgüt oluşturmak, yönetmek veya örgüte katılmak suçları, gerekse örgütün faaliyeti cümlesinden olarak işlenen suçlar, kastla işlenen suçlardırlar. Bunlar hakkında daha önce söylenenler burada da geçerlidir.

Suçların cezasına gelince, Örgütü kuran ve yöneten, örgüt faaliyetini düzenleyen, kişilere on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Örgüte üye olanlara beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. Etkin pişmanlık gösterenler hakkında TCK' un 221. maddesi hükmü uygulanır.


9.4. 3. Terör örgütünün propagandasını yapmak suçları

Kanun, terör örgütünün "propagandasını" yapmayı suç saymıştır. Propagandanın sözlük anlamı bir duyguyu, bir düşünceyi, bir haberi yaymadır.yaymadır. Propaganda aynı zamanda bir şeyin reklamını yapma, bir şeyi övmek anlamına da gelmektedir.

Kanunun 7/2. maddesi hükmünde öngörülen "terör örgütünün propagandasını yapmaktan" maksat, terör örgütünü tanıtmak, örgütün amacını anlatmak, faaliyetlerinden başkalarını haberdar etmek; örgütü, faaliyetlerini ve örgüt mensubu kişileri övmek anlamındadır. Gerçekten, kanun, bu hükümle, terör örgütlerinin, toplumda fikri bir yapısı kazanmasını önlemek, fikren taraftar olabilecek kimseleri engellemek istemiştir.

Herkes terör örgütünün propagandasını yapabilir. Bizzat terör örgütü veya terör örgütü mensupları da kurumsal veya bireysel olarak örgütlerinin propagandasını yapabilirler.

Propaganda her çeşit vasıta ile yapılabilir. Propagandanın medya kullanılarak yapılması cezayı artıran nedendir.

Kanunda kullanılan " basını " medya olarak anlamanın doğru olduğunu düşünüyoruz.

Suç kastla işlenir. Kast, failin bir terör örgütünün propagandasını bilmesi ve istemesidir. Fiili hata kastı kaldırır. Fail propagandasını yaptığı örgütün bir terör örgütü olduğunu bilmiyorsa, fiili hataya düşmüş olmaktadır.

Bir terör örgütü ve eylemleri hakkında halkın bilgilendirilmesi, haber verme hakkının sınırları içerisinde olduğu sürece, bir suça vücut vermez. Kuşkusuz, propaganda yapma yasağı, haber verme hakkını kayıtlayamaz.

Suça iştirak mümkündür.

Terör örgütünün propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.


9.4.3.1. Yayın organı sahibi ve yayın sorumlusunun yayından sorumluluğu

Kanun, basın ve yayın organı sahibini ve yayın sorumlusunu, terör örgütünün propagandasını yapan kişinin fiiline iştirak etmeksizin, o kişiye ait terör örgütünün propagandasını içeren, her türlü söz, yazı, resim, vs. in sahibi veya yönetiminde olduğu basın ve yayın organında yayınlanmış olmasından sorumlu tutmaktadır.

Kanun, bunu, pek de anlaşılır olmayan "Ayrıca, basın ve yayın organlarının suçun işlenişine iştirak etmemiş olan sahipleri ve yayın sorumluları hakkında ... adli para cezasına hükmolunur" biçiminde ifade etmiştir. Suça iştirakte, katılan kişiyi fiiline katıldığı kişinin mutlaka bilmesinin gerekmemesi karşısında, madem kanun " iştirak etmemiş olma" şartını aramaktadır, burada yayın organı sahibinin ve yayın sorumlusunun sorumluluğu, TCK' un 5. maddesinin ve objektif sorumluluk türünü Ceza Hukukundan kaldırdığını iddia eden 23. maddesinin ve gerekçesinin aksine tam bir objektif sorumluluktur ( Bkz. ayrıca, 5187/BK.m. 11 ).

Hükmü, Basın hürriyetinin, haber verme hakkının ağır bir ihlali niteliğindedir, çünkü suç için öngörülen para cezası o kadar çok korkutucudur ki, birçok basın ve yayın organı, ölçüyü kaçırmak korkusu ile, ülkede cereyan eden terörist faaliyetlerin haberlerini vermekten, değerlendirmesini yapmaktan kaçınabilir. Bu, dolaylı olarak basın hürriyetinin kısıtlanmasıdır. Savaş, sıkıyönetim olmadıkça,uygar toplumun düşmanı terör örgütlerinin uygar toplumun her türlü imkanından yararlanmaları ve bu suretle propagandalarını yapmaları veya yaptırmaları, bu toplumların vazgeçilmez bir temelini oluşturan haber alma hakkının kısıtlanmasını haklı kılmaz.

Basın ve yayın organlarının sahipleri ve yayın sorumluları, bin günden onbin güne kadar adli para cezasından sorumludurlar. Ancak, yayın sorumluları hakkında verilecek cezanın üst sınırı beşbin gündür.
9.4.3.2. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde kimlik gizleme suçu

Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin hukuka uygun olarak başlaması ve sürmesi asıldır. Ancak, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin , çoğu kez terör örgütlerinin propagandasının toplantısının ve yürüyüşünün yapılması şekline dönüştüğü gözlenmektedir. Bu tür toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan kişiler, cezalandırılmadan kaçmak amacı ile, yüzlerini tamamen ve kısmen kapatarak, kimliklerini gizleme yoluna gitmektedirler.

Kanun, terörün etkinliğini kırmak bağlamında, 7/2,a maddesi hükmünde " Terör örgütünün propagandasına dönüştürülen toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde, kimliklerin gizlenmesi amacıyla yüzün tamamen ve kısmen kapatılmasını" suç saymış ve faillerini bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırmıştır.

Suçun veya fiilin önşartı toplantı ve gösteri yürüyüşünün bir terör örgütünün propagandasının yapılmasına dönüşmesidir. Suçun maddi unsuru failin yüzünü tamamen ve kısmen kapaması fiilidir.

Suçun manevi unsuru genel kasttır. Kast failin yüzünü tamamen veya kısmen kapamayı bilmesi ve istemesidir. Ancak, bu, yeterli değildir. Fail ayrıca, yüzünü, kimliğini gizlemek amacı ile kapamış olmalıdır. Öyleyse, suçun işlenmesi için genel kast yeterli değildir ayrıca özel kast gerekmektedir. Gerçekten, ör., kışın yapılan ve terör örgütünün propagandasına dönüşen bir toplantı ve gösteri yürüyüşünde, kimliğini gizlemek için değil, sırf soğuktan korunmak için yüzünü kapatan kimse, bu suçu işlemiş olmaz.

Fiili hata kastı kaldırır. Failin katıldığı toplantı ve gösteri yürüyüşünün bir terör örgütünün propagandasını yapmakta olduğunu bilmemesi halinde failin kastından söz edilemez.

Fail bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
9.4.3.3. Örgüte ait amblem ve işaretlerin taşınma, slogan atma suçları

Kanun, 7/2, b maddesi hükmünde, terör örgütü üyelerinin ve destekçilerinin , bu durumlarını başkalarına belli edecek bir biçimde, örgüte ait amblem ve işaretlerin taşınması, slogan atılması veya ses cihazları ile yayın yapılması veya terör örgütüne ait işaretlerin üzerinde bulunduğu üniformanın giyilmesi fiillerini suç saymaktadır.

Terör örgütü, TMK' un "terör örgütü" saydığı örgüttür.

Suçun ön şartı terör üyesi veya destekçisi olmaktır. Zaten, Kanun, bu fiilleri işleyerek durumunu açığa vuran kimseleri, terör örgütünün üyesi ve destekçisi saymaktadır.

Suçun maddi unsuru, terör örgütünün amblem ve işaretini taşımak, terör örgütü lehine slogan atmak, sis cihazları ile yayın yapmak, terör örgütünün amblem ve işaretlerini üzerinde bulunduran üniforma giymek fiilleridir.

Suç seçimlik hareketli bir suçtur. Fillerden birinin veya birçoğunun yapılması birden çok suça değil, tek bir suça vücut verir. Ancak, ceza, duruma göre, üst sınıra yakın veya üst sınırdan verilir.

Suç genel kastla işlenir.

Fiili hata kastı kaldırır. Gerçekten, taşıdığı amblem ve işaretin bir terör örgütüne ait olduğunu bilmeyen bir çocuk, kastla hareket etmiş olmaz.

9.4.3.4. Cezanın artırılması

Terör örgütünün propagandasını yapma suçları, dernek, vakıf, siyasi parti, işçi veya meslek kuruluşlarına ait bina, lokal,büro veya eklentilerinde, öğretim kurumlarında veya öğrenci yurtlarında işlenmesi halinde, kanun, cezanın iki kat artırılarak verilmesini ( m. 7/son) amir bulunmaktadır.


9. 4. 4. Teröre mali kaynak sağlamak suçu

Terör örgütlerinin varlıklarını sürdürebilmeleri düzenli mali kaynaklara sahip olmaları halinde mümkündür. Terörle mücadelenin başarılı olması, bir yerde, terör örgütlerinin mali kaynaklarının kurutulmasına bağlı bulunmaktadır. Bu bağlamda olmak üzere, TMK., eskiden olmayan, ancak yeniden düzenlenen 8. maddesi hükmünde, terör örgütlerine mali kaynak sağlanmasını suç saymaktadır.

Suçun maddi unsuru, tamamen veya kısmen, terör suçlarının işlenmesinde kullanılacağı bilinerek ve istenerek, "fon sağlamak veya toplamak" fiilidir ( m. 8/1 ). Burada, suçun oluşması için ayrıca fonun kullanılmasına gerek yoktur.

Fon, para ve değeri para ile ifade edilebilen her türlü mal, hak, alacak, gelir ve menfaat ile bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değerdir ( m. 8/2 ).

Fon sağlamak veya toplamak " terör suçlarının işlenmesinde kullanılmak" ille kayıtlıdır. Terör suçları, kanunilik ilkesi gereğince,TMK' un 3. maddesinde sayılan suçlarla sınırlıdır. Bu suçlara, " terör amacı ile işlenen suçlar" dahil değildirler. Kanunun düzenlemesinin isabetli olduğu söylenemez.

Suçun manevi unsuru, failin, terör suçlarında kullanılacağını bilerek ve isteyerek fon sağlamayı veya toplamayı bilmesi ve istemesidir. Bu demektir ki, sadece fon sağlamayı ve toplamayı bilmek ve istemek suçun manevi unsurunun oluşmasında yeterli değildir. Gerçekten, terör suçlarının işlenmesinde değil de herhangi bir kurum veya kuruluşun bir faaliyeti için para topladığını sanan kimse, fiili hatadan ötürü, kast ile hareket etmiş olmaz, öyleyse fiili suç oluşturmaz.


9. 4. 5. TMK' kapsamına giren suçların kamu görevlisi tarafından

veya tüzel kişinin faaliyeti cümlesinden olarak işlenmesi

cezanın ağırlaştırıcı nedenidir.
Kanun, 8/A. maddesi hükmünde " Bu Kanunun kapsamına giren suçların" "kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılarak" işlenmesi halinde verilecek cezanın yarı oranında artırılmasını emretmektedir.

Bu kanunun kapsamına giren suçlardan maksat, Kanunun, 3 ve 4. maddelerinde öngördüğü suçlar yanında, diğer maddelerinde öngördüğü suçlardır.

Bu ağırlaştırıcı nedenin uygulanabilmesi için " kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmış olması" gerekmektedir.

Kanun, 8/B maddesi hükmünde, "Bu kanunun kapsamına giren suçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde", TCK' un 60. maddesi hükmünün uygulanmasını emretmiştir.


10. Çıkar amaçlı örgütlü suçluluk

Çıkar amaçlı örgütlü suçluluk terimi, genellikle Organize suçluluk terimi yerine kullanılmaktadır. Bu terim, ABD kökenlidir. Genelde Mafya tipi örgütlenmeye benzer bir biçimde organize olarak, örgütlü suç işlemeyi ifade etmektedir18.

Bu tip suç örgütlerini çökertmek, faillerini cezalandırmak, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu ile sağlanmaya çalışılmıştır. Ancak, Kanun, başarılı olunamamış; kişi hak ve hürriyetlerini, demokratik bir toplumda zorunlu olanın ötesinde, kabul edilmesi zor sınırlandırmalar getirmekle kalmıştır.
10.1. Çıkar amaçlı örgütlü suçluluk özel kanun konusu olmaktan çıkarılmıştır

Örgütlü suçluluğun özel bir türünü ifade eden çıkar amaçlı örgütlü suçluluk, hukuk düzenimizde il kez 30.07.1999 tarih ve 4422 s. Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanunu ile düzenleme konusu yapılmıştır. Ancak, söz konusu kanın, 5320 s. CMK. Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 18/1, d maddesi hükmü ile, 1.Haziran 2005 tarihi itibarıyla, bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmıştır.

Bugün, çıkar amaçlı örgütlü suçluluk, hukuk düzenimizde, Terörle Mücadele Kanunundan farklı olarak, " özel ceza kanunu" niteliğinde bir kanuna konu bir düzenleme olmaktan çıkarılmıştır. Büyük yanlışları içeren söz konusu kanun, yürürlükte bulunduğu süre içinde, maalesef, birçok kişinin giderilmesi imkansız zararına neden olmuştur.
10.2. Yeni düzenleme

CMK, " Bazı Suçlara İlişkin Muhakeme " bölüm başlığı altında, Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi madde başlığını taşıyan 250. maddesinde, Türk Ceza Kanununa göndermede bulunmakta; çıkar amaçlı suç örgütlerini bu kanunun 220. maddesi kapsamında düşünmektedir.

Böylece, kanun, Ceza Kanununun 220. maddesini " eksik ceza normu" saymakta, bu hükmü ile eksik saydığı CK' un 220. maddesi hükmünü, CMK' un 250/1, a, b maddeleri hükmü ile tamamlamış olmaktadır.

Bu durum karşısında, uyuşturucu madde imali ve ticareti suçlarını işlemek amacı ile örgüt kurma, muhakemesi diğer suçlardan farklı olmakla birlikte, CK' un 220. maddesinde öngörülen suçu oluşturmaktadır.

Gene, aynı şekilde, haksız ekonomik çıkar sağlamak amacı gözetilerek suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, muhakemesi diğer suçlardan farklı olmakla birlikte, CK' un 220. maddesindeki suçu oluşturmaktadır. Ancak, örgütün faaliyeti cümlesinden olarak işlenecek suçlarda, suçun " cebir ve tehdit uygulanarak işlenmesi" aranmaktadır. Öyleyse, suç işlemek için kurulmuş bir örgütün, " çıkar sağlamak amacıyla kurulmuş bir örgüt " sayılabilmesi için, örgütün faaliyeti cümlesinden olarak işlediği suçlarda, mutlaka " cebir ve tehdit " kullanması gerekmektedir. Ortada işlenmiş suç veya suçlar var, ancak bunların işlenmesinde cebir ve tehdit kullanılmamışsa, suçun amacı çerçevesinde işlenen örgütün, " haksız ekonomik çıkar sağlayan " bir örgüt olmayacaktır.

Burada çözülmesi gereken ciddi bir mesele akla gelmektedir. Gerçekten, CMK, 250. maddede eksik ceza normunu tamamlamakla kalmamakta, ayrıca bu hükmün kapsamında olan suçlarda " görev ve yargı çevresini " belirlemektedir. Bu düzenleme karşısında, amaç suç işlenmedikçe, örgütün niteliğini belirlemek mümkün olamayacağından, çıkar amaçlı suç örgütü kurma suçunda, bu suç için öngörülen usulün uygulanması herhalde mümkün olamayacaktır. Söz konusu bu durum, sonunda, tabiri caizse, tavuk mu yumurtadan, yumurtamı tavuktan çıkar hikayesine dönüşmektedir.

Bizce, çıkmazdan kurtulmak, ancak, suçun “cebir ve tehdit uygulanarak işlenmesi” hükmünden, çıkar elde etmek için işlenmesi amaçlanan suçların, niteliklerinin icabı olarak, cebir ve tehdit içeren suçlar olmalarının anlaşılması halinde mümkündür. Tabii, bu doğru ise, bakılacak, amaçlanan suç, niteliğinin icabı olarak, cebir ve tehdidi içeriyorsa, suç işlemek için örgüt kurma suçunun soruşturulması ve kovuşturması, fiilen amaç suç ister işlenmiş ister işlenmemiş olsun, CMK’ un 250 vd. maddeleri hükmüne tabi olacaktır. Elbette, bunun dışındaki hallerde, tüm diğer suçların tabi olduğu “ olağan soruşturma ve kovuşturma usulleri“ uygulanacaktır.

11. Sonuç

Örgütlü suçluluk, hukuk düzenimizde, gereğince anlaşılmış değildir.

TCK’ un 220. maddesi, suç işlemek için örgüt kurma suçunun iyi bir düzenlemesini temsil etmemektedir. En başta, örgütle örgütün faaliyeti; bu bağlamda, örgütün, faaliyeti cümlesinden olan amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması ile, yetirli olması, birbirine karıştırılmış, dolayısıyla 765 s. Kanunun koyduğu yapı, geçerli bir gerekçe konulmadan bozulmuş, doktrin ve uygulamadan yararlanma imkanı ortadan kaldırılmıştır.

Ödüllendirme, tartışmalara yer verecek niteliktedir.

TMK ile TCK’ un 220. maddesi hükmü birbirini tutmamakta, çelişkiler içermektedir.

4422 s. Kanunun yürürlükten kaldırılması iyi olmuş, ancak getirilen düzenleme, yetersiz olmuştur.

Tarihi Kanun Koyucunun, örgütlü suç ve suçluluğu, geçerli bir doktrine dayanmaksızın düzenlemiş olması; geçmişte oluşan doktrin ve uygulamayı bilerek ve isteyerek kullanılmaz kılmış bulunması; geçmişi olmayan bir düzenleme yaratıldığından, ileride, telafisi zor, ciddi sıkıntılara neden olacaktır.





1 Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi. Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı

2 Günlük dilde yaygın olarak kullanılan “Organize suçluluk” veya “ örgütlü suçluluk” teriminin bilimsel alanda pek o kadar geçerli olduğu söylenememektedir. Sözel olarak bakıldığında, söz konusu ifadenin çok genel ve fazlaca belirgin olmadığı görülmektedir, çünkü birçok kişi nin, en az bir örgünleşmeyle, suçlar işlenmek için hazırlanmasını ve/veya işlenmesini ifade etmektedir. Buna hayret edilmemelidir. Kriminoloji alanında hala bugün herkesin üzerinde uyuştugu tanımsal bir açıklamaya ulaşılamamıştır. Gerçekten, doktrinin sosyo-kriminolojik tipte açıklamalarla tamamen hukuki tipte açıklamalar arasında gidip geldiği gözlenmektedir. En azından, belirsizliğin bir kısmı olgunun bilimsel olarak yeterince incelenmemiş olmasından kaynaklanmaktadır (Fiandaca, Criminalita’ organizzata e controllo penale, Studi in onore di Giuliano Vassalli, Evoluzione e riforma del diritto e della procedura penale, 1945-1990, vomum II, politica criminale e criminologia procedura penale, Giuffre’ Editore, Milano 1991, s. 33). Gerek anglo-american, gerek italyan doktrininde Konu ile ilgili çalışmalar hakkında bkz. Fiandaca, Age., s.33, dn., 1. Ayrıca, örganize suç üzerine ABD’ in çıkardığı “ Rocketeer Influenced ard Corrupt Organızation Act “ hakkında bkz., Testitore, La nuova legge antimafiosa e il precedente “modello” americano: spunti coparativistici, İn Riv. it. Dir. Proc. Pen., 1984, s.1038.

3 Manzini, Trattato di diritto penale italiano, volume quarto, UTED, Torino 1981, s. 377.

4 Kriminolojik anlamda bkz. Mannheim, Trattato di Criminologia Comparata,Volume seconda, Torino 1975, Capitolo ventiquattresimo, s. 724 vd.

5 Türkan Yalçın Sancar, Çok failli Suçlar, Seçkin Yayınevi, Ankara 1998

6 Avrupa Birliği üyesi olan İtalyanın Yürürlükte olan Ceza Kanunu, bizim düşüncemizi doğrulamaktadır. Gerçekten, İCK. “416. Associazione per delinquere” maddesinde “ Quando tre o piu’ persone si associano allo scopo di commettere piu’ delitti, coloro che promuovona o costituescon od organizzano l’associazione sono puniti, per cio’ solo, con la recluzione da tre a sette anni “ “ 416. Cürüm işlemek için örgüt kurmak - Üç veya daha çok kişi, birçok cürüm işlemek amacı ile örgütlendiklerinde, teşvik edenler veya kuranlar veya örgütü yönetenler, sadece bu fiilleri için, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır “ demektedir. Kanunun 220. maddesi gerekçesinde, bu suç için artık harici alem olan yukarıda yer alan “ normun” veya “ kuralın” yahut “ hükmün “ niçin benimsememiş olduğu, dolayısıyla ortaya suçun niteliği ile bağdaşmayan tabiri caizse böyle bir ucubenin icadı konusunda geçerli bir açıklama bulunmamaktadır. “Suç işlemek için örgüt kurulması bir somut tehlike suçudur “ açıklamasının, zarar suçunu mu, zarar tehlikesi suçunu mu, yoksa, tehlike suçunu mu ifade ettiği belirsizdir. “Somut tehlike suçu” sözü ile zarar tehlikesi suçu kastediliyorsa, suç işlemek için örgüt kurma suçu, mahiyetinin gereği olarak, bir zarar tehlikesi suçu değildir. Suçun zarar suçu olmadığı da ortadadır. Öyleyse suç “ tehlike suçu” olmaktadır. Böyle bir tehlike suçuna, bünyesinde olmaması gereken bir unsurun eklenmesi, kuramsal olarak suçun özgünlüğünü bozar, ayrıca inandırıcı bir esasa dayanmadan cezalandırma alanını daraltır.

7Burada bir başka durum, TCK’ un 78. maddesinde yer bulan Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçları örgüt kurarak işlenmesinde söz konusudur. Bu açıdan bakıldığında, Kanunun 78. maddesi hükmü bir özel hükümdür. Ancak, maddede, örgütün oluşumu için asgari bir sayı belirtilmemiştir.TCK’ un 220. maddesi hükmü karşısında özel hüküm konumunda bulunan bu hükümde, genel hükümdeki unsurlara yer verilmemiştir. Bu durum tereddütler doğurmaktadır. Kanaatimizce sorun, zorunlu olarak genel hüküm konumundaki 220. maddeye gidilerek çözülebilir.

8 Gerçekten, bu hükmün, burada değil, İtalyan Ceza Kanunuda yer alan düzenlemeye ( m. 308 ) benzer olarak, 314. maddesi hükmünde yer almasının daha doğru olduğunu düşünüyoruz.

9 Doktrinde elverişlilik ile yeterlilik çoğu kez karıştırılmıştır. Yukarıda sayılan suçların hepsi tek failli suçlardır. Bu suçlar bir tek failin eseri olabileceği gibi bu suçları işlemek için örgünleşen üçten çok kişinin de eseri olabilir. Gene, bu suçlar, hafif silahlarla, ör. tabanca, vs. ağır savaş silahları ile de işlenebilir.

10 Argentine, Una riflessione sui fenomeni della criminalita’ organizzata e del terrorizmo, Studi in onore di Giuliano Vassalli, Evoluzione e riforma del diritto e della procedura penale, 1945-1990, vomum II, politica criminale e criminologia procedura penale, Giuffre’ Editore, Milano 1991, s. 75 vd. Yazar, makalesinde, özellikle çıkar amaçlı örgütlü suçluluk olgusunu ve terörizmi, suç politikası ve krimınoloji açısından incelemeye çalışmıştır.

11 Antolisei, Manuale di diritto penale, parte speciale-II, Milano1982, s. 1012.

12 Bunu vurgulayan özellik, o ülke yasama meclisinin yaptığı kanunların dinin emir ve yasaklarına aykırı olmadığının din bilginlerinden ( Ulama ) oluşmuş olan bir kurulca denetlenmesi, dinin emir ve yasaklarına aykırı düşen kanunların yürürlük kazanmamasıdır.

13 Hafızoğulları, Terör ve Hukuk, Türkiyede Terörizm, Dünü, Bugünü, Gelişimi ve Alınması Gereken Tedbirler, Bulduruler, Ankara 10-11 Mayıs 2000, Atatürk Kültür,Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları, XVI. Dizi- Sayı 95, Türk Tarih Kurumu Basımevi - Ankara 2003, s. 41 vd.


14 Hafızoğulları, Terör ve Hukuk, s. 47.

15 Hafızoğulları, Laiklik, İnanç, Düşünce, ve İfade Hürriyeti, Ankara 1997, s.176. vd.

16 Kanun, 1. maddeyi, anlaşılır bir biçimde ifade etmiş değildir. Gerçekten, birçok şey madde içine sıkıştırılmış; terör, demokratik toplum/hukuk/devlet düzenini yıkmaya yönelik faaliyetler olmaktan çok, Devleti yıkmaya, genel sağlığı, kamu düzenini, vs, bozmaya yönelik faaliyetler olarak algılamış, dolayısıyla önüne gelen her şeyi terör faaliyeti içine sokmaya gayret etmiştir. Bizce, bu, terörle mücadelenin zaafı olmuştur.

17 Kuşkusuz, 5252 s. Kanun, 3. maddesi hükmü TMK’ un 4. maddesinde sayılan suçlar hakkında da geçerlidir.

18 Fiandaca, Agm., 37, 38, 41, 46 vd.



1   2   3   4


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət