Ana səhifə

TariH VE tariHİN ÇAĞlara ayrilmasi 1 Tarih ve Özellikleri


Yüklə 0.68 Mb.
səhifə9/9
tarix18.07.2016
ölçüsü0.68 Mb.
1   2   3   4   5   6   7   8   9


OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIĞI 1 18

DEVLET YÖNETİMİ

ORDU

Osmanlılar, kuruluş döneminde devlet teşkilatını oluştururken, Türk-İslam devletlerini ve Anadolu Selçuklularını örnek aldılar. Ancak ülke sınırlarının genişlemesine paralel olarak devlet teşkilatlarını genişlettiler. Osmanlı Devleti’nin uzun süre varlığını devam ettirebilmesinin en önemli nedeni iyi bir devlet yönetimine sahip olmasıdır.

Osmanlılardan önce kurulan Türk devletlerinde “ ülke toprakları hanedanın ortak malıdır” anlayışı vardı. Bu anlayış Osmanlılarda değişmiş, “ülke toprakları devletin malıdır” anlayışı hakim olmuştur. Bu da merkezi otoriteyi daha da güçlendirmiştir.

Osmanlılara sırasıyla Söğüt, Bilecik, Yenişehir, İznik, Bursa, Edirne, İstanbul şehirleri başkentlik yapmıştır.
Padişah

٭Devletin başında Osman Bey’in soyundan gelen bir padişah bulunurdu.

٭Tahta çıkan padişahlar, tören ile kılıç kuşanırlardı. Bu törene Cülus Töreni denirdi. Tahta çıkan padişah kendi adına para bastırır ve hutbe okuturdu. Bunlar hükümdarlık alameti sayılırdı. Padişahın koyduğu kurallar kapsamındaki hükümlere “ferman” denirdi.

٭Padişahlar, Bey, Gazi, Han, Hakan, Sultan, Hünkar, Halife gibi sıfatlar kullanmışlardır.

٭Padişahlar geniş yetkilere sahipti. Fakat onlar yetkilerini kanun ve törelere uygun olarak kullanırlardı.

Padişahın çocuklarına Şehzade denirdi. Şehzadeler küçük yaşlarda “Lala” denilen eğitmenlerin yanında sancaklara yönetici olarak gönderilirlerdi. Sancaklarda devlet yönetimi, askerlik, ilmi yönden yetiştirilirlerdi.

٭Padişahlık babadan oğla geçerdi. Fatih, taht kavgalarını önlemek için, kardeş katlini yasal hale getirdi. Kardeşlerin öldürülmesini engellemek için I.Ahmet döneminden sonra sancağa çıkma yasaklandı, ailenin en büyüğünün ve sağlıklısının tahta çıkması usulü getirildi (Kafes Usulü veya Ekber ve Erşed Sistemi)


Divan-ı Hümayun

Divan Orhan Bey zamanında kurulmuştur. Divan toplantıları Topkapı Sarayı’nda Kubbe Altı denilen yerde toplanırdı. Divanda devlet işleri görüşülerek karara bağlanırdı. Ayrıca Divan’da şikayet ve davalarda karara bağlanırdı. Ancak son söz yine padişaha aitti. Bugünkü manada Bakanlar Kurulu’na benzerdi.



Fatih dönemine kadar Divan her gün toplanırken, Fatih’ten itibaren haftada dört gün ve sadrazam başkanlığında toplanmaya başlanmıştır.

Divan’da alınan kararlar Arz Odası’nda padişaha bildirilirdi. II. Mahmut tarafından kaldırılarak yerine Nazırlıklar (Bakanlıklar) kuruldu.


Divan’ın Üyeleri ve Görevleri

1-Padişah: Başlangıçta divan’a başkanlık ederek Divan’ı yönetirdi. Ancak padişahlar Fatih’ten itibaren Divan’a katılmayı bırakmışlar
2-Sadrazam (Vezir-i Azam): Bugünkü anlamda Başbakan konumundadır. Padişahtan sonra en yetkili kişi ve en üst dereceli devlet memurudur. Padişah sefere çıkmadığı zamanlarda Serdar-ı Ekrem ünvanıyla onun yerine sefere katılırdı. Padişahın mührü sadrazamda bulunurdu.
3-Vezirler: Bugünkü anlamda Devlet Bakanları konumunda idiler. Sadrazamın yardımcıları olup, onun verdiği işleri yaparlardı.
4-Defterdarlar: Bugünkü anlamda Maliye Bakanı’dır. Maliye işlerine bakarlar, gelir ve giderleri hesaplayarak yıllık bütçeyi hazırlarlardı. Anadolu ve Rumeli Defterdarı olmak üzere ikiye ayrılırlar.
5-Kazaskerler: Bugünkü anlamda Milli Eğitim ve Adalet Bakanları konumunda idiler. Anadolu ve Rumeli Defterdarı olmak üzere ikiye ayrılırlardı. Bölgelerindeki kadıların ve müderrislerin atama, terfi ve görevden alma işlerine bakarlardı. Divan’da hukuki konulara bakarlar, ayrıca normal kadıların verdiği kararlara itiraz edenlerin davalarını tekrar incelerdi.
6-Nişancı: Kanunları çok iyi bilir, gerektiğinde Divan’da açıklamalarda bulunurdu. Ayrıca ülke içi ve dışı yazışmaları düzenlemek, toprakların dirliklere dağıtımını yapmak, has-zeamet ve tımar defterlerini tutmak, padişah fermanlarına tuğra çekmek yine nişancının görevidir.
7-Şeyhülislam: Bugünkü anlamda Diyanet İşleri Başkanı’dır. Kanuni zamanında Divan üyesi olmuştur. Divan’da verilen kararların dine uygun olup olmadığını onaylardı. Şeyhülislam’ın verdiği karara “fetva” denirdi.
8-Kaptan-ı Derya (Kaptan Paşa): Deniz kuvvetleri komutanıdır. Yükselme döneminden itibaren Divan üyesi olmuştur.

Osmanlı ordusu Kara Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri olmak üzere iki ana bölüme ayrılırdı.

A-Kara Kuvvetleri

Osman Bey devrinde düzenli bir ordu yoktu. İlk düzenli ordusu, Orhan Bey zamanında Yayalar (piyadeler) ve Müsellemler (atlılar) adıyla kurulmuştur.



I.Murat Kapıkulu Ocaklarını kurdu.
Osmanlı Kara Ordusu

Kapıkulu Askerleri Yardımcı Kuvvetler Eyalet Askerleri

-Tımarlı Sipahiler

-Akıncılar



Piyadeler Süvariler -Azaplar

-Acemi Oğlanlar -Sipah -Yörükler

-Yeniçeriler -Silahtar -Sakalar

-Cebeciler -Sağ Ulufeciler -Deliler

-Topçular -Sol Ulufeciler

-Top Arabacıları -Sağ Garipler

-Humbaracılar -Sol Garipler

-Lağımcılar



1-Kapıkulu Askerleri:

Başlangıçta savaş esirleri arasından seçilenlerden oluşurdu (Pençik Sistemi). Ancak I. Mehmet zamanında hazırlanan “Devşirme Kanunu” ile Hıristiyan halk arasından seçilen gençlerden oluşturulmaya başlanmıştır.

Kapıkulu askerleri padişaha bağlı olup üç ayda bir “ulufe” denen maaşı alırlardı. Bu askerler özel olarak yetiştirilirlerdi.

Kapıkulu Askerleri Piyade (yaya) ve Süvari (atlı) olmak üzere ikiye ayrılırlardı.



a-Kapıkulu Piyadeleri

Acemi Oğlanlar Ocağı: Devşirme kanununa göre toplanan Hıristiyan çocukları bu ocakta eğitilir ve kabiliyetlerine göre diğer ocaklara gönderilirdi.

Yeniçeri Ocağı: Ocaklar içerisinde en önemlisi idi. Yeniçerilerin komutanı Yeniçeri Ağası idi. Yeniçeriler savaşta padişahın otağının yanında bulunurlardı. Barış zamanında İstanbul’da şehrin güvenliğini sağlarlardı. Ayrıca yangın söndürme gibi işlere de bakarlardı.

Topçu Ocağı: Top döken, topçulukla ilgili malzemeleri hazırlayan ve savaşlarda topları kullanan sınıftır.

Top Arabacıları Ocağı: Sefer sırasında topları savaş bölgesine götüren sınıftır.

Humbaracı Ocağı: Havan topları (Humbara) ve el bombası yapımı ile uğraşılardı. Komutanlarına Humbaracıbaşı denirdi.

Cebeci Ocağı: Ordunun silahlarını hazırlayan ve savaş alanına taşıyan sınıftır. Komutanlarına Cebecibaşı denirdi.

Lağımcı Ocağı: Kuşatma sırasında tüneller kazarak kale duvarlarını çökertmekle görevli olan sınıftır



b- Kapıkulu Süvarileri

Sipah-Silahtar: Savaşta hükümdarın sağında ve solunda bulunarak hükümdarı korurlardı.

Ulufeciler: Savaşta saltanat sancaklarını korurlardı.

Garipler: Savaşta ordunun ağırlıklarını ve hazineyi korurlardı.


2-Yardımcı Kuvvetler

Yardımcı kuvvetlerin en önemli kısmına bağlı beylik ve eyaletlerden gönderilen askerler oluştururdu.


3-Eyalet Askerleri

Tımarlı Sipahiler: Merkeze bağlı eyaletlerde dirlik sahiplerinin besledikleri atlı askerlerdir. Bu sınıf tamamen Türklerden oluşup, Osmanlı ordusunun asıl gücünü oluştururdu. Tımarlı sipahiler barış zamanında bulundukları sancakların güvenliklerini sağlar, savaş zamanında ise bağlı bulundukları sancakbeyi ve beylerbeyinin emrinde savaşa katılırlardı.

Akıncılar: Sınırda otururlardı. Sınırları korumak, düşman topraklarına akınlar düzenler ve düşman hakkında bilgi toplar.

Azaplar: Ordunun ön saflarında bulunur ve ilk hücumu karşılarlardı.

Yörükler:Yol ve köprü yapımından sorumludur

Sakalar: Su dağıtımından sorumludur.

Deliler: Sınır ve sınıra yakın yerlerde otururlardı. Düşmana korkusuzca saldırmaları nedeni ile, deli olarak adlandırılmışlardır.
B- Donanma

● Osmanlı Devleti’nde ilk donanma faaliyetleri Orhan Bey zamanında Karesi Beyliği’nin alınması ile başlamıştır.

İlk Osmanlı tersanesi, Yıldırım Bayezid zamanında Gelibolu’da kurulmuştur.

●Osmanlı donanması, Kanuni zamanında altın çağını yaşamıştır.

●Donanmanın başkomutanına “Kaptan-ı Derya” veya Kaptan Paşa denirdi. Donanmanın diğer komutanlarına “Reis” askerlerine ise “Levent” denirdi.





OSMANLI KÜLTÜR VE UYGARLIĞI 2 19 9

TOPRAK YÖNETİMİ

MALİYE

EĞİTİM- ÖĞRETİM VE BİLİM SANAT

HUKUK SİSTEMİ

TAŞRA YÖNETİMİ

Osmanlı Devleti’nde topraklar; Miri topraklar, Mülk topraklar ve Vakıf topraklar olmak üzere başlıca üç bölüme ayrılırdı.

A-Miri Topraklar:

Fetih yolu ile devlet mülkiyetine geçen arazilerdir. Fethedilen topraklar Nişancı tarafından devlet malı olarak kaydedilirdi. Bu topraklar ekilmek şartı ile yine eski sahiplerine bırakılırdı. Bu araziler devlete ait olduğu için devredilemez, satılamaz idi. Miri toprakların başlıcaları şunlardır:



1-Dirlik Arazi:Devlet, bu toprakları vergi gelirine göre kısımlara ayırır ve hizmet karşılığı olarak devlet memurlarına verirdi. Dirlik sahipleri aldıkları bu toprak karşılığı devlete asker (Tımarlı Sipahi) yetiştirirlerdi.

Dirlik arazi gelirlerinin büyüklüğüne göre üçe ayrılırdı:

Has:Yıllık geliri 100 bin akçe ve üzerindeki topraklardır. Hanedan mensuplarına, Divan üyelerine, beylerbeylerine verilirdi.

Zeamet:Yıllık geliri 20-100 bin arasında olan topraklardır. Kadı, subaşı gibi orta dereceli memurlara verilirdi.

Tımar:Yıllık geliri 3-20 bin akçe arasında olan topraklardır. Genellikle savaşlarda yararlılık gösterenlere verilirdi.

2-Mukataa Arazi:Gelirleri doğrudan doğruya hazineye aktarılan arazilerdir.

3-Ocaklık Arazi:Gelirleri kale muhafızlarına ve tersane giderlerine ayrılan sınır boylarındaki arazilerdir.

4-Yurtluk Arazi:Gelirleri, sınırları korumak amacıyla Türkmen boylarına verilen sınır arazileridir.

5-Paşmaklık Arazi: Gelirleri padişah kızlarına ve ailelerine bırakılan topraklardı.
B- Mülk Topraklar

Padişah tarafından üstün hizmetler karşılığında kişilere özel olarak verilen arazilerdir. Bu arazi sahipleri toprağı istedikleri gibi kullanabilirlerdi. Satabilir, devredebilir veya miras bırakabilirdi.


C-Vakıf Topraklar

Gelirleri cami, medrese, hastane, aşevi gibi işlere harcanan topraklardır. Bu tür topraklardan devlet vergi almazdı.



Osmanlı Devleti’nde maliyenin başında Defterdar bulunuyordu. Devlet hazinesine Hazine-i Amire denirdi.

Osmanlı Devleti’nde ilk para Osman Bey tarafından bastırılmıştır. Para birimi Akçe idi. Fatih zamanında ise ilk altın para bastırılmıştır. İlk kağıt parayı ise Abdülmecit bastırmıştır. Kağıt paraya da Kaime denmiştir.


Osmanlı Hazinesinin Gelir Kaynakları :

1-Halktan alınan vergiler. Bunların başında Müslüman olanlardan alınan öşür vergisi ile gayri Müslim halktan alınan haraç ve cizye vergileri vardı.

2-Gümrük, maden, orman ve tuzla gelirleri

3-Savaşlardan elde edilen ganimetlerin beşte biri,

4-Bağlı beylik ve yabancı devletlerden alınan vergiler
Osmanlı Hazinesinin Başlıca Giderleri :

1-Devlet memurlarına ödenen maaş

2-Savaş masrafları ve ordu giderleri

3-Askerlere ödenen ulufe ve cülus giderleri

4-Bayındırlık ve imar harcamaları
Osmanlı Maliyesinin Bozulma Nedenleri:

1-Coğrafi Keşifler sonucunda ticaret yollarının el değiştirerek Avrupalıların eline geçmesi

2-Uzun süren savaşların, devleti ekonomik yönden zarara uğratması

3-Celali İsyanları sonucunda çiftçilerin topraklarını terk ederek şehirlere göç etmeleri,

4-Sanayi İnkılabı ve Kapitülasyonlar da Osmanlı maliyesini olumsuz etkilemiştir.

Osmanlı Devleti, ilk kez borç parayı Kırım Savaşı sırasında İngiltere’den almıştır. Zamanla alınan paraları Osmanlı hazinesinin ödeyememesi üzerine, Avrupalı Devletler alacaklarını almak için, Duyun-ı Umumiye’yi (Genel Borçlar İdaresi) kurdular (1881).



A-Eğitim ve Öğretim

Osmanlı eğitim ve öğretiminin temelini medreseler oluşturuyordu. İlk medrese Orhan Bey zamanında İznik’te açıldı (1331). Müderris olarak ta Davud-u Kayseri getirilmiştir. Osmanlı Devleti’nde eğitim ve öğretim başlıca üç grupta ele alınıyordu:



1-Sıbyan(çocuk) Mektepleri:Günümüzdeki ilkokulların karşılığıdır. Çocuklara ilk okuma ve yazma bilgileri burada verilirdi.

2-Medreseler:Orta, lise ve yüksek öğrenimin verildiği kurumlardır. Burada ders veren hocalara “Müderris” denirdi. Zamanla medreselere kütüphane, hamam, öğrenci yurtları da eklenerek geliştirilmiş ve “Külliye” adını almıştır. Medreselerde dini ve pozitif ilimler okutuluyordu.

3-Enderun Mektebi: Saray mektebidir. Topkapı sarayında bulunurdu. Buraya üstün yetenekli olanlar alınırdı. Burada öğrenim görenler yüksek devlet memuriyetlerinde görev alırlardı.
B-Bilim

●Osmanlı Devletinde edebiyat Divan edebiyatı ve Halk edebiyatı olmak üzere ikiye ayrılırdı. Divan edebiyatı saray ve çevresinde oluşturulan edebiyattır. Baki, Fuzuli, Nef’i bu edebiyatın temsilcilerindendir. Halk edebiyatı halkın oluşturduğu edebiyattır.

●Padişah tarafından görevlendirilen resmi tarihçilere “Vakanüvist” veya “Şahnameci” denirdi. Hoca Saadettin Efendi ilk resmi tarihçidir.

●Piri Reis’in yazdığı Kitab-ı Bahriye (Denizcilik Kitabı), Seydi Ali Reis’in yazdığı Mir’at-ül Memalik (Ülkelerin Aynası), Katip Çelebi tarafından yazılan Cihannüma (Dünya Coğrafyası), Evliya Çelebi tarafından yazılan Seyahatname eserleri Osmanlı Devleti’nde yazılmış olan önemli coğrafya kitaplarıdır.


C-Sanat

●En çok gelişen sanat dalı mimari idi. En ünlü mimarı Mimar Sinan’dı.

●Osmanlı Devleti’nde resim ve heykelcilik gelişmemiştir. Resim yerine özellikle minyatür, heykel yerinede oymacılık sanatı gelişmiştir. Ayrıca çinicilik önemli bir gelişme göstermiştir.


Osmanlıda ayrım yapılmaksı- zın herkes kanun önünde eşit sayılmıştır. Osmanlı Devleti’nde Şer’i ve Örfi olmak üzere iki tür hukuk uygulanırdı:
a-Şer’i Hukuk: Kaynağını İslam dan alan şeriat kurullarıydı

b-Örfi Hukuk: Kaynağını Türk gelenek ve göreneklerinden alan hukuktur. Özellikle Fatih geçmişte yayınlanan tüm kanunları bir araya getirerek “Kanunname-i Ali Osman” ilk örfi Osmanlı kanunnamesini hazırlamıştır. Sultan Süleyman da birçok konuda kanunnameler hazırlatmıştır. Bu yüzden kendi- sine “Kanuni” ünvanı verilmiştir.

Osmanlı Devleti’nde normal davalara Kadı’lar, yüksek devlet görevlileri arasındaki davalara ise Kazasker bakardı. Yargı tam anlamı ile bağımsızdı. Kadıların verdiği kararlardan memnun kalmayanların davala- rına Kazaskerler tarafından Divan’da bakılırdı.

Müslüman olmayanların dava- ları kendi kurallarına göre çözümlenirdi.


Ülke sınırları geniş olduğu için yönetimi kolaylaştırmak için ülke eyaletlere bölünmüştür. Osmanlı Devleti’nde eyaletler üçe ayrılırdı:

1-Merkeze Bağlı Eyaletler:

Tımar sisteminin uygulandığı eyaletlerdir. Bu eyaletler başlangıçta Anadolu ve Rumeli olmak üzere ikiye ayrılırken, kanuni zamanında sayıları 30’u aşmıştır.Merkeze bağlı eyaletlerde idari teşkilatlanma şu şekilde gösterilebilir:

PADİŞAH


Rumeli Beylerbeyliği Anadolu Beylerbeyliği


İdari Birim

Yönetici

Asayiş

Adalet

Eyalet

Eyalet Beylerbeyi

Subaşı

Kadı

Sancak

Sancak Beyi

Subaşı

Kadı

Kaza

Katı

Subaşı

Kadı

Köy

Köy Kethüdası

Yiğitbaşı

Kadı Naibi


2-Özel Yönetimi Olan Eyaletler:

Merkezden uzak olan bu yüzden de üzerinde Tımar Sistemi uygulanamayan eyaletlerdir. Bunlar; Mısır, Bağdat, Basra, Yemen, Trablusgarp, Tunus ve Cezayir dir.

Bu eyaletler merkezden gönderilen Beylerbeyileri tarafından yönetilirlerdi. Buraların vergileri iltizam yolu ile mültezimler tarafından toplanırdı.

3-Bağlı (İmtiyazlı) Eyaletler:

İç işlerinde bağımsız, dış işlerinde Osmanlı Devleti’ne bağlı eyaletlerdir. Bu beylikler her yıl devlete vergi öderler ve gerektiği zamanlarda da asker gönderirlerdi. Kırım, Eflak, Boğdan bu eyaletlerdendir.





1   2   3   4   5   6   7   8   9


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət