Ana səhifə

Takunyali gençLİK’ meğer deniZLİ’DE


Yüklə 27.03 Kb.
tarix27.06.2016
ölçüsü27.03 Kb.


27.05.2013

TAKUNYALI GENÇLİK’ MEĞER DENİZLİ’DE YETİŞİYORMUŞ



Hadi Ordan!..

Yalan, İftirâ, Menfaat…


Prof. Dr. Mustafa TEMİZ

"Büyük insanlar fikirlerle, orta insanlar olaylarla,

küçük (basit) insanlar insanlarla uğraşırlar. Eğer bir yerde basit

insanların büyük gölgeleri oluşuyorsa, orada güneş batıyor demektir."

Çin Atasözü


Giriş
Bu ‘takunya’ dedikleri, meğer neymiş be!.. Türkiye’nin yakın târihine damgasını vurmuş gibi… Yoksa bu, boş korkuların ayak sesleri mi?
Takunya İslâm’ın gerçekten ayak sesleri midir? Câhiller için belki korkunç bir ayak sesi… İnsan bilmediğinin düşmanı oluyor ya…
1992 yılından önce Denizli Mühendislik ve Mimarlık Akademisi, Dokuz Eylül Üniversitesi’ne bağlıydı. O zaman Akademi Başkanlığı’na 1980 İhtilâli ile Sakarya’dan sürülen Doç. Dr. İhsan Uluer vekâlet etmekteydi. Denizli’ye İhsan Bey’le Doç. Dr. Kahraman Emmioğlu da sürülmüştü ama o sonradan Denizli’den İstanbul’a geçmişti.
Dr. İhsan Uluer, Denizli’de Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü kurmak için öğretim üyesi aramaktaydı. O sırada İ.T.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü’nde yeni doktoramı bitirmiş, Ankara Gazi Üniversitesi’ne yardımcı doçent olmak için mürâcaat etmiştim. 6 ay süren bir soruşturmadan sonra mürâcaatım kesinleşti. Yardımcı doçent olarak 15 gün içinde Gazi Üniversitesi’nde iş başı yapmam isteniyordu. Ama Ankara’nın havasının çok fazla kirliliği nedeniyle, Ankara’ya gitmekten vazgeçmiş, Denizli’ye gelmeyi tercih etmiştim.
1985 yılının Eylül Ayı’nda Dokuz Eylül Denizli Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde Yrd. Doçent olarak göreve başladım. 1992’de Pamukkale Üniversitesi olacak olan Akademi’de ilk yardımcı doçent ben oldum. Denizli Mühendislik ve Mimarlık Akademisi’nde benden başka Doç. Dr. İhsan Uluer, diğer bir Doç. ile, benden sonra iş başı yapan, bir Doçent Bey ve birkaç da Öğr. ve Arş. Görevlisi vardı.

Hiç İstemediğim Bir Ortam
Çok geçmedi, Akademi Başkanı değişti. İhsan Bey onun Başkan Yardımcısı oldu. Akademi Yönetim Kurulu’nda Akademi Başkanı, Prof. Dr. İhsan Uluer, 2 Doçent Bey ve Yrd. Doç. olarak ben vardım.
Birkaç sene böyle geçti. Aslında ben Denizli’ye Elektrik Bölümü’nün açılması için gelmiştim ama bu yönde hiçbir gelişme olmuyordu. Bir gün Akademi Başkanı’na, Elektrik Bölümü’nü açmasını, benim Denizli’ye gelişimin asıl sebebinin bu olduğunu söyledim. Başkan Bey,“Açalım ama hoca yok…” dedi. Doçent Bey ile ikimizin ilk açılışta yeterli olabileceğini söylemem üzerine ise, o zaman, Ben …’ye güvenemiyorum ki…” cevâbını vermişti1.
Doçent Bey, Akademi Başkanı’na pek güven vermiyordu. Özellikle Günaydın Gazetesi, Denizli Gazetesi, Meydan Gazetesi, Tercüman Gazetesi’nde Başkan’ın, İhsan Bey’in ve benim aleyhimde isimsiz, ama Yönetim Kurulu’nda konuşulan konular dâhil, yazılar çıkıyordu. Daha sonra anlaşıldı ki, bu yazılar Doçent Bey tarafından yazılıyordu. Bu sebeple, Başkan’la Doçent Bey’in arası açılmıştı. Başkan Doç. Bey’i mahkemeye verdi.
Ben de aleyhimde olan bütün bu yazılarla ilgili olarak 6.12.1989 târihinde Günaydın Gazetesi, Tercüman Gazetesi, 1.12.1989 târihinde ise Meydan Gazetesi’ne tekzip yazıları gönderdim.
Doçent Bey, 18 Kasım târihinde Tercüman Gazetesi’nin EGE Eki’nde, Akademi Başkanı’nı çeşitli şekilde yolsuzlukla suçladıktan sonra benim hakkımda da “Yrd. Doç. Dr. Mustafa Temiz’in de bilgi eksikliğini Denizli’deki dinî örgütlere girerek saklamak ve kendini bu yolla korumak istediği…“ şeklinde iddiâlarda bulunuyordu.
Doçent Bey ile Akademi Başkanı’nın aralarının açılması benim huzûrumu daha da kaçırmıştı. O zamana kadar Doç. Bey’le dost gibi geçiniyordum. O günlerde o bana “Enişte” derdi.
Doçent Bey’le Akademi Başkanı, önceleri dost geçiniyorlardı da... Ama Doçent Bey, gerçekten Başkan Bey’e güven vermiyordu. Doçent Bey’in Denizli Gazetesi’nde Başkan’ın aleyhinde imzâsız yazıları çıkmaya devam ediyordu. Bu yazılar, Doçent Bey tarafından yazıldığı anlaşıldığı anda, Başkan’la Doçent Bey’in arası açılmıştı. Bunun üzerine Akademi Başkanı, Doçent Bey’in üzerindeki dersleri alıp bana verdi. Alamam diyemezdim, çünkü resmen beni görevlendirmişti. Doçent Bey, bu yüzden bana açıktan açığa cephe almıştı.
20 Kasım 1989 günlü Günaydın ve 18 Kasım 1989 günlü Tercüman ve Meydan gazetelerinde:
Takunyalı Gençlik Yetişiyor”, “Denizli Mühendislik Fakültesi’nde olay, Öğretim Üyeleri birbirine düştü” şeklindeki şaşırtan başlıklar, Doçent Bey’in mârifetinden ileri geliyordu.
Bu durumlar, benim için gerçekten güç durumlardı, güç bir ortam içindeydim…
Doçent Bey’in bu asılsız iddiâları, başka gazetecilerin de dikkatlerini çekmiş olacak ki, bu konuyu köşelerine taşıyanlar da olmuştu. 1989 yılı 1 Aralık ayının Cumâ gününde Nazır Önsöz adlı bir köşe yazarı, Sözün Özü köşesinde Hoş Gelesiniz Takunyalılar başlıklı yazısında Doç. Bey’in:
‘“…Takunyalı bir gençlik değil, Atatürkçü bir nesil yetiştirmeliyiz. Denizli Mühendislik Fakültesi’ndeki elektronik dersinde öğrencilere (elektronlarla nötronlar birbirinin çevresinde ilahî bir güç sâyesinde dönüyor) diyecek kadar bilimden uzak kişiler ders vermektedir. Ne yazık ki, bu kişiler hakkında hiçbir işlem yapılmıyor. Öğrencileri böylesine bilimden uzak kişilere teslim edenler utanmalıdır.” demiş ve diğer bazı konuları da ihtiva eden bilimsel (!)başvurusunu devletin üst kademelerine yazılı olarak intikal ettirmiş.’ şeklindeki sözlerini sayfasına taşımıştır.
Dikkat edilirse görülür ki, Doç. Bey’in, (elektronlarla nötronlar birbirinin çevresinde…) şeklinde yazdığı bilgi de yanlış… Fizik görmüş herkes bilir ki elektron çekirdekte bulunan proton ve nötronların çevresinde dönerler.
Kıssadan Hisse
Denizli’yi 28 yıldan beri iyi biliyorum. Denizli’de takunyalı gençlik yetişiyormuş… Ne takunyalı gençliği? Hadi ordan!..
Yalan, iftirâ ve menfaati sermâye edinenlerin bilgi sâhibi olmak gibi becerileri de olamaz. Çünkü onlar, ‘Çamur duvara yapışmazsa bile izi kalır.’ sözü gereğince, bütün zamanlarını menfaat sağlamak için yalan, iftirâ plânları yapmak, karalamak ve ona buna çamur atmak için harcarlar. Ama şunu hep unuturlar:
Allah (CC) doğru olanın yardımcıdır ve de bu nedenle ‘yalancının mumu her defâsında ancak yatsıya kadar yanar.’
Çünkü, âlemler ya da evrenler veyâ hayattaki bütün başarılar, yalnızca gerçekler2 üzerine kurulmaktadır…
21. yüzyılın bu ilk çeyreğinde bile Devletimiz, enerjisinin büyük bir kısmını hâlâ yalan, iftirâ ve menfaati sermâye edinme alışkanlıklarını bırakamışlarla mücâdele ederek vakit kaybetmiyor mu?


Doçent Bey’in asılsız iddiâları konusunda yazılan bir köşe yazısı

 Gültekin Yıldırım’ın Kişisel İnternet Sayfası, Güzel Sözler, Alındığı İnternet Elektronik Adresi,

http://www.gultekinyildirim.com.tr/index.php?option=com_content&task=category§ionid=1&id=38&Itemid=53, En Son Erişim Târihi: 25.05.2013.

 Amacım, sâdece gerçeklerin duyurulmasıdır. İnancıma göre bir bilim adamı, olayları da geleceğe not düşmek zorundadır. Bu esnâda olaylarda adları olumsuz olarak geçenleri de mümkün olduğu kadar anmamak gerekiyor. Çünkü insanlarla değil, fikir ve gerçeklerle uğraşıyorum. Bu nedenle, bu yazıda geçen Doç. Bey’ ile sembolleştirdiğim kişinin adını açık olarak yazmak istemedim. Bu metot ile, fikir ve olayları, başkalarının faydalanması için, gıybet günâhına mâruz kalmadan, geleceğe kolayca aktarabiliyorum.

1 Temiz, M., Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği

Bölümü’nün Gelişim Süreci, Hizmet için Başlanan İşler İbâdet Aşkıyla Sürdürülürse Sonuca Ulaşır Bu Milletimizin Özel Karakteridir, Alındığı İnternet Elektronik Adresi,

http://gayalo.net/dosyalar/PAÜ%20Müh.%20Fakültesi%20Elektrik-Elektronik%20Mühendisliği%20'nin%20Gelişim%20Süreci.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/PAMUKKALE%20ÜNİVERSİTESİ%20MÜHENDİSLİK%20FAKÜLTESİ%20ELEKTRİK-ELEKTRONİK%20MÜHENDİSLİĞİ%20'NİN%20GELİŞİM%20SÜRECİ.pdf, En Son Erişim Târihi: 25.05.2013.

2 Temiz, M., Gerçekler Mi Geliyor?, Alındığı İnternet Elektronik Adresi, http://mtemiz.pamukkale.edu.tr/bilim/GER%C3%87EKLER%20M%C4%B0%20%20GEL%C4%B0YOR.pdf YA

DA http://mtemiz.pamukkale.edu.tr/bilim/GER%C3%87EKLER%20M%C4%B0%20%20GEL%C4%B0YOR.doc YA DA http://mtemiz.com/bilim/GERÇEKLER%20Mİ%20%20GELİYOR.pdf YA DA http://mtemiz.com/bilim/GERÇEKLER%20Mİ%20%20GELİYOR.pdf, En Son Erişim Târihi: 27.05.2013.





Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət