Ana səhifə

Sitemizin son ziyaretci sayisi : 21


Yüklə 33.96 Kb.
tarix26.06.2016
ölçüsü33.96 Kb.
Bu mektup http://www.hindistangezi.com/ adresindeki siteye uye oldugunuz icin

gonderilmektedir.


24 Nisan 2003 / Bulten No : 30
Sitemizin son ziyaretci sayisi : 21.944

Sitemizin son uye sayisi :683


---------------------------------------------------------------

BOMBAY'DAN GOA'YA EN HIZLI ULAŞIM


18 Nisan 2003 Vijayawada
Hindistan'ın ortalama hızı saatte 150 kilometreye ulaşan en hızlı treni Hindistan Demiryolları tarafından Bombay (Mumbai) - Madgaon - Goa hattında çalışmaya başlayacak.
Yeni trenin lokomotifi ve vagonları Demiryollarının Kapruthala'daki fabrikasında tasarlanmıştır ve Bakanlık Güvenlik Müfettişlerinin uygunluk belgesini vermeleriyle raylarda koşmaya başlayacaktır. Vagonlar bir kaza anında birbiri üzerine çıkmayacak şekilde özel bir bağlantıyla birleştirilmiş durumdadır. Demiryolları Bakanı bir kaza sırasında en çok kaybın vagonların birbiri üzerine yığılmasıyla meydana geldiğini belirtmiştir. Yeni tren, Alman teknolojisiyle üretilmiş ve bu tür kazalara karşı özel bir sistemle desteklenmiştir. Bakan Sn. Dattatreya hükümetin yolcuların güvenliği üzerinde çok önemle durduğunu belirtmiştir. 2001-2006 yılları arasında güvenlik çalışmaları için 170 Milyon Rupi ayrıldığı da gelen haberler arasında.
---------------------------------------------------------------

Angelkat85

SORU : Hindistanda karşılaştığınız en iyi tapınak hangisidir? Sizce....
Ramontak

CEVAP: 1. Taj Mahal

2. Madurai'deki Hindu tapınak kompleksi
Shantanu

CEVAP: Madurai'deki Meenakshi tapınağı. Delhideki Bahai Lotus Tapınağı, Amritsar'daki Altın Tapınak, Kerala'daki Lagünler ve Hindistan'ın en güneyindeki Kanya Kumaride deniz kenarında oturmak ve Hint Okyanusu ile Bengal Körfezinin birleştiği yerde denizi seyretmek.


Arungo1

CEVAP : Mysore : Mysore Sarayı

Cochin : Çin Balık Ağları, Yahudi Sinagogu

Madurai : Meenakshi Tapınağı

Mahabalipuram : Kaya Tapınağı

Ajanta, Ellora, Elephanta Adası ve Rajasthan'daki Saraylar


warehousecreek

CEVAP : ..... insanlar


Morpho

CEVAP : 1. Himalayalar

2. Taj Mahal

3. Amritsardaki Altın Tapınak

4. Jaisalmer'de çöl içindeki eski şehir

5. Ranthambhore Milli Parkı - kalesi, yıkıntıları ve VAHŞİ KAPLANLARI



http://www.castler.evesham.net/adresinde bulunan web sitemde Hindu tapınakları hakkında pek çok bilgi var. Ziyaretinizi beklerim.
Loujulowry

CEVAP : Benim en çok beğendiğim yerler :

1. Amritsarda Altın Tapınak

2. Varanaside Ganj nehri kıyısında yaşam tarzını gözlemek

3. Paharganj'da kalabalığı seyretmek

4. Goa'da palolem veya Arambol sahilleri

5. Darjeeling'de yan yollarda yürümek

6. Himalayarda trekking

7. Gece treninde 2.nd class yolculuk

8. Taj Mahal.


Eminim daha fazlası bulunabilir...
rod49

CEVAP: Mimari açıdan Karnataka'daki Hoysala Tapınağı ve Somnatpur ile Halebid'dekiler en üst düzeydedir. Amritsardaki Altın Tapınak ve Rajasthan'daki Jain Tapınağı ve Mysore'dakiler de çok çok güzel. Taj Mahal ise bence listenin en üstünde yer almaz.


Manzara olarak bir çok yer var ama Himalayalar Keralanın tümüyle birlikte en üst sıradadır. Keralada akıntı dışı olan birçok yerde tren yolculuğu inanılmaz güzeldir. Aynı zamanda güney Kerala'da ve Himachal Pradesh'in kuzeyinde veya Bengal ile Assam'da olsun çay bahçelerinin manzarası da mükemmeldir.
Yollar : Satyamangalam'dan Mysore'a giden Dimbam Ghat' yolu veya Himalayalardaki Munnar - Udumalpet yolu çok eğlencelidir. NH 15 Bhuj - Jaisalmer arası çöl yolu da çok iyidir.
Fakat genellikle, birçok larının dediği gibi gerçek Hindistan'ı yaşamak isteyen ikinci sınıf trende gece yolculuğu yapmalıdır.
---------------------------------------------------------------

İNGİLTEREDEN AVUSTURALYAYA BİSİKLET TURU RAPORU : 5


http://www.pedalperth2perth.com/ sitesinde ayrıntılarını görebileceğiniz Bisiklet ile Avusturalyaya giden 3 kişinin yoldan gönderdiği günlüklerin bizimle ilgili bölümlerini bültenlerimizde yayınlayacağımızı önceden belirtmiştik. Aşağıda bu günlüklerin beşinci bölümünü bulacaksınız.
Rapor No: 18 Hindistan : Bölüm : 3 12 Şubat 2003
Jaisalmerden ev yapımı fıstık ezmesi ve taze çöreklerle yüklenmiş olarak ayrıldık ve tekrar çöl yoluna girdik. Güçlü bir rüzgarda zorlukla yol alırken çok uzaklarda tepeden aşağıya doğru inen rüzgarı arkasına almış tam teçhizatlı bir bisikletçinin bize doğru yaklaştığını gördük. 59 yaşındaki bu bisikletçi Belçikalıydı ve 104. bisiklet turundaydı, kendisiyle biraz sohbet ettik, birkaç fotoğraf çektik ve birbirimize el sallayarak kendi yolumuza koyulduk.
Phalodi kasabasında durduk, bisikletlerdeki yükleri boşalttık ve yakındaki küçük bir köy olan Khichan'a gittik. Burası yüzlerce yıldır Sibirya'dan yola çıkarak gelen Turna kuşlarına ev sahipliği yapmasıyla bilinen bir yerdir. Telli turnaların yanyana dizilmiş durduğu kurumuş göl yatağının dibindeki katmanı parlak renkli sarileri ile Hintli kadınlar elleriyle kazmaya çalışıyorlardı.
Çöl yolu, rüzgarın hiç dinmediği bir yer oldu, ayrıca burada yaşayanların insanı sağırlaştıran derin sessizliğe nasıl dayandığına hayret ettik. Bisikletin selesinde pedal çevirerek geçen uzun bir günün sonunda Shri Kolayat tapınağının bulunduğu kasabaya ancak akşam karanlığında girebildik. Ellerinde paslanmaz çelikten kaplarına süt doldurmak için sıra bekleyen çocukları geçtikten sonra tapınağa ulaştık. Kapının derinden gelen sesi bizi tekrar normal yasama döndürdü. Kalacağımız oda bizim için “Dharamsala” (hacıların yeri) oldu. Donna bir hücreye benzeyen odamızda karanlığa gözünü alıştırmaya çalışıyordu. Yere serdiğimiz matların üzerine bisikletlerin arasına gerdiğimiz cibinliğin altında uyuduk. Uzun zamandan beri ilk kez böyle derin ve dinlenmiş bir şekilde uyuduğumuzu birbirimize anlatarak uyandık.
Ertesi gün Bikanere ulaşıp bir otele yerleştik ve gece otelde yapılacak olan bir düğüne davet edildik. Saat 8'den sonra kadınlar en iyi sarileri ve erkekler de en parlak renkli turbanlarıyla düğün salonuna gelmeye başladı. Damadın kafasındaki turban sıkı sıkıya sarılmış ve boynunda çeşitli değerlerde kağıt Hint Rupilerinden yapılmış bir çelenk bulunuyordu. Kadınlar tarafından en azından 1 kilo kadar tatlıyla adeta zorla beslendi. Daha sonra düğün alayı yürüyüşe geçti. 4 deve en önde, arkasında bakır üfleme çalıgılarından oluşan bando ve geleneksel davullar çalan vurmalı çalgıcılar. Gelin dişi bir atın üzerinde oturmuş küçük çiçeklerden örülmüş bir örtüyle yüzü kapalı durumdaydı. Tüm düğün alayı en arkadan gelen bir rikşanın üzerine monte edilmiş bir jeneratörden gelen elektrikle aydınlatılıyordu. Bunu da kafalarının üzerinde bazıları renkli ama çoğu beyaz olan floresant ampuller taşıyan kadınlar yapıyordu. Yürüyüş zaman zaman duruyor ve çeşitli havai fişekler atılıyor, herkes bildiği dansları yapmaya başlıyordu. Bir tapınağın önünden geçerken duruldu ve düğün töreni kutsandı. Yürüyüş alayı yavaş yavaş ilerlerken çıkardıkları gürültünün çok uzaklardan duyulduğuna hiç şüphe yoktu.
Sonunda sirk çadırı büyüklüğünde bir düğün çadırına gelindi. Burası büyük avizeler, güçlü hoparlörleriyle son model müzik sistemi ve iki yanda dizilmiş masalardaki açık büfe yemekleriyle bir curcuna içindeydi. Dansa katılmaktan kaçmamız tabii ki mümkün olmadı, dünyada yeni moda olan Pencab müziği burada da herkesin dilindeydi tabii ki. Damadın önü gelinin kız kardeşleri tarafından kesildi, çadıra girmeden önce, ve çeşitli şakalara hedef olup bir miktar bahşiş vererek önünde gerili kurdeleyi kesti. Gelin ve damat bütün tören boyunca tahtlarında oturdular ve ziyaretçiler onların yanlarına gelerek mutluluk fotoğrafları çektirdiler. Gece saat 1 sıralarında biz ayrıldığımızda düğün devam ediyordu. Ertesi sabah 5.30'da düğün töreninden dönenlerin davulları ile uyandığımızda bu saate kadar sürdüğünü anladık.
Bikanerde kaldığımız sürede artık Manu ailesinin kanatları altındaydık. Mark, oğlan çocuklarıyla basketbol oynuyor ve beyaz adamın daha yükseğe sıçrayamayacağını kanıtlıyordu. Ev yemeklerinin lezzetini tadıyor ve kültürel farklılıklarımızı tartışıyorduk.
Ertesi gün 6 kişi bir otomobile doluşarak Deshnok'daki ünlü Fare Tapınağını görmeye gittik. Çölün hızla giden otomobildeki görüntüsü de çok farklıydı. Çıplak ayakla ürkek ürkek dolaştığımız Karni Mata tapınağında eşsiz “beyaz fare”yi görmeye ve bir dilek dileme hakkını kazanmaya çalıştık.
Iran'da Bam sehrinde karşılaştığımız Hollandalı bisikletçiler Frank ve Peggy birkaç günlüğüne Bikaner'e geldi ve yaşadıklarımızı, anılarımızı ve tecrübelerimizi birbirimize anlattık. Birlikte bir “Deve Üretme Çiftliği”ne gittik. Bir devenin 25 yıl yaşadığını, hamilelik süresinin 382 gün olduğunu, doğumdaki ağırlığının 36 kg. kadar olduğunu ve bir devenin kendi vücut ağırlığının % 20 si kadar bir yükü hiç beslenmeden 8 gün süreyle taşıyabileceğini burada öğrendik.
Hindistanın kuzeyinde hava son 20 yılın en soğuk senesiydi. Yüzlerce evsiz insan hayatlarını kaybetmiş ve okullar çocukları bu “aşırı” soğuklardan korumak için kapatılmıştı. Bizi daha çok şaşırtan şey çöl şartlarında pedal çevirirken su geçirmez giysilerimizin içinde etrafımızda patlayan fırtınalara aldırmadan taze yağmurun kokusunu içimize çekmekten zevk almamız oldu. Bisikletle geçtiğimiz hemen her ülkede gökyüzünün sunduğu şekillerin değişikliği konusunda uzmanlaşmıştık.
Çölün görünümü Jaipur'a yaklaşırken iyi düzenlenmiş sulama kanallarının etkisiyle yeşil bir görünüm almaya başlamıştı. 1.6 milyon nüfusuyla Jaipur'a girişimiz yoğun trafik nedeniyle stresli oldu. Etrafımızı sarıveren autorikşacılar çok ucuza rikşa isteyip istemediğimizi sormazlar mı. Biz zaten kendi bisikletlerimiz üzerindeyken bunu kabul edebileceğimize nasıl inanırlar anlayamadık. Başka gezginlerin tavsiyesine uyarak “Pearl Palace Otel”e yerleştik, ve biz de buradaki ortamdan, yemeklerinden ve hizmetten çok memnun kaldık.
Delhideki Çin elçiliğinin Çin yeni yılı nedeniyle kapalı olması nedeniyle 10 gün kadar boş zamanımız kalmıştı. Biz de Bharatpur'daki Keoladeo Ghana Milli Parkına gitmeye karar verdik. Burası Dünya Mirası listesine girmiş bir kuş cennetiydi. Bu yılki kuraklık nedeniyle gelen kuşların sayısı azdı ama gene de baykuşlar, martılar, leylekler ve çok miktarda balıkçıl kuşları gördük. Ayrıca geyikler, maymunlar, kaplumbağalar ve çakallar gördük.
Mathura'ya giden yola koyulduğumuzda yollardaki çukurlardan kaçma mücadelesine giriştik. Bu bir yandan olumsuz bir şey gibi görünmekteyse de bizim dışımızdaki trafiği yavaşlattığı için aslında işimize yarıyordu. Mathura, Hinduların ve Müslümanların çatışmaya kadar varan mücadelelerine sahne olan çok önemli bir Hindu hac merkezidir. Burası Hindu tanrısı Krishnanın 3.500 yıl önce doğduğuna inanılan yerde kurulan Janbhoomi ve Kesaba Deo Tapınaklarıyla ünlüdür. Tam doğum yeri ise Moğol hükümdarı Aurangzeb tarafından yerle bir edilmiş olan asıl Keshava Deo tapınağı idi. Buraya Aurangzeb, Katra Mescid adıyla bir cami yaptırmış ve böylece bu tartışmaların tohumlarını atmıştır. Bütün bina şimdi artık 24 saat koruma altındadır çünkü 1992 yılında Hindu fanatikleri mescidi yıkarak altında bulunan Hindu tapınağını ortaya çıkartmaya çalışmış müslümanlar buna karşı çıkınca olaylar patlak vermişti.
Ertesi gün Delhi yoluna çıktık. çift şeritli düzgün asfalt yol ülkenin başkentine yakışır bir hoşgeldin demekte gibiydi bize. Trafik önceleri sakinken Delhiye yaklaştıkça doğal olarak yoğunlaştı ama biz buna aldırmadan devam ettik ve geç saatlerde şehrin dış mahallelerine ulaştık. Böylece gezimizin bir aşaması daha sona ermiş oldu. Bundan sonra Kathmandu ve Lhasa (Tibet) yoluna hazırlanacağız.
---------------------------------------------------------------
NOT : Bu bulteni Türkçe karakterleri KULLANARAK gonderiyorum. Türkçe

karakterlerin okunmasinda sorun yaşayanlar varsa onlara Türkçe karakter

icermeyen ayri bir bulten gonderebilirim. Yalnız Türkçe karakterleri dogru

goremeyenlerin bu durumu bana bildirmeleri gerekiyor.


Siteye yeni uye olanlar daha onceki bultenlerden almak icin mailto:bozkaya@tr.net adresinden istekte bulunurlarsa adreslerine gonderilecektir.
---------------------------------------------------------------
Bu haftalik bu kadar. Her turlu katkılarinizi bekliyorum.
Phir milenge / Gorusmek uzere


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət