Ana səhifə

Fethiye turizm raporu


Yüklə 176.23 Kb.
səhifə1/3
tarix18.07.2016
ölçüsü176.23 Kb.
  1   2   3
FETHİYE TURİZM RAPORU
ÖZET:

Metin sektörle ilgili bulabildiğim sayıları, yüz yüze görüşmeleri, gözlem ve yorumları içeriyor. Sektöre ilişkin derli toplu bilgi bulmak zor olduğundan, sayısal verilerde fazla bir gelişme olmayabilir ama yüz yüze görüşülmesi gereken kişiler var. Yöredeki yerel yöneticiler ve turizmin çeşitli alanlarında çalışanlar bunlar arasında.

Metinde 14 bölüm yer alıyor. Bahsedilen bir kurumsa, kısaca kurumun sektör içindeki yeri, gelişimi, oynadığı rol hakkında bilgi verilmeye çalışıldı. Kurum temsilcilerinin görüşleri aynen aktarıldı. Yorumlar kendi gözlemlerim ve sayıların değerlendirilmesine dayanıyor. İlçede doğup büyümenin yanı sıra, yaklaşık 15 yıl hediyelik eşya yapım ve satışı, 3 yıl kadar yerel bir gazetenin çıkartılması ve ÖDP ilçe başkanlığı yaptığım süre içinde; raporda sözü edilen olayların çoğuna yakından tanık oldum. Sorunlar, belli çözümleri zorunlu kılıyor. Yerelde karşılaştığımız sorunlara çözüm önerileri, pek çok yerde benzerleri yaşandığı için genel çözüm önerileri gibi de düşünülebilir. ÖDP ilçe örgütü bugüne dek çeşitli platformlarda bu sorunları dile getirerek konuya yatırım ve istihdam açısından bakmanın sakıncalarını vurguladı, çevrenin korunması ve kamu yararını öne çıkardı. Sektörde yaşanan başıboşluğun önüne geçmeye katkısı olabilir fikriyle yerel yönetimlerde turizmle ilgili bir birimin oluşturulmasını önerdi.
I - FETHİYE TURİZM DERNEĞİ
Doğal ve tarihsel özellikleri nedeniyle yörede turizmin gelişeceği düşünülerek, 1961 yılında bir dernek kuruldu. Amacı, turizme yönelik alt yapı yatırımlarının kalkınma planları kapsamına alınarak gerçekleştirilmesi için girişimlerde bulunmak ve yörenin adını duyurmaktı.

Fethiye; yerleşim alanının genişliği, nüfusu ve ekonomisi açısından Muğla’nın en büyük ilçesidir. Tarih boyunca karadan ulaşımın zor oluşu yüzünden kendi içine kapalı kalmıştır. Turizm öncesi dönemde ekonomisi tarım ağırlıklıydı. Genellikle tütüncülük, sulanabilen alanlarda pamukçuluk, susam, sebze ve meyve yetiştiriciliği yapılıyordu. Tarım dışındaki tek önemli ekonomik değer krom cevheri çıkarılması ve ihraç edilmesiydi. Krom; 1930’larda Fransızlar, daha sonra Türk Maadin Şirketi ve Etibank tarafından çıkarıldı. Son yıllarda önemi azalsa da, özel şirketler tarafından krom cevheri çıkarılmaya devam ediliyor. Yanı sıra, mermer ocakları gelişiyor. 60’lı yıllar boyunca ilçe nüfusu 6 – 7 bin dolayında seyretti.

Marmaris ve Bodrum’da 60’lı yıllarda turizmin önem kazanmaya başlamasına rağmen, Fethiye ayni düzeye 70’li yılların sonlarında gelebildi. O yıllarda kıyı ilçelerinde düzenlenen festivallerle yörelerin adını duyurma çalışmaları yeni yaygınlaşıyordu. Fethiye’yi tanıtım amacıyla, 1967 yılından başlayarak her yıl “Akdeniz Şenlikleri” adı altında dernek – belediye işbirliğiyle 7 kez festival düzenlendi.

Turizm sektörü, kent olmanın kültürel ve nesnel koşullarını gerektiriyor. Düzenlenen festivaller aracılığıyla, kentli bilincinin oluşmasına katkıda bulunulduğu düşünülebilir. Henüz o yıllarda Fethiye ovasında sulu tarıma geçilmemiş, çevre köylerden ilçeye yoğun göç yaşanmamıştı. ( Fethiye Ovası 1970’de DSİ’nin yaptığı kanallarla sulanmaya başlandı. Bu bir yandan seracılığın gelişmesine yol açtı, öte yandan göç nedeniyle artan nüfusun tarım arazilerine yerleşmesi sonucu çarpık kentleşme gelişti. Bugün bu alanlar imar kapsamı içinde ve kent dokusuna eklenmiş durumda.) Yörede yaşayanlar, geleneksel tarım ve sınırlı ölçüdeki ticaretle ilçe düzeyinde büyümenin sağlanamayacağı kanısındaydı. Yeni kuşakların aile işini sürdürmek ya da okuyup “adam olmak” dışında seçenekleri yoktu. 1957 depremiyle büyük ölçüde yıkılan ve yeniden inşa edilen Fethiye, gençler için yerleşilecek bir yer olarak görülmüyordu. Bu nedenlerle, turizmin gelişmesi fikri herkese çekici geliyordu.

Bayram – panayır arasında geçen ilk festivaller, daha çok Fethiye’nin Fethiyelilere propagandası gibiydi. Festivallerle ilgili kısa haberlerin ulusal gazetelerde yer alması dışında tanıtıma katkısı olduğu söylenemez. Mesela ilk festival programında askeri geçit töreni, fener alayları, yerel spor karşılaşmaları, güzellik kraliçesi seçimi, yörede faaliyet gösteren esnaf, firma, resmi kuruluşların araçlar üstünde yaptıkları işi sergilemelerinden oluşan kortej geçişi yer alıyordu. Tarih boyunca dış dünyayla ilişkisini deniz üzerinden sürdüren ilçede, deniz şenliklerinin festival programlarında özel bir yeri vardı. ( Tarımsal kültürün ağırlık kazanması, kentin geleneksel yapısının değişmesi, limanın deniz turizmiyle ilgili faaliyetlerin kontrolüne geçmesi ve kirliliğin artmasına bağlı olarak deniz şenlikleri önemini yitirdi. Ve bugünün kuralsız ortamında turizm tekellerinin egemenliğiyle birlikte yeni bir tanıtım anlayışı gelişti. Yerel yönetimlerin tanıtıma katkısı olur diye düzenledikleri şenlikler popüler sahne sanatçılarına konserler verdirmek ve havai fişek gösterisinden ibaret. Bu tür faaliyetler genellikle büyük firmaların sponsorluğunda yapılırken, halk izleyici durumuna getirildi. Medyada birkaç saniyelik haber ve yöreyi tanıtıcı program yöneticilerin başarısı olarak sunuluyor. Bu anlayışın geçmişte halkla birlikte düzenlenen şenliklerle ilgisi olduğu düşünülemez. Öte yandan, tanıtıma katkısı olacağı ileri sürülerek 3. Lig’deki Fethiyespor’a yerel yönetim tarafından önemli bir kaynak aktarımı var. Futbol takımlarıyla yerel yönetimler arasındaki ilişkiler, politik çıkar için ve kuralsız, denetimsiz harcamalar yapılmasından başka sonuç doğurmuyor. Otopark alanları, plaj hizmetleri yıllarca spor kulübüne gelir aktarmak adı altında yandaşlara kullandırılıyor, kanunsuz bağışlar toplanabiliyor. )

Fethiye ( Likya) ; Antalya ( Pamfilya) – Köyceğiz (Karya) arasında, kuzeyi Toros dağlarıyla kuşatılmış, korunaklı limanı olan bir kıyı kentidir. Bilinen en eski yerleşim, tarihi M.Ö. 2000 yıllarına kadar uzanan Lkya’lılara aittir. Bu nedenle Fethiye, Likya tarihiyle birlikte tanıtılır. Örneğin turizm derneği ilk kurulduğu yıllarda “Likya” adıyla yerel bir gazete bile çıkarmıştı. ( Bugün benzer çalışmalarda Türklük’le ilgili öğelerin ağır bastığını görüyoruz. Yörük kültürü adı altında göçerliğe ilişkin unsurlar tek tipleştirilerek neredeyse bütün Akdeniz kıyılarında sunuluyor. Folklor gösterileri, etnoğrafik eşyaların sergilendiği kıl çadırlar, gözleme ve ayran… )

Süreç içinde finanse edilmesinde yaşanan zorluklar ve amatör ilginin kaybolması yüzünden festival düzenlemekten vazgeçildi. 70’li yılların başında tarımsal yatırımların gelişmesiyle turizme yönelik ilgi azaldı, köyden kente göçle nüfus yapısı ve kültürde önemli değişimler gözlendi. Öte yandan 70’li yılların toplumsal çatışma ortamı, turizm için pek elverişli değildi. Bu süreçte dernek atıl hale geldi.

Fethiye’de turizmin başlamasına önderlik eden derneğin belli başlı faaliyetlerinden şu örnekler verilebilir: Dernek tarafından 1968 yılında “Pansiyonculuğu Teşvik ve Yetiştirme Kursu” düzenlenerek 14 kişiye sertifika verildi. ( O yıllarda ilçede yalnızca 2 pansiyon vardı.) Yanı sıra lokantacılık, hediyelik eşya yapımı ve satışı gibi alanlarda turizme yönelik faaliyet gösterilmesinin yolunu açtı.

Sarp Toros Dağları’nın aşılabilmesi ve ulaşım güçlüğünün giderilmesi için Fethiye’de turizmin gelişmesi bir havaalanı yapılmasına bağlanıyordu. Dönemin Turizm ve Tanıtma Bakanı ilçeye havaalanı yapımı için girişimlerin başladığını açıkladıktan sonra projeden vazgeçildi. Karar değişikliği üzerine durumu protesto etmek amacıyla dernek önderliğinde, 4 Mart 1968’de köylerden gelenlerle birlikte pazaryeri yakınında yaklaşık 3 bin kişinin katıldığı “ Sesimizi Duyurma Mitingi” düzenlendi. Mitingteki konuşmalarla yalnızca havaalanı sorunu değil, yöreye yatırım yapılmamasının tüm sonuçları eleştirildi. ( Bu yıllarda TİP’in ilçe örgütü ve köylerde Devgenc’in çalışmaları, halkın ‘hak arama’ bilincinin oluşmasında etkili olmuştur. O yıllardan kalma çalışmanın etkisiyle, ÖDP’nin oy aldığı köyler var.) Genel kanı, Muğla’lıların baskısıyla havaalanının Fethiye’ye yapılmasından vazgeçildiği yönündeydi. Geleneksel ekonominin dışa açılma çabaları beklenen gelişmeyi sağlayamayınca, hayal kırıklığının faturası yöredeki “rakiplere” çıkarılıyordu. Yörenin dışa kapalılığı yüzünden yakın ilçe ve iller rakip gibi görülüyordu. ( Havaalanı 1982 yılında Dalaman’a yapıldı.)

70’li yıllarda, Dalaman Fethiye arasında sarp ve dolambaçlı Kızılbel’in kolay geçilmesi için Göcek tüneli açılmak istendi. Ancak o günün teknolojisi yetmeyince vazgeçildi. (Ayni yerde 2003 yılında “ yap işlet devret” (YİD) modeline göre bir tünel yapımına başlandı.) Yine 70’lerin ortalarında Ankara – Fethiye yolu açıldı, Antalya’ya daha kolay ulaşım olanağı sağlandı, Muğla yolu kısaltıldı. Artık otobüsle Ankara’ya yaklaşık 9, Antalya’ya 4, Muğla’ya 3, İzmir’e 6 saatte ulaşılıyor. Bütün bunların gerçekleşmesi için merkezî yönetimin yöreye ilgisinin çekilmesi ve kamuoyu baskısı oluşmasında derneğin rolü olduğu söylenebilir.

Bugün kâğıt üstünde varlığını sürdüren derneğin belgeleri Turizm Danışma Müdürlüğünde…

II – FETHİYE TURİZM DANIŞMA MÜDÜRÜ’NÜN TURİZMİN SORUNLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ:
- - Turizm, Akdeniz havzasında 1984’te Özal’ın Turizmi Teşvik Kanunu’nu çıkartmasıyla başladı. İlçe Turizm Danışma Müdürlüğü de bu tarihte kuruldu. Bu yörelerde turizmin gelişimi aşağı yukarı ayni seyri izler.

- - Fethiye, Özel Çevre Koruma Kanunu kapsamında olduğu için, bu yörede turizm biraz geri kaldı. Ayrıca uzun sahil şeridi olmaması da geri kalışta önemli oldu.

- - 5 tatil köyü var. Belcekız, Ölüdeniz Resort, Hillside, Letonya, Lkya World. Bunların yatak kapasitesi 6 bin civarında. Toplam yatak kapasitesi 41 bin. Nitelikli yatak sayısı 9 – 10 bin civarında. Apart otel ve pansiyonlar nitelikli yatak değil. Turizmin gelişmesi için nitelikli yatak sayısını arttırmak gerekiyor.

- - 2004 yılında Fethiye’ye tahmini olarak 520 bin turist geldi. 2005’te 600 bin turist bekleniyor. Kesin rakam, belge, bilgi yok. Pasaport işlemlerinden, polis kayıtlarından kesin sayı çıkarılabilir. Gelen turist, çalışan sayısı, turizm alanına ilişkin kesin bilgi yok.

- - Ayni yılda Fethiye’ye gelen yerli turist sayısının 45 – 50 bin kadar olduğu tahmin ediliyor.

- - Yabancı turistlerin yaklaşık yüzde 80’i Fethiye’yi daha önceden biliyor, en azından bir kez gelmişler.

- - Bu yıl müdürlük olarak Hollanda, İngiltere, Almanya, Belçika olmak üzere 4 yabancı fuara ve İzmir, İstanbul olmak üzere iki yerli fuara katılındı. 22 bin poster, 15 bin broşür, 8 bin şehir haritası bastırıldı. Bunlar, bakanlığın katkısı olmadan, turizmcilerin bağışlarıyla gerçekleşti. Fuarlara katılım, tur operatörlerinin yöreyle ilgilenmesini sağladığı için önemli. ( Fuarlara, Muğla İli adı altında katılınıyor.)

— Sektörün sorunları, her yıl turizm haftası nedeniyle kamuoyuna duyuruluyor. ( temizlik, düzen, sessizlik, görüntü, geleneklere uygun hareket edilmesi vs…) Başlıca sorunlar şöyle sıralanabilir:

— Tesisler yetersiz. Kaliteli yatak sayısı arttırılmalı.

— Belediyeler daha aktif görev almalı.

— Yüzde 80 kalifiye eleman açığı var. Okullular, eğitim sisteminin yetersizliğinden dolayı ihtiyacı karşılayamıyor. Alaylı elemanlar daha verimli çalışıyor. Öğrencilerin sektöre uyum sağlaması zor oluyor. Eğitim kalitesi arttırılmalı.

— Fethiye’de profesyonel anlamda turizm yapılmıyor.

— Sivil toplum örgütleri yetersiz. Görevlerini yapmıyorlar.

— Tanıtım çalışmalarına önem verilmiyor.



III – ESNAF KEFALET KOOPERATİFİ BAŞKANI’NIN TURİZMİN SORUNLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİ :

— Her şey dâhil sistemi turizmin gelişimine zarar veriyor.

— Turizm acentelerinin güvenilirliği yeterince araştırılmadığı için oteller dolandırılıyor, rezervasyon iptalleri, ödeme yapılmaması gibi sorunlarla karşılaşılıyor.

— Turizm alanında faaliyet gösteren dernek, kooperatif gibi kuruluşlar bu konuda sorumluluk üstlenmiyor, yeterli çalışmayı yapmıyor.

— İşletmecilerin örgütsüzlüğü yüzünden, acenteler diledikleri gibi fiyat belirliyor. Benzer işletmeler arasında önemli fiyat farkları oluşuyor. Yaşanan yıkıcı rekabet turistin kaliteli hizmet almasını engellediği gibi, güvenini azaltıyor.

— Fethiye’de tekneler arasında örgütsüzlükten kaynaklanan yıkıcı bir rekabet var.

— Günübirlik piknik alanlarına, plajlara toplu taşım aracı konmaması ulaşımın özel sektörün tekelinde olması, düşük gelirli yerli halkın buralardan yararlanmasını sınırlıyor. Turistin ulaşımda sıkıntı yaşamasına yol açıyor.

— Özellikle turizmden kaynaklanan doğa kirliliğinin önüne geçilmesi için önlem alınmalı. Başta deniz ve kıyılar olmak üzere tüm doğal alanların düzenli olarak temizlenmesi sağlanmalı.

— Turizme yönelik yatırımlarda eko turizme geçilmesi desteklenmeli. Çevreyle uyumlu yatırımlar

yapılmalı.



IV – FETHİYE TURİZM, ÇEVRE VE TANITIM VAKFI (FETAV)

1995 Yılında eğitim, kültür ve çevre sorunlarıyla ilgili FETÇEV adlı bir vakıf kuruldu. Vakıf ilk yıllarında çevre sorunlarıyla ilgilendi, turizmde mafyalaşmaya karşı çaba gösterdi ve ilçede bir kent meclisi kurulması çalışmalarına katıldı. Deniz kirliliğine ilişkin ölçümler yaptırdı, olumsuz çevresel etkisi olan turizm yatırımlarına karşı çıktı. Örneğin, 1997 yılında Hasan Özyer (önceki dönem ANAP, şimdi AKP Muğla milletvekili ve eski turizm bakanı Erkan Mumcu’nun yakın dostu )tarafından Fethiye’ye 30 km. uzaklıkta Gemile Koyu’ndaki doğal sit alanına yapılmak istenen tatil köyüne karşı çıktı. Bu çalışmalar, kamuoyunun ve yönetici çevrelerin fazla ilgisini çekmedi. Gönüllü katılımın azlığı, gelir kaynağı bulunamaması yüzünden vakfın faaliyet yürütmesi zorlaştı. Vakfa işlerlik kazandırmak için çareler arandı. İlçenin birinci derece deprem alanı üstünde olduğu da göz önünde tutularak,1999 Marmara depreminin ardından yerel yönetimin desteğiyle oluşturulan “Afet İşleri Koordinasyon Merkezi”nin çalışmaları vakıf üzerinden yürütülmek istendi. Ancak, bütün çabalar, rant peşinde koşan çevrelerin engellemeleri ve yönetim anlayışının gönüllü katılımı zayıflatması gibi nedenlerle sonuç vermedi.

Bu dönemde Muğla Valiliğince, Marmaris ve Bodrum’da tanıtım için oluşturulan vakıflarının bir benzerinin Fethiye’de de kurulmasına çalışılıyordu. Vakıf kurmanın zaman alıcı ve yüksek maliyetli olması nedeniyle, zaten üyelerinin önemli bir kısmı turizmci olan FETÇEV’in tanıtım vakfına dönüştürülmesi önerildi. 2001 Yılında dönemin kaymakamının girişimleriyle, vakfın ilçenin tanıtımında kullanılmasına başlandı Tüzüğü ve adı değiştirilerek vakıf merkezî yönetimin amacına uygun hale getirildi. Bugün vakıf ilçeyi tanıtmak amacıyla broşür, kitap, web sayfası hazırlıyor, yurtiçi ve yurtdışı fuarlara katılıyor. Daha çok yerel sanatçıların katılımıyla sergiler düzenliyor, ilçeye gelen ünlülerin ve resmi ziyaretçilerin ağırlanmasında rol oynuyor. Muğla’nın tanıtımına yönelik çalışmalara para ve insan gücü desteğinde bulunuyor. Tanıtım dışı çalışmaları geri planda kalmış durumda.

Diğer ülkelerde bu tür vakıfların devletten önemli ölçüde destek aldığı, küçük miktarlarda halktan toplanan yardımlar ve bağışlarla giderlerini karşıladıkları biliniyor. Ve gönüllülük esasına göre çalışıyorlar. Şu anda gözlemlediğimiz kadarıyla, FETAV’ın özellikle tanıtım ağırlıklı çalışmaları yarı resmi bir görüntü sergiliyor. Üst birimler vakfa, vakıf turizm kuruluşlarına salma usulü yardım miktarlarını iletiyor, para ya da insan gücü katkısı bu yolla sağlanıyor. İlçelerin tanıtım çalışmaları, il çatısı altında ve merkezi kararlarla yürütülüyor. Her ilin yıl boyunca hangi fuarlara katılacağı turizm bakanlığıyla birlikte kararlaştırılıyor. Yörenin tanıtım harcamalarına turizmciler katkı yapmaya zorlanıyor. Bu nedenle genellikle vakfın talepleri turizm işletmeleri tarafından tepki görüyor. Vergilerini ödediklerini belirterek yardımda bulunmak istemiyorlar.

Bugünün koşullarında bir vakfın kuruluş maliyeti 250 – 400 bin dolar arasında değişiyor. Yaklaşık 140 kişinin maddi katkılarıyla kurulan çevre ve eğitim amaçlı bir vakfın değişen koşullar içinde tanıtım ağırlıklı bir vakıf haline gelmesi ve yerel yönetim, bürokrasi, büyük turizm işletmelerinin desteğiyle ayakta durması; yapılan çalışmaların niteliği hakkında bir fikir verebilir.

Vakıf hükümet binasında kaymakamlık tarafından verilen yerde faaliyet gösteriyor. Başkanlığını kaymakam yapıyor. Yönetim kurulunda belediye başkanı, meslek odası temsilcileri ve turizmle ilgili birlik, dernek başkanları bulunuyor.

Vakfın “Öncelikli sorunlar ve çözüm önerileri” başlıklı, 2005 yılında turizmin sorunlarına ilişkin görüşleri:

1 – Turizm işletmecilerinin bir takım arayışları ve yaratıcılıklarıyla, turist tüketicinin de talepleri doğrultusunda, bölgemizde ürün yelpazesi genişledi. Ancak turizmin çeşitlendirilmesi bağlamında değerlendirilen bu gelişmelerin, müşteri portföyüne yansımasında, fazla bir ilerleme kaydedilmedi. Bu nedenle, kesinlikle yeni Pazar arayışlarına girilmeli. Farklı platformlarda, değişik ülkelere yönelerek, alternatif pazarlar yaratılmalı. Daha akılcı ve kalıcı tanıtım stratejileri geliştirilmeli. Far kuruluşlarıyla birlikte çalışılarak, marka oluşturmak üzerinde yoğunlaşan çalışmalara öncelik verilmeli.

2 – Altyapı çalışmaları en kısa sürede tamamlanarak, çevre sorunları en aza giderilmeli. Göcek Tüneli ve yıllardır ihmal edilen, ören yerlerine ulaşımı sağlayan yolların bakım ve onarımı sağlanmalı.

3 – Toplam kalite konusunda, yerel halk ve sektör temsilcilerinin bilgilenmesi ve bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar yapılmalı. Toplam kalite ödüllü tesislerin yaygınlaştırılması için, bu konuya öncelik veren her tür işletme, ödüllendirilerek teşvik edilmeli.

4 – Turizmde tüketici hakları konusundan ödün verilmemeli, hak sahiplerinin başvuruları en kısa sürede değerlendirilerek, sonuçlandırılmalı.

5 – Doğal afet ve her türlü siyasal gelişmeden, doğrudan etkilenen turizm sektöründe, risk faktörleri göz önünde bulundurularak, kriz masaları oluşturulmalı, kriz dönemlerinde, acil eylem planlarında belirlenen önlemlerin uygulanmasına geçilmeli, ülkemizin çıkarları için, yöneticiler, sektör, güvenlik güçleri ve medya mensupları duyarlılık ve işbirliği içinde olmalı.

6 - Bölge tanımına, sosyal ve ekonomik yaşama iveme kazandıran festivaller, sportif karşılaşmalar, ( hava oyunları festivali, kürek ve yelken yarışları vb. ) desteklenmeli.

7 – turizmin çeşitlendirilmesine de katkı sağlayacak, FETAV bünyesinde çalışmaları süren Kuş Cenneti Projesi, Eko Tarım ve Turizm Projesi, Çevre ve Kültür Değerleri Atlası gibi girişimlerin desteklenerek, kısa sürede hayata geçirilmesi sağlanmalı.

FETAV
V – FETHİYE DENİZ TİCARET ODASI 2005 YILI ÜYE YAPISI VE FETHİYE’DE DENİZ TURİZMİNİN DURUMU :

Odanın Türkiye’de kuruluş tarihi 1982. Fethiye’de kuruluşu 1999. Turizm Bakanlığı tahminlerine göre ülke genelinde turizm gelirlerinin yaklaşık % 25’i deniz turizminden elde ediliyor.


Fethiye DTO sorumluluk alanı Fethiye, Dalaman, Ortaca ve Dalyan ilçelerini de kapsıyor. Fethiye DTO’na üye tekne ve işletmeler yalnızca merkez ilçe, Ölüdeniz, Göcek beldelerine aittir.
Marina işletmesi :…………………… ……………… 3

Tersane ve çekek yeri işletmesi :…………………. 21

Seyahat acentesi :………………………………….. 32

Mavi tur teknesi:…………………………………….158

Sualtı turizm işletmesi………………………………... 5

Günlük gezi teknesi ………………………………… 61

Toplam……………………………………………......280

Kurdoğlu Körfezi içinde, yıl boyu yörede etkili olan rüzgârlara kapalı doğal liman konumundaki Fethiye Körfezi, tarih boyunca Akdeniz’e açılan gemilerin son ikmal, Anadolu’ya denizden gelenlerin ilk uğrak noktası oldu. Tarih boyu yörede yaşayan halklar, dış dünyayla bağlantılarını asıl olarak deniz yoluyla kurdular. Denizcilik yöre kültüründe ve ekonomisinin gelişiminde önemli yer tuttu. Balıkçılık, süngercilik, gemi işçiliği yerleşik halkın geçmişte sürdürdüğü başlıca işler arasındadır. ( Örneğin Fethiye’ye 16 mil uzaklıktaki Rodos’la ilişkiler düzenli olarak 1960 ortalarına dek sürdü. Adalılar tarımsal ürün gereksinimlerini genellikle Fethiye’den karşılıyordu. Yöre gençleriyle Yunanlı denizciler arasında çıkan kavgadan sonra Rodos’tan yapılan gemi seferleri kesildi. Kavganın arkasında yatan nedenin, o dönemde yaşanan Kıbrıs gerginliği olduğu düşünülebilir. Turizmin canlanmasına bağlı olarak ilişkiler yeniden gelişti. 2000 yılından bu yana Rodos Belediye Başkanı, 12 Adalar Valisi ve çeşitli heyetler Fethiye’ye ziyaretlerde bulundular. Bunda ÖDP’nin de katkısı oldu.2000 yılında Sol Birlik Partisi’nden olan Rodos Belediye Başkanı’nın, parti ilçe örgütünden ziyaret için davet beklediğini öğrendik. Fethiye Belediye Başkanına durumu ileterek davet etmesini sağladık.Öte yandan, Ege’de Yunanistan’a ait adalarla Türkiye’deki yakın 6 il arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla; Avrupa Birliği tarafından “İnterreg 3 / A Projesi” kapsamında 19 milyon Euro kaynak ayrıldı. Geçtiğimiz günlerde Muğla Üniversitesi’nde konuyla ilgili bir toplantı yapıldı. Toplantıya, projenin Tilos Adası sorumlusu Konstantinos Mentzelopulas, Türkiye Rodos Başkonsolosu Nilüfer Feyizoğlu da katıldı. Projeden yararlanması planlanan iller arasında Muğla da bulunuyor. )

Kurdoğlu Körfezi içindeki “12 Adalar” olarak bilinen adalar, mavi tur ve günübirlik gezilerin düzenlendiği yerlerdir. Körfezde; ilçe merkezine en yakın plaj olan 3 km. uzunluğundaki Çalış kumsalı, kamp ve piknik alanları olan Katrancı ve Günlüklü koyları, yine çok sayıda küçük koydan oluşan piknik alanları bulunuyor. Yalnızca denizden ulaşılabilen koylara, 70’li yıllarda orman yolu açıldı. Koylardan ikisinde tatil köyü yapılırken yollar genişletilerek iyileştirildi, bir bölümü asfaltlandı. Bu yıl tümünün asfaltlanmasına başlandı. Körfezin kuzey batısında Göcek Liman’ı bulunur. Etibank Krom İşletmelerinin çalıştığı yıllarda küçük bir köy olan Göcek, 80’lerin ortasında Özal’ın bu yöreyi keşfetmesinden sonra gözde bir turizm merkezi haline geldi. 2003 yılında Göcek limanı resmi statü kazandı. Şu anda Kurdoğlu körfezinde Fethiye ve Göcek olmak üzere 2 resmi liman, yine Göcekte Mopak İskelesi olarak bilinen bir özel liman var. Mopak, Dalaman SEKA kağıt fabrikasını satın alan firma. İskele bu firmaya ait. Deniz turizmcileri, fabrikaya yakıt sağlayan petrol tankerlerinin çevre kirliliği yarattığını belirterek önlem alınmasını istiyorlar.

Charter seferleri yapan mavi tur tekneleri ve sualtı turizmiyle ilgili işletmeler, seyahat acenteleri aracılığıyla müşteri buluyor. Günübirlik gezi tekneleri dolmuş usulü çalışıyor. Günübirlik tekne sahipleri bir kooperatif çatısı altında örgütlendikleri halde bugüne dek birlikte hareket etmeyi başaramadılar. Genellikle sezon başında yolcu taşıma fiyatlarını ortak belirliyor, sezon içinde anlaşmayı bozarak rekabete giriyorlar. Tüm küçük işletme sahipleri gibi tek başlarına hareket etmeyi tercih ediyorlar. Geçtiğimiz günlerde gezi teknelerinin çalışmasına bir düzen getirmek amacıyla, kıyının kullanımı ve teknelerin boylarına göre sınıflandırılarak ve sıra gözeterek çalıştırılması işi Deniz Ticaret Odası’na verildi. Oda, belediyeye ait kıyıyı bir yıllığına kiralayarak düzenleme işini üstlendi. Kooperatif bu konuda bir talep geliştirmedi. Yalnızca, bireysel çıkarlarının zedelendiği düşüncesiyle uygulamanın bir yıl ertelenmesini talep ediyorlar. Belediyeyle yapılan protokole göre sisteme uymayan tekne yolcuların alındığı rıhtıma yanaşamayacak.

Bugünlerde odanın ağırlıklı olarak üzerinde durduğu sorun, sayıları yaklaşık 250’yi bulan limandaki teknelerin ( buna balıkçı tekneleri dahil değil ) bakımlarının yapılabileceği ve tekne inşasında kullanılabilecek çekek yerinin bitirilmesi. Gelişen yat turizmiyle birlikte, çekek yerinin yabancı yatlara hizmet vermesi de düşünülüyor. Çekek yeri Çalış Plajı’nın kuzey ucuna, Karaot mevkiine yapılacak. Denizcilik Müsteşarlığı Gemi İnşa ve Tersaneler Genel Müdürü, 18 -19 Mart 2005 tarihlerinde Fethiye’de düzenlenen bir toplantıda tersanecilerle de konuyu görüştü.. Verdiği bilgiye göre, çekek yerinin yapımı için 1999’dan bu yana sürdürülen çabalar sonuca yaklaşmış durumda. Tesisin bu yöreye yapılması kesinleşti. İlgili bakanlık onayları alınmış, imar planlarının yapılması bekleniyor. Çekek yeri işletmesinin Fethiye Bölgesi Yat İmal ve Çekek Yerleri Kooperatifi’ne verilmesi düşünülüyor. Yapılacak yatırım sayesinde önemli bir tesis kazanılırken, yakındaki Yanıklar Köyü sakinlerine de iş alanı açılacağı vurgulanıyor. ( Kaynak: “Deniz Ticareti” dergisi, Nisan 2005 )

Yörede, kent çevresindeki sulak alanların yok edilmesi nedeniyle önem kazanmış bir sulak alan var. 90’ların sonlarında, yörenin yakınındaki Tuana Tatil Köyü’nün inşası sırasında sahilden kum alınmış ve doğal denge büyük ölçüde bozulmuştu. Çevrecilerin bütün çabasına rağmen yönetimin göz yumması yüzünden kum alınması önlenememişti. Şimdi, çevrecilerin yine karşı çıktıkları bu yatırımla doğal yapı tamamen değişecek.

Çekek yerindeki işletmelerin oluşturduğu kooperatifin 21 üyesinin tamamı DTO’ya da üye. 2004 yılı içinde bu işletmelerde, boyları 25 – 40 m. arasında değişen 17 ahşap tekne yapıldı. 2005 yılında bu sayının 20’ye çıkacağı tahmin ediliyor. 25 metrelik basit bir günübirlik gezi teknesinin fiyatı 150 bin dolardan başlıyor. Lüks donanımlı 30 metrelik bir charter tekne fiyatı ise 1 milyon dolara kadar ulaşabiliyor. Kurulacak tesis tekne bakımı kadar yapımı için de önem taşıyor. Kooperatif aracılığıyla yöredeki büyük sermaye sahiplerinin önemli bir rant daha elde edeceği açıktır.

Fethiye’de uzun yıllar boyunca, uluslararası hizmet verebilecek nitelikte bir yat limanı yapılması sorunu yaşandı. 80’li yıllarda DLH tarafından, günübirlik piknik alanı olan Liman içindeki Aksazlar Koyu’nun yat limanı inşaatına ayrılması için çaba gösterildi. Yerel yönetim ve kamuoyunun tepkisi nedeniyle bundan vazgeçildi. Yine liman içinde, balıkçı barınağı yapılması düşünülen bir alana yat limanı yapımı projesi uygun görüldü. 1998 yılında ,Veziroğlu İnşaat Firması projeyi 30 milyon dolar karşılığı ve 25 yıl işletmek amacıyla gerçekleştirmek üzere şantiye kurarak girişime başladı. Dolguda kullanmak üzere taşocağı işletmek için gerekli izinleri aldı. Yat limanının gümrük alanı olması ve güvenlik gerekçesiyle kapalı devre çalışması düşünülüyordu. Günümüzde yat limanı yapımında genellikle yüzer dubalar kullanıldığı halde, proje yerinden kaynaklanan sorunlar yüzünden yapımda dolgu sistemi tercih edilmişti. Büyük miktarlarda beton kullanılması çevre kirliliği yaratacak, Fethiye Limanı’nın doğal yapısı değişecekti. Ayrıca taşocakları yakınındaki köyler durumdan rahatsızdı. Tüm bu sorunlar, 1740 yat kapasiteli projeye yoğun itirazlar gelmesine yol açtı. Çevreciler, şehir plancıları, halk ve yerel yönetim projeye karşı çıktılar. Proje gerçekleştiğinde yöreye hiçbir ekonomik katkısının olmayacağı vurgulandı. Yeri DLH tarafından saptanan projenin gerçekleştirileceği alandan fay hattı geçtiği gerekçesiyle 2003 yılında uygulamadan vazgeçildi.

Fethiye Limanı’nın en önemli sorunu derelerin, tarım sularının limanı doldurması ve kimyasal kirliliğe yol açması. 90’ların sonlarında Fethiye yakınına YİD modeliyle yapılan bir hidroelektrik santralin çalıştırılabilmesi için çevredeki ırmaklardan açılan kanallarla su sağlandı. Elektrik elde edildikten sonra su limana akıyor. Santral yapımı sırasında ve yoğun yağmur yağan dönemlerde akan çamurlu su nedeniyle limanın bir bölümü doldu. Yerel yönetim tarafından kiralanan basit bir kazı teknesiyle 1998 yılında kıyılar temizlenmeye çalışıldı. Maliyetin yüksek oluşu ve limanın dolmaya devam etmesi nedeniyle kazma işlemi durduruldu. DSİ’nin, derelerin ıslah çalışmasını başlatması bekleniyor. Yıllardır merkezi bütçeden gerekli kaynak ayrılmadığından, hiçbir çaba gösterilmiyor. Konuyla ilgili olarak yerel yönetim tarafından İTÜ’ye bir proje hazırlatılıyor.

Yaşanan tüm bu sorunlar tartışılırken kamuoyunun yat limanı yapımı için önerisi belirginleşti: Fethiye’ye bir yat limanı yapılması gerekiyordu. Yat limanı kapalı devre çalışarak yöre halkının yatçılıktan gelir elde etmesini engelleyici nitelikte olmamalıydı. Liman inşaatında seçilecek yöntem ve yerin doğal yapıyı etkilememesi gerekiyordu. Yat limanı, yerel yönetim ve yörede denizcilikle uğraşanlar tarafından ortaklaşa işletilmeliydi. Bu öneriler doğrultusunda Fethiye Limanının yüzer dubalarla yapılacak değişikliklerle yat limanına dönüşmesi mümkündü. Ayrıca, yat limanı yapımı, iskelenin kruvaziyer gemilere hizmet verebilecek biçimde uzatılması ve balıkçı barınağı yapılması, su sporları merkezi kurulması gibi limanda yapılacak her türlü yatırım, mutlaka körfezin dolması önlendikten sonra gerçekleştirilmeliydi.

Plansızlık, yerel yönetimin özelleştirmeci anlayışı ve kamuoyunun örgütsüzlüğü gibi nedenler yüzünden bu görüşler hayata geçmedi. 1999 yılında yukarıdaki gerekçelere katılarak uygulanmak istenen projeye karşı çıkan yerel yönetim, 2001 yılında özel bir yat limanı yapılmasının yolunu açtı. Liman kıyısında yerel yönetimin malı olan Otel Likya 10 yıllığına kiraya verildi. ( Bugün ikinci kez seçilerek Fethiye Belediye Başkanlığını sürdüren MHP’li Behçet Saatcı; 1999 yılında sözü edilen oteli, seçildiği anda “Öğretmen Evi” olarak eğitimcilerin kullanımına açacağını vaat etmişti. Seçim sonrası otelin yenilenme masraflarının fazla olduğunu, eğer karşılayabilirse öğretmenlere vereceğini belirterek sözünü tutmadı.) Kiracı ECETAŞ firması; su sporları yapma, oteli restore ederek işletme ve yıllık 280 bin dolar kira ödeme karşılığında otelin önüne 230 yat kapasiteli bir yat limanı yapıp işletmeyi taahhüt etti. Firma, dönem sonunda 5 yıl daha sözleşmeyi uzatma hakkına sahip olmak gibi avantajlı bir sözleşme imzalamıştı. İşletmeye açılan otelde 48 oda, restaurant, güzellik salonu, 450 metrekarelik bir havuz, hamam, sauna bulunuyor. İnşaat çalışmaları sırasında dolgu yoluyla belediye tarafından denizden elde edilen alana imar planı dışında inşaat yapıldı ve kiralandı. Kaçak yapılara ceza kesildi ama yıkılmadı. İşletmenin açılış töreninde konuşan Erkan Mumcu, projeye karşı çıkanları eleştirdi.

Kamu kaynakları düşüncesizce elden çıkarıldığı için uygulama eleştirildiğinde, yerel yöneticiler bütçeden tek kuruş harcanmadan kaynak sağlandığını ileri sürdüler. Konuyla ilgili olarak CHP tarafından yerel yönetim aleyhine açılan davalarda, İçişleri Bakanlığı soruşturmaya gerek olmadığına ilişkin görüş bildirerek davanın düşmesini sağladı. ( Belediye binasının alt katının süper market yapılması için Gima’ya kiralanması ve kiracı firmanın imar planlarını çiğnemesi nedeniyle, yanı sıra Kültür Merkezi Binası’nın usulsüz yöntemlerle yapılmasına ilişkin açılan davalar da, yine bakanlığın benzer tutumu nedeniyle düştü. ) Oysa, ECETAŞ’a kiralanan alanın hemen yanında 1980’lerin ortasında yerel yönetim tarafından yapılan ve işletilen basit bir yat bağlama yeri vardı. Bunun geliştirilmesiyle ayni alan yerel yönetim tarafından kullanılabilirdi.

Gelişmeler, işlemin sakıncalarını dile getirenlerin öngörüsü doğrultusunda oldu. Denizden dolgu yoluyla elde edilen arazilerin hazineye ait olması ve yerel yönetimin bu alanın tapusunu üstüne almaması nedeniyle, bugün değerli bir kıyı şeridi yerel yönetimin elinden çıkmış durumda. Çünkü geçtiğimiz günlerde yapılan yasal düzenlemeyle, benzer araziler kullanmakta olana öncelik tanınarak hazine tarafından kiraya verilebiliyor. Ve yat limanını 10 yıl işlettikten sonra belediyeye geri vermek koşuluyla kiralayan firma, şimdi ayni alanı 49 yıllığına hazineden kiraladı. Belediye başkanlığı tarafından firma hakkında dava açıldı.

Planlı bir çalışmayla gerçekleştirilebilecek yat limanı çeşitli nedenlerle yapılamayınca, bugün limandan ve deniz turizminden elde edilecek gelir özel yat limanı ve yine benzer anlayışın ürünü olacağı tahmin edilebilecek çekek yeri arasında paylaşılmaya çalışılıyor.

Yöredeki marina, yat bağlama yerleri ve yat kapasitelerine ilişkin sayılar şunlar:

1 – Turizm Bakanlığı’ndan belgeli işletmeler:

- Ecesaray Marina – Fethiye……………230 yat kapasiteli

- Kulüp Marina – Göcek…………………121 yat kapasiteli

2 – Özel marinalar

- Port Göcek Marina ……………………..400 yat denizde, 150 yat karada

- Skopea Marina ………………………… 70 yat kapasiteli

3 – Belediye marinaları

- Fethiye Belediye Marina ……………….150 yat kapasiteli

- Göcek Belediye Marina ………………..190 yat kapasiteli

Bugünlerde deniz turizmine büyük yatırım yapanların başını ağrıtan önemli bir sorun var. 26 Aralık 2004 tarihinde “Gemilerden atık alınması ve Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” yayınlandı. Buna göre 1 yıl içinde, her türlü liman hizmeti verilen yerlerde atık depoları yapılması ve atık toplanması için gerekli aracın hazırlanması zorunlu. Ancak, sektör hazırlıksız olduğu için süreyi yetersiz bularak uzatılmasını istiyor. Çevre ve Orman Bakanlığı süreyi uzatmaya yanaşmadığı için sorun yaşanıyor. Önümüzdeki yıldan itibaren düzenli atık kabul etmeyen limanların işletilmesine izin verilmeyecek. Fethiye ve Göcek’teki limanlarda henüz atık deposu yok.

Oda yetkililerinin kendi alanlarına ilişkin dile getirdikleri sorunlar şunlar:


-- Limanda yeterli çekek yeri olmaması nedeniyle yeni çekek yerinin bir an önce bitirilmesi.

-- 1955 yılında yapılan iskelenin, kruvaziyer gemilerin yanaşmasına yetmeyişi ve bağlama kapasitesinin az oluşu nedeniyle uzatılması çalışmalarının başlatılması.

-- Körfeze akan derelerin getirdiği alüvyon nedeniyle dolmasının önüne geçilmesi, derinleştirme çalışmalarının başlaması.

-- Deniz turizmi denilince ilk akla gelen “deniz” ve Turizm kavramlarıdır. Deniz ile ilgili eğitimlerimizi Denizcilik Müsteşarlığı’ndan talep ederken, turizm ile ilgili eğitimlerimizi ilgili kamu kuruluşu olan Turizm Bakanlığından ve bu konuda eğitim yapan Turizm Liseleri ve Yüksek okullarından talep edebilmeliyiz.

  1   2   3


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət