Ana səhifə

Ege üNİversitesi tarimsal uygulama ve araştirma merkezi Teknik Bülten: 2 Ocak-1990


Yüklə 41.99 Kb.
tarix18.07.2016
ölçüsü41.99 Kb.
EGE ÜNİVERSİTESİ

TARIMSAL UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ
Teknik Bülten: 2 Ocak-1990

AFLATOKSİN




Doc.Dr. Uygun AKSOY


GIRIS

Aflatoksinler, Aspersillus flavus Link ex Fries ve Aspersillus parasitisus Speare mantar turlerine ait bazi irklarin olusturdugu mikotoksinlerdir. Mikotoksin, fungus (mantar) anlamindaki Yunanca "mykes" sozcugu ile Latince'de zehirin karsiti olan "toxisum" sozcuklerinden olusan ve bugun belirli funsuslarin bazi irklarinda olusturulan, insan ve hayvanlarca tuketildiginde hastalik veya olumlere neden olan bir grup zehirli bilesigi tanimlayan .bir terimdir.

Mantarlarin kullanim alanlarindan bircogunun insanlik tarihi kadar eski oldugu soylenebilir. Ekmek, alkollu ickiler veya Uzakdogu'da yaygin olarak tuketilen ozellikle soya esasli urunler bunlardan bazilaridir. Bugun de peynir, hayvan yemleri, enzim, organik asitler, antibiyotik ve streoidlerin elde edilmesinde bu organizmalardan yararlanilmaktadir. Ancak mikotoksinler ve neden olduklari mikotoksikozlar, 1960 li yillarda aflatoksinlerin bulunmalarina kadar cok fazla dikkat cekmemistir.

Toksik sekonder metabolit olusturdugu belirlenen funguslarin sayisi giderek artmaktadir. Bunlar ya belirli urunlerde onemli zarar yapan funguslarin toksin olusturma potansiyellerinin deneysel olarak arastirilarak ortaya konmasi ile ya da aflatoksin ornegindeki gibi dogal olarak ortaya cikan akut zehirlenme olaylari ile belirlenebilmektedir. Busun icin 300 den fazla mikotoksin tanimlanabildigi halde dogal olarak bulunanlar sayica cok azdir.

Toksisenik turlere butun ana taksonomik mantar gruplarinda rastlanabilir bununla birlikte onemli mikotoksinlerin cogunun Aspersillus, Penisilllum ve Fusarlum cinslerinin metabolik urunleri oldugu kabul edilmektedir. gidalarin mantarlarla bulasmasi uretim zincirinin herhangi bir noktasinda olabilir; dikimden itibaren, hasatta, tasima ve depolama sirasinda, evlerde veya lokantalarda hazirlik asamasinda, tuketilinceye dek. Mikotoksin olusturan funguslarin dogada yaygin olarak bulunmasi nedeni ile uygun kosullar saglandiginda, mikotoksin olusumu hatta birkac mikotoksinin birlikte gorulmesi de soz konusu olabilir. Mikotoksinlerin etkileri cok cesitlidir. Olumle sonuclanan toksisiteleri yaninda, kanserojen, mutasen, DNA, RNA ve protsin sentezini engelleyici, anormal gelisimlere, deri lezyonlarina yol acisi, bagisiklik sistemini bastirici etkilerinden de soz etmek mumkundur.

AFLATOKSINLER

Mikrobiyoloji, biyokimya, kimya, tip, veterinerlik, gida, tarim, farmakoloji, genetik gibi bircok bilim dalinda sayisiz arastiriciya calisma olanagi yaratan mikotoksinler icinde AFLATOKSlN ler, yol actiklari ekonomik kayiplar ve gerek hayvan gerekse insan sagligi uzerindeki onemli etkileri nedeni ile ayrica dikkat cekmektedir. Aflatoksinler, yapilarinda oksijen bulunan iki difuran halka sistemine sahip mikotoksinlerdir. Ilk olarak, varliklari 1960 da lngiltere'nin guneyindeki bazi ciftliklerde yuzbinlerce hindinin toplu halde olmesi uzerine analiz edilen ithal hayvan yemlerinde saptanmistir. Ancak bu, aflatoksinin daha onceleri olmadigi anlamina gelmemektedir. Muhtemelen, ozellikle tropik kosullarda, A.flavus ve A.parasitisus'un toksijenik irklari asirlardan beri aflatoksin olusturmaktaydi. Bu kosullarda yasayan hayvanlar ya aflatoksikoza karsi bir dayaniklilik olusturmakta ya mantarla en az bulasik yemleri tukettigi icin yasamakta, aksi durumda da olmekteydi. Sonucta, bazi yillar populasyonun kirilarak bazi yillar cogalarak dogal bir dengeye ulasildigi varsayilmaktadir. Aflatoksinlerin bazi hayvanlara akut toksik etki yaptigi ve karacigerde tahribata yoi actigi 1961 yilinda ortaya konmus olmasina ragmen 1963'te karaciger kanserlerine yol actiginin bildirilmesi, konunun insan sagligi acicindan yorumlanmasina ve sonucta aflatoksinlere olan ilsinin daha da artmasina neden olmustur.



Atlatoksin olusumu

Aflatoksinler A.flavus ve A.parasitisus'un bazi irklari tarafindan olusturulmaktadir. A.flavus'un bircok irki aflatoksin meydana getirmedigi halde yaygin olarak bulunmasi ve karbonhidratca zengin substratlar uzerinde cok genis sicaklik sinirlari icinde gelisebilmesi, dogada aflatoksin olusumunu tesvik edici ogelerdir. Arpa, fasulye, misir, pamuk tohumu, pirinc, bugday, yerfistigi, sevu, kakao, antepfistigi, findik, pekan cevizi, baharatlar, zeytin, incir, aycicegi gibi bircok urunde dogal olarak belirlenmistir. Dogada aflatoksin olusumunu tesvik eden ana faktorler, yuksek sicaklik ve yuksek nem kosullaridir. O nedenle mikotoksinler yeryuzundeki tum ulkelerin sorunu olarak belirtilirken aflatoksinler, tropik ve subtropik kusakta sorun olarak ortaya cikmaktadir. Tarla kosullarinda zararlilarin yapmis oldugu hasarlar, cig dusmesi gibi faktorler aflatoksin olusumunu hizlandirirken diger kuflerin bulunmasi bazen aflatoksinlerin olusumunu sinirlayici etki yapabilmektedir.

Aflatoksin olusumuna neden olan funguslar saprofit karakterli depo funguslari olarak taninmaktadir. Dogada yaygin olarak bulunurlar. ve toprakta, surulmekte olan otlarda, depolanan gidalarda ve tohumlarda cogunlukla izole edilebilirler. Uygun olmayan kosullarda depolanan urunlerde kolayca gelisebilirler. Ancak bugun aflatoksinin buyuk boyutta sorunlar yaratigi, yerfistigi kuru incir, badem gibi urunlerde toksin olusumunun hasattan once tarlada basladigi sorulmektedir. ABD'nin guneydogu eyaletlerinde misirdaki aflatoksin sorununda etkili faktorler arasinda yuksek sicakliklar, zararlilann hasarlari, cesit, bitki yogunlugu, toprak yapisi, ekim zamani, kuraklik stresi, hasat donemindeki yagislar, depo kosullari sayilmaktadir. Yerfistiginda da misidakine benzer sekilde bircok faktorun etkili oldugu bulunmustur. Ozellikle belirli bir devredeki kuraklik stresinin bitkinin savunma mekanizmasini olusturan fitoaleksinlerin meydana gelmesini engelledigi ve sonucta toksin olusumunun arttigi belirlenmistir. Ayrica, hasat sonrasi tarlada kuruma suresinin uzamasi da toksin olusumunu arttiran bir diger faktor olmustur. A.flavus veya A.parasitisus'un toksijenik irklari belirli bir urun uzerinde gelismeye baslasa bile toksin olusumu icin birkac gun gecmesi gerekir. Dolayisi ile cabuk bozulabilen depolanmayan urunlerde sorun olarak ortaya cikmazlar.

Laboratuvar kosullarinda aflatoksin olusumu, havalanma, atmosfer bilesimi, sicaklik, urunun su miktari ve hava neminden etkilenmektedir. Magnezyum, molibden, demir ve cinko aflatoksin olusumu icin gerekli mineral maddeleri olarak dikkati cekmektedir. Ortamdan magnezyum veya cinkonun uzaklastirilmasi ile aflatoksin olusumu durmaktadir.

Aflatoksinler ultra viyole isik altinda isima yaptiklari renge gore isimlendirilmekte ve mavi isima yapanlar B, yesilimsi mavi isima yapanlar da S ile gosterilmektedir. Daha cok sayida aflatoksin olmasina ragmen en onemlileri B1, B2. G1, G2, B2a, G2a, M1, M2, GM, GM2, M2a, Ba,, P1, Q1 aflatoksikol ve dihidroaflatoksikol'dur. Bunlar icinde ilk dordu (B1, B2, G1, ve G2) digerlerine gore cok daha yaygin bulunur. B2 (C17H14O6), B1(C17H12O6) in; G2(C17H14O7) ise G1 in (C17H17O7) dihidro turevidir. M grubu aflatoksinler ise ilk olarak sutte belirlenmis olmalari nedeni ile M ile isimlendirilmislerdir: Ancak sutten baska vucutta safra salgisinda, idrarda da saptanmistir. Aflatoksin M’lerin ortak ozelligi hidroksil grubunun son furan halkasinda S-2 pozisyonunuda olmayip S-4 pozisyonunda olmasidir. Goruldugu gibi, aflatoksinlerin temel yapilari benzemekle birlikte bilesimlerindeki kucuk farkliliklar toksisiteleri uzerinde etkili olabilmektedir.

Aflatoksinlerin Biyolojik Etkileri

- Akut ve kronik toksisite

Aflatoksinlerin toksik ozellikleri, yapilan denemelerin sistemine, uygulama doz ve suresine sore farklilik gostermektedir. Hayvanlarin duyarliligi turlere gore degismekte olup ayni tur icindeki bireylerin reaksiyonlari bile farkli olabilmektedir.

llk olarak belirlenen ve en yaygin olan 4 aflatoksin icinde en akut toksisiteye sahip olan B1 dir ve sirasi ile G1, B2 ve G2 takip etmektedir. Farkli hayvan turlerinde, agiz yolu ile tek doz halinde alinan aflatoksin B1 icin bildirilen LD50 degerleri su sekildedir (Cizelge 1 ).

Cizelge 1: Bazi Turlerde Aflatoksin B1 icin bildirilen letal dozlar

Hayvan Turleri (Hassasiyet sirasi ile)

LD50 (ms/ks vucut agirligi)

ordek palazi

0,3-O, 06

tavsan

0,3-0,5

alabalik

0,5

kopek

1,0

koyun

1,0-2,0

maymun

2,2

fare (erkek)

7,0

civciv

6,0-16,0

sican

9,0

fare (disi)

18.0

Yapilan denemelerde, LD50 degerlerinin yas, cinsiyet, irk, toksinin alinis yolu, hayvanin genli durumu, rasyonun bilesimi, cevre kosullari ve LD50 degerinin olusma zamani gibi faktorlerden etkilenebildigi bulunmustur. Tokslnin agizdan alnmasi, enfeksiyona gore daha etkili olurken saglikli ve dengeli beslenmekte olan hayvanlarin aflatoksinden daha az etkilendigi gozlenmistir. Erkekler disilere gore, gencler ise yaslilara oranla daha fazla etkilenmekte, yasla birlikte dayaniklilik artmaktadir.

Aflatoksine bagli hastalik ve bozukluklar hayvanlarda turlere gore farkli olmakla birlikte istahsizlik, denge bozuklugu, bagirsak kanamalari, bagisillik sisteminin zayiflamasi, akcigerler ve adrenal bezlerinde, deride lezyonlarin olusmasi seklinde ortaya cikabilir. Bunlarin disinda esas hedef organ karacigerdir. Aflatoksikozun en tipik ve en kolay teshis yolu safra yollarinin proliferasyonudur. Karacigerde lezyonlar olusturabilen aflatoksin dozlarinin zaman icinde tumor meydana getirebildigi buna karsilik, lezyon olusturamayacak kadar dusuk aflatoksin dozlarrinin da tumor olusturabildikleri izlenmistir. Yapilan denemelerde alabalikta 2,0 ppb (parts per billion: milyarda kisim) B1, lle 20 aylik beslenme sonunda tumor olusurken Rhesus maymununda 500 mg B1, in 7 yil verilesi gerekmistir.

Ciftlik hayvanlarinda aflatoksikoz, yoresel olarak uretilip tuketilen yemlerin aflatoksinle bulusma oraninin yuksek oldugu bolgelerde ortaya cikmaktadir. Akut aflatoksikoza en hassas turlerin basinda ordek palazlari gelmekte ve bunlar test hayvani olarak da kullanilabilmektedir. Civcivlerin hassasiyeti ise buyuk farkliliklar gostermektedir. New Hampshire, en az hindi kadar hassas buna karsilik Beyaz Leshorn ise ozellikle dayaniklidir. New Hampshire-Bayaz Leshorn melezlerinin aflatoksikoza dayanikli olmalari hassasiyetin genetik kokenli oldugunu ortaya koymaktadir. Civcivlerin olumla sonuclanmayan yuksek aflatoksine maruz kalip gelismeleri yavasladiginda, saglikli temiz bir rasyonla beslenmeleri halinde hizla iyilestikleri gorulmustur. Aflatoksin yumurta veriminin azalmasina da neden olmaktadir. Ancak burada hayvan irki ve alinan aflatoksin duzeyi etkili olmaktadir. Yemdeki aflatoksin B1, in yumurtada B1, halinde gorulme orani 2200:1 dir. O nedenle yumurtanin bulasik olma riski olduksa dusuktur. Bu oran kanatlilarin cigerleri icin 1200:1 dir. Dolayisi ile yuksek duzeyde bulasik yemle beslenmis bir brollerin cigeri, insan gidasi olarak tuketildiginde tesbit edilebilir duzeyde aflatoksin icerebilir. Aynca aflatoksikoza maruz kalmis piliclerde kesimden sonra kolayca morluklar olusabileceginden pazar degerleri de dusecektir.

Buyukbas hayvanlar icinde aflatoksikoza bagli olam vakalari cok yaygin degildir. Aflatoksin B1 in yemden et sigirlerinin karacigelerine gecis orani 14000:1 olarak bulunmustur. Etin riski ise daha da az olup,1000 ppb B1 ile bulasik bir rasyonla beslenenlerin kas dokusunda dahi B1 saptanamamistir. Buna karsilik besicilikte yemden yararlanma oranlarinin yemdeki aflatoksin duzeyine bagli olarak (genellikle > 300 ppb) dustugu bilinmektedir. Ote yandan aflatoksin B1 in sutte M1 e donusmesi nedeni ile sut hayvanlari acisindan daha da fazla onem tasimaktadir. Insanlar tarafindan, ozellikle bebek ve cocuklarda gunluk tuketim miktarinin ve yemdeki B1, den sutteki M1, e gecis oraninin yuksek olusu (100:1) dikkate alindiginde sut hayvanlarinin yemlerinin aflatoksinle bulasma risklerinin onemi ortaya cikmaktadir. Yemdeki yuksek aflatoksin duzeyi sut verimii de olumsuz yonde buyuk olcude etkilemektedir.

Hayvanlarda elde edilen deneysel bulgular aflatoksinin insanlarda da benzer toksik etkiler yaratabilelegi fikrini ortaya cikarmistir. Ancak elbette ki insanlar icin aflatoksine ait letal toksik doz bildirmek mumkun degildir. Aflatoksinin insan sagligi uzerindeki etkileri, ozellikle Uganda, Taylad, Hindistan, Tayvan gibi cevre kosullarinin aflatoksin olusumuna uygun oldugu ulkelerde muhtemel vakalarin belirtileri ile otopsi sonuclari iliskilendirilerek veya misir, pirinc gibi aflatoksinle bulasma riski cok yuksek olan urunlerin temel gida olarak tuketildigi bolgelerdeki epidemiyolojik calismalarla ortaya konmaktadir."C-etiketli aflatoksin B1 ile Rhesus maymunlarinda yapilan calismalarda, alinan dozun %30 unun ilk gun idrarla disari atildigi ve yaklasik 1 hafta icinde %82 sinin (%40 idrarla, %42 diski ile) vucuttan, aflatoksin B1 (%3), M1 (%20) P1 (%5) gibi farkli formulasyonlarda atilabildigini ortaya koymustur. Aflatoksinin hizli metabolizmasi, birikime bagli olarak ortaya cikacak toksisite riskini en aza indirgemektedir.

- Kansorejen etkisi

Bircok hayvan turunde aflatoksinin, karaciger kanserlerine neden oldugu bulunmustur. Bu acidan B1, karaciger tumoru olusturma acisindan bilinen kanserojen ajanlar içinde ilk siralarda yer almaktadir. Denemelerde, deri altina enjekte edilen aflatoksinin, enseksiyon alanlarinda sarkoma ve fibrosarkomalara neden oldugu ortaya konmustur.

Afrika'da yapilmis·calismalarda bulasik yerfestigi ve tahil tuketimi ile insanlardaki karaciger kanseri vakalari iliskilendrilmis ve hepatoma vakalarinde alinan aflatoksin miktarinin logaritmasi ile dogru orantili olarak artisi gozler onune serilmistir. lnsanlar acisindan risk, dogrudan aflatoksinle bulasik urunlerin tuketilmesi yaninda dolayli olarak bulasik yemlerle beslenmis hayvansal gidalarla artmaktadir. Bulasma riskinin ve duzeyinin yuksek oldugu yerfistigi, misir veya pirinc gibi besinlerin temel gida olarak tuketilmesi etkiyi daha da arttirmaktadir. Toplam kanser vakalari icinde karaciger kanseri ABD'de %1.5, Isvec'te %3, Japonya'da %7 iken Filipin'lerde bu oran %22, Swaziland'da ise %51 olarak belirlenmistir.

Aflatoksinin insanlardaki etkilerinin yas, cinsiyet, alinan toksin miktari ve suresi, beslenme durumu ve gunluk diyete bagli olarak degisebildigi soylenebilir. Belirli etnik gruplardaki yuksek karaciger kanserlerinin nedeni aflatoksin disinda aranabilir ve sterigmatosistin gibi diger sekonder metabolitler, yetersiz beslenme veya viral enfeksiyonlar da neden olarak sayilabilir. Aflatoksin ve insanlardaki kanser olusumu iliskisinin kurulabilmesi icin diger tum faktorlerin elimine edilmesi gerekir. Ancak, yapilmis calismalarda Hepatit B virusu (HBV) enfeksiyonu, kronik alkol tuketimi veya bazi kimyasallarin etkilerinin paylarinin ne olabilecegi incelenmemistir. Son yillarda elde edilen bulgular, ozellikle Asya ve Afrika'da karaciger kanserlerinde esas etkili faktorun kronik HBV enfeksiyonu oldugu ortaya koymaktadir. Aflatoksin ancak HBV nin neden oldugu lezyonun kontrolsuz buyumesine yol acan bir akut karaciger toksini olarak ek etki yapabilmektedir.

- Diger Etkileri

Aflatoksinlerin gelismesinin durmasi ve mitoz bolunmenin basil altina alinmasi gibi sitotoksik etkileri bircok farkli hucre tiplerinde yapilan calismalarla ortaya konmustur. Bazi bakterilerle yapilan denemelerde, aflatoksin B1 in mutasyonlara yol acici etkilerinin oldugu bulunmustur. Aflatoksin B1 in teratosen (anormal olusumlara yol acici) etkisi de bilinmektedir. Aflatoksinin bagisiklik sistemini bastirici etkisini ise ancak cok yuksek dozlarda, klinik aflatoksikoz vakalarinda gormek mumkundur.

Aflatoksinin Etki Mekanizmasi

Aflatoksinlerin esas olarak bazi metabolitleririn toksik, kanserojen ve mutasen etkileri yarattigina dair kanitlar mevcuttur. Aflatoksin B1 in akut toksisitesinin karacigerde enzimlerin etkisi ile 2,3-dihidrodiol aflatoksin B1 in olusmasi ile iliskili oldugu ileri surulmektedir. Bu turevin in vitro kosullarda protein sentezini engelledigi belirlenmistir. G1 de B1 inkine benzer blr yol izledigi halde B2 ve G2 dogrudan dihidrodiol turevi olusturamaz, once okside olmalari gerekir. Daha dusuk toksisitelerinin nedeni bu sekilde asiklanabilmektedir. Insan bunyesinde aflatoksin M1, Q1, P1 ve B1, in 2,3-dihidrodiol formu karacigerde olusmaktadir. Aflatoksin B2A nin karasiser proteinleri ile kovalent olarak baglanarak enzimleri inhibe ettisi boylese toksik etki yarattigi da ileri surulmektedir. Laboratuvar kosullarinda, B1, in karacigerde LD50 ilk dozunun metabolizma hizinin turlere gore degisebildigi gosterilmistir. Tumuyle metabolize olmasi 40 saniye (tavsan) den 3 gune (fare) kadar surebilmektedir. Insan karaciger dokusunun resistant turlere benzerlik gosterdigi de yapilan calismalarla ortaya konmustur.



Atlatoksin Toleranslari

Aflatoksinlerin onemi ortaya konduktan sonra bircok ulke, gida maddelerini bu acidan incelemisler ve musaade edilebilir en yuksek degerleri tesbit etmislerdir. Cizelge 2 de de gorulebilecegi gibi bu degerler, ulkelere gore farklilik gosterir. Ayrica bazi ulkeler toplam aflatoksin icin tolerans bildirirken bazilan B1 ve toplam isin ayri ayri limitler ortaya koymaktadir. Bu degerler bazi ulkelerde tum gida maddelerini kapsarken, digerlerinde aflatoksinin bulasma riski en yuksek olan urunlerde (yerfistigi, kabuklu meyveler veya tahillar) degerli olmaktadir. Yine bazi ulkeler bebek mamalari ve soguklarda tuketilen urunler icin daha dusuk degerler belirlemistir. Bircok ulkede sut ve sut mamullerindeki M1 icin daha da dusuk (<1 ppb) toleranslar kabul edilmistir.

Hayvan yemlerinde ise urunun hammadde veya mamul olusu, yemi tuketecek turun hassasiyeti, toksinin degerlendirilecek urune gecis orani gibi faktorlere bagli olarak sinir degerler belirlenmektedir. Ornek olarak Avrupa Toplulugu tarafindan kabul edilen sinir degerler incelendiginde; kanatli yemlerinde 20 ppb, sigir, koyun ve keciler icin (sut verenler ve yavrular haric) tamamlayici yemlerde 50 ppb, yerfistigi, pamuk tohumu, misir gibi hammaddelerde ise 200 ppb ye kadar izin verildigi gorulmektedir.

Cizelge 2: Bazi ulkelere ait kabul edilebilir en yuksek Aflatoksin degerleri

Tolerans degerleri (ppb)


Ulke
Urun

B1

Toplam

A.B.D.

tum gidalar







Avusturalya

tum gidalar(Yerfistigi haric)

Yerfistigi ve mamul









Belcika

tum gidalar

5

10

Cekosla

vakya


tum gidalar (bebek co. bes.haric.)

sutlu mamalar ve diger cocuk besinleri



5

0.1


1

2

0.2


2

Isvec

tum gidalar




5

Isvicre

tum gidalar

1

5

F. Almanya

tum gidalar

2

4

Fransa

tum gidalar

mamalar





10

5


Ornek Alma ve Atlatoksfn Analizleri

Aflatoksin analizinde ilk adim, tum partiyi temsil edebilesek bir ornegin alinmasidir. Burada esas sorun, aflatoksinin urunde homojen bir dagilim gostermemesidir. Her partide genellikle cok az sayidaki dane aflatoksinle yuksek duzeyde bulasik buna karsilik partinin buyuk kismi ise temizdir. Yuksek duzeyde bulasik danelerin analiz edilecek ornege girmesi halinde degerler ortalamanin cok uzerinde cikacak, ornege alinmamasi halinde de gercek degerin altinda sonuclar bulunacaktir. O nedenle, her urunun ozelligine uygun ornekleme planlaninin hazirlanmasi gerekir. Oncelikle ayni ozellige sahip partiler tanimlanmali, urunun hareket halinde oldugu noktalarda partiyi temsil edecek tesadufi ornekler alinmalidir. Bu ornekler mutlaka belirli sayida kucuk ornekten olusmalidir. Orneklemede esas ilke, ornegi partiyi olabildigince iyi temsil edecek sekilde secerek hem tuketici hem de uretici riskini mumkun olan en alt duzeye cekebilmektir. Alinan orneklerin homojenize edilerek analize hazirlanmasi, ikinci adimi olusturmaktadir. Bu acidan yerfistigi veya misir gibi ogutulerek iyi bir karisim elde edilebilen urunler, zeytin veya incir gibi yag veya seker orani yuksek urunlere oranla daha avantajlidir.

Aflatoksin analizinde ornek alma ve orneklerin analize hazirlanmasi asamalarini toksinin ekstraksiyonu takip eder. Ancak kalitatif veya kantitatif analize gecmeden once toksinin saflastirilmasi, interferense neden olabilecek maddelerin uzaklastirilmasi gerekir. Miktar tayinlerinde ince tabaka kromatografisi, yuksek basinc likid kromatografisi veya immunoassay yontemlerinden biri kullanilabilmektedir.

SONUC

Aflatoksinler, insan ve hayvanlar uzerindeki etkileri nedeni ile buyuk ekonomik kayiplara sebep olmaktadir. Burada uretimden tuketime kadar olan zincirde yer alan ciftci, besisi, tuccar, tuketici zarar gormekte hatta konu ulkesel boyutlara bile ulasmaktadir. Son yillarda geleneksel ihrac urunlerimizden kuru incirde aflatoksin nedeni ile onemli darbogazlar olusmustur. Ancak yapilan calismalarda aflatoksinli danelerle uzun dalga UV lambalar altinda parlak sarimsi yesil isima arasinda yuksek duzeyde iliskinin saptanmis olmasi, etkili bir onsecim yonetimini ortaya cikarmistir. Kuru incir ihracatinda aflatoksin kontrolunun 1989-90 sezonu icin zorunlu kilinmasi isletmelerde yapilan etkin bir oncesimle birlesince dis satimdaki darbogaz asilabilmistir.

Ancak uretim asamasinda, mevsimsel kosullara bagli olarak boyutlari artan veya azalan aflatoksin probleminde,kaliteyi iyilestirmeye yonelik bazi kulturel onlemler disinda kesin cozum getirecek oneriler bugun icin yapilamamaktadir. Ayni durum aflatoksin probleminin zaman zaman soz konusu oldugu diger urunler ornegin findik; antepfistigi icin de degerlidir. Aflatoksin cogunlukla sert kabuklu meyvelerde buyuk sorunlar yarattigi halde findikta kurulan kalite kontrol sistemi, herhangi bir problemin dogmasini engellemistir.

Isleme esnasinda aflatoksinle bulasik olabilecegi varsayimi ile ayrilan urunun o haliyle degerlendirilmesi mumkun degildir. Bugun ancak bazi ulkelerde cok genis boyutlarda olmamakla birlikte hayvan yemlerinde amonyakla detoksifikasyon uygulamasi baslamistir. Ayrica hidrojen peroksitin, sodyum hidroksit/hiporklorit, metilamin, kalsiyum hidroksit vb. alkalilerin aflatoksinleri parcalayici etkileri de mevcuttur. Detoksifikasyonda kullanilacak ajanin, aflatoksini parcalamasi, son urunde herhangi bir toksik kalinti birakmamasi, urunun besin degerini ve teknolojik ozeliklerini korumasi ve maliyetinin cok yuksek olmamasi gerekmektedir. Bulasik urunun destilasyonu veya rafinasyonu da degerlendirme sekilleri arasinda sayilabilmektedir.



Ulkemizde aflatoksin icin kabul edilebilir sinir degerleri henuz zorunlu kilinmamistir. Diger ulkelerde buyuk boyutta sorunlar yarattigi hayvan yemi endustrisinde ulkemizde firmalarin kalite kontrola verdikleri oneme bagli olarak, dis satimda ise kuru incir disindaki tum urunlerde alicilardan gelen talebe gore aflatoksin kontrolu yapilmaktadir.

Sonuc olarak, insan sagligi uzerindeki etkilerine iliskin celiskili gorusler ileri surulmesine ragmen hayvan sagligi ve hayvan yetistiriciligindeki ekonomik degeri dahi gozonune alindiginda konunun yeterince onemli oldugu ortaya cikmaktadir.


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət