Ana səhifə

DÜnya dil aileleriNİn siniflandirilmasi kök (Menşei) Bakımından Dünya Dilleri


Yüklə 20.48 Kb.
tarix24.06.2016
ölçüsü20.48 Kb.

Tlga Çınar Kız Teknik Ve Meslek lisesi Yahya DAŞTAN

Dil ve Anlatım Dersi – 9. Sınıf

DÜNYA DİL AİLELERİNİN SINIFLANDIRILMASI
***Kök (Menşei) Bakımından Dünya Dilleri:

  1. Hint – Avrupa Dil Ailesi

    1. Hint – İran Dil Ailesi

      1. Hint Dilleri: Vedikçe, Sanskritçe, Takritçe, Talice, Bengal, Mahrat, Urduca, Hintçe

      2. İran Dilleri: Avesta, Pehlevice, Peştunca, Farsça, Afganca, Ermenice, Tacikçe ve bazı Kafkas dilleri

    2. Avrupa Dil Ailesi:

      1. Germen Dil Ailesi: Anglo-Sakson, İngilizce, Almanca ile İzlanda, Norveç, Hollanda, Danimarka, İsveç dilleri

      2. Romen Dil Ailesi: Latince, İtalyanca, İspanyolca, Fransızca, Portekizce, Rumence, Yunanca, Arnavutça,

      3. İslav Dil Ailesi: Rusça, Bulgarca, Sırpça, Hırvatça, Çekçe, Lehçe, Slovence


2. Hami – Sami Dil Ailesi:

  1. Hami Dil Ailesi: Eski Mısır dili, Kıptice,

  2. Sami Dil Ailesi: İbranice. Aramice, Akatça, Arapça, Eski Tunus dili, Habeşçe

  3. Kuşitik Diller: Bedia, Saho, Afra, Somali, Galla, Agaw, Simidia

  4. Libya ve Berberi dilleri


3. Ural – Altay Dil Ailesi:

  1. Ural Kolu: Fin-Ugor dilleri, Fince, Macarca, Estonya dili, Perm ve Liv dilleri, Laponca, Mordiv dili, Çeremisçe, Dermiyen dilleri.

  2. Altay Kolu: Türkçe, Moğolca, Tunguzca, Mançuca, Japonca, Korece


4. Kafkas Dil Ailesi:

  1. Kuzey Kafkasya: Abaza, Çerkez, Çeçen, Lezgi dilleri

  2. Güney Kafkasya: Gürcü, Laz ve Sıvan dilleri


5. Bask Dilleri:

6. Bantu Dil Ailesi: Afrika’da konuşulan diller, Sudan ve Gine’de konuşulan diller

7. Çin Tibet Dil Ailesi: Çince, Tibetçe, Endonezya, Vietnam ve Himalaya dağlarında yaşayan halkların konuştuğu diller.

8. Amerikan Dilleri: Amerika yerlilerinin konuştuğu diller

9. Avusturya Dilleri: Avustralya’da yaşayan yerlilerin kullandığı diller.
***Yapı Bakımından Diller:

  1. Eklemeli Diller: Ural- Altay dil ailesi

  2. Tek Heceli Diller: Çin – Tibet Dil ailesi

  3. Çekimli Diller: Hint – Avrupa dil ailesi, Sami dilleri


Türkçenin Dünya Dilleri Arasındaki Yeri: Türkçe kök itibariyle Ural-Altay dil ailesinin Altay koluna mensuptur. Yapı bakımından ise eklemeli olup sondan eklemeli bir dildir.

Türkçenin Tarihi Gelişimi
1. Altay Çağı: Bu dönemde Türkçe ve Moğolcanın bir birlik oluşturduğu tahmin edilmektedir. Çünkü her iki dil de birbirine çok yakın dillerdir.
2. En Eski Türkçe Çağı: MÖ 4000 yıllarına dayanan bu dönemde Türkçe bağımsız bir dil olarak ortaya çıkmıştır. Eski Sümer ve Eti gibi milletlerin bu dönemde Türkçeden ayrıldıkları tahmin edilmektedir.
3. İlk Türkçe: Bu dönemde Türkçenin iki büyük lehçesi olan Çuvaşça ve Yakutça ana dilden ayrılmıştır. Bu dönemde ilk ses değişiklikler meydana gelmiştir. Bunlar arasında l-ş ve r-z ses değişiklikleri önemlidir. Bu değişiklikler Türkçenin ilk lehçelerinin ana dilden ayrılmasına sebep olmuştur.
4. Eski Türkçe: Bu dönem ilk yazılı kaynakların oluştuğu dönemdir. Orhun Kitabeleri bu dönemin ilk ürünüdür. Orhun kitabelerinde Türkçe gelişmiş ve edebi bir dil olarak karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla Orhun Kitabelerinden önce de Türkçe metinlerin olduğu tahmin edilebilir. Eski Türkçe üç ana kolda gelişme göstermiştir. Bunlardan ilki Göktürk dönemidir ki en önemli metinleri Orhun abideleridir. İkinci dönem Uygur dönemidir. Bu dönemde Türkler yerleşik hayata daha uyumlu hale geldikleri için ilkyazı ürünleri de bu dönemde ortaya çıkmıştır. Altun Yaruk, Irk Bitig, Sekiz Yükmek gibi metinler bu dönemden kalmıştır. Üçüncü dönem Türklerin İslamiyet’i kabul ettiği dönemdir. Bu dönmede ilk Türk-İslam eserleri olan Kudadgu Bilig, Divan-ı Lügati’t Türk, Atabetü’l Hakayık ve Divan-ı Hikmet gibi Türk edebiyatının en önemli eserleri meydana getirilmiştir. Eski Türkçeden sonra Türkçe göçler neticesinde iki yazı dili olarak gelişme göstermiştir

A. Batı Türkçesi: 12.yy’dan sonra Hazar denizinin güneyinden batıya doğru göç eden ve Anadolu başta olmak üzere Azerbaycan, Irak, Suriye, Kuzey Afrika, Rumeli’de konuşulan ve yazılan Türkçe bu guruba girer. Bu bölgelerde iki büyük imparatorluk olmak üzere birçok devlet ve beylik kurulmuştur. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı gibi cihan devletleri Batı Türkçesinin gelişmesinde önemlidir. Batı Türkçesi Oğuz – Türkmen şivelerinin yoğun kullanıldığı Türkçedir. Bu Türkçeyi üç dönemde ele almak gerekir.


  1. Eski Anadolu Türkçesi: Eski Anadolu Türkçesi 13, 14, 15. asırlardaki Türkçedir. Bu Türkçe Batı Türkçesinin ilk dönemidir. Anadolu’da kurulan Selçuklu devletinden sonra beylikler döneminde Türkçe asıl kimliğini ve özgürlüğü kazanmıştır. Selçuklular resmi dil olarak Farsça, ilmi dil olarak Arapçayı kullanıyordular. O yüzden Selçuklu döneminde Türkçe gelişme gösteremediği gibi yabancı kelimelerin istilasına da açık hale gelmiştir. Anadolu Selçuklu devletinin dağılmasından sonra kurulan beylikler Türkçeye önem vererek dilin tekrar canlanmasına vesile olmuşlardır. Hatta Karamonoğlu Mehmet Bey Türkçeyi resmi dil olarak kabul etmiş ve birçok yabancı eserin Türkçeye çevrilmesini sağlamıştır. Osmanlı devletinin kuruluşunu izleyen ilk yıllarda Anadolu Türkçesi saf ve milli oluşunu devam ettirmiştir. Ancak özellikle nazımda vezin ve sanat kaygısıyla Arapça ve Farsça hâkimiyeti Türk diline yabancı kelimelerin girişini kolaylaştırmış ve yeni bir oluşumun yani Osmanlıcanın temelleri atılmıştır.

  2. Osmanlıca: Osmanlıca Batı Türkçesinin ikinci devresi olup 15. yy’dan 20.yy’a kadar devam etmiştir. Bu devrede Türkçe özellikle Arapça ve Farsçanın istilasına uğramıştır. Bu istila önce nazımda başlamış daha sonra nesre sıçramıştır. Türkçedeki yabancılaşma daha çok isim ve isim türündeki kelimelerde olmuştur. Neredeyse bütün isimler ve isim türündeki kelimeler yabancı olmaya başlamıştır. Hatta etmek, eylemek, kılmak gibi Türkçe yardımcı fiillerine yabancı isimler getirilerek fiillere de müdahale edilmiştir. Böylece asıl fiiller dışındaki bütün kelimeler yabancılaşmıştır. Bu itibarla Türkçenin esas gramer yapısı bozulmaksızın Osmanlıca Türkçe, Arapça ve Farsçadan kurulu üçüzlü bir dil olmuştur.

  3. Türkiye Türkçesi: 1908 yılında Meşrutiyetin ilanından sonra gerçekleşin Milli edebiyat ve yazı dilinin konuşma diline yaklaştırma hareketleriyle ortaya çıkan yeni yazı dilidir. Türkiye Türkçesi dilin yabancı istiladan kurtulduğu dönemdir. Bu devrede dili istila den Arapça ve Farsça kelime ve terkipler dilden atılarak dil konuşma diline yaklaştırılmış; yabancı unsurlar cümleden çıkarılarak milli cümle yapısı yeniden ayağa kaldırılmıştır. Her ne kadar dil tam olarak özleştirilememişse de Osmanlıcaya göre dil oldukça sadeleşmiştir. En önemlisi gramerde Türkçenin ilk şekline dönülmüştür.

  4. Azeri Türkçesi: Azeri dili Oğuz-Türkmen şivesine dayanır. Selçuklulardan sonra Azerbaycan, Kafkasya, Kuzey Irak, Doğu Anadolu bölgelerinde hâkim olan bu Türkçe Osmanlı Türkçesinin etkisinde kalmıştır. Bununla beraber yine de öz değerlerini de koruyabilmiştir. Eski Anadolu Türkçesine ait bir çok kelime ve tamlamayı hala içinde barındırır. Türkiye Türkçesine en yakın olan şivedir.


B. Kuzey – Doğu Türkçesi: Hazar denizinin kuzeyinden itibaren doğuya doğru yayılan Türkçedir. Bu Türkçeyi iki kola ayırabiliriz.

    1. Doğu Türkçesi: Karahanlılar döneminde oluşturulan yazı dili Hakaniye Türkçesi doğu Türkçesinin en önemli devresidir. Bu devrede Kutadgu Bilig, Divan-ı Lügati’t Türk, Atebetü’l Hakayık, Kıssa-i Yusuf gibi eserler meydana getirilmiştir. Ayrıca devrin önemli şahsiyetlerinden Ahmet Yesevi, Hakim Süleyman Ata gibi tasavvufçular da bu Türkçe ile eserler vermiştir. 14. yy’dan itibaren Hakaniye şivesinin daha gelişmiş şekli Çağatayca devri başlamıştır. Bu dönemin ünlü simalarından Ali Şiir Nevai’nin Muhakemetü’l Lügateyn adlı eseri Çağatayca’yla yazılan en önemli eser olmuştur. Ayrıca daha sonraki yıllarda Babür Şah ve Hüseyin Baykara da Çağatayca’yla önemli eserler vermiştir. Günümüzde Çağatayca Orta Asya’da modernleşmiş şekilde Özbekçe ve Kırgızca olarak kullanılmaktadır.

    2. Kuzey Türkçesi: Hazar denizi ile Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan ve Avrupalılar tarafından Kumanlar olarak bilinen Kıpçakların konuştuğu Kıpçak Türkçesidir. 15. yy’da yazılan Codex Cumanicus adlı Hıristiyan bilmeceleri eseri Kıpçak Türkçesinin en önemli ilk metnidir. Altınordu devleti döneminde Kutb adlı bir Kıpçak şair Nizami’nin Farsça yazdığı Husrev ü Şirin adlı mesnevisini Kıpçak Türkçesine çevirmiştir. Ayrıca Mısırda kurulan Memluklular döneminde yaşayan Seyfi-i Serayi’nin Gülistan Tercümesinde de Kıpçak izleri görmek mümkündür. Bugün modern şekilde Tatarlar Kıpçak Türkçesini kullanmaktadır.





Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət