Ana səhifə

BİRİNCİ BÖLÜm finansal kiralama sözleşmesiNİn tanimi ve hukuki NİteliĞİ & Fİnansal kira bedeliNİn mahiyeti ve ödeme yöntemi İle tabi olduğu zamanaşimi & Kİracinin finansal kiralama bedeliNİ Ödemede temerrüde düŞmesi olgusu


Yüklə 160.96 Kb.
səhifə1/3
tarix27.06.2016
ölçüsü160.96 Kb.
  1   2   3
GİRİŞ
Çalışmamızın konusunu; kiracının finansal kiralama bedelini ödemede temerrüde düşmesi ve hukuki sonuçları oluşturmaktadır.
Çalışmamız iki bölümden ibarettir. Birinci bölümde finansal kiralama sözleşmesinin tanımı ve hukuki niteliği, finansal kiralama bedelinin ödenmesi şekli ve zamanaşımı konuları incelenmiştir. Konular mevcut Kanuni düzenleme ile Kanunlaşması gündemde olan tasarı hükümleri karşılaştırılarak açıklanmaya gayret edilmiştir. Özellikle mevcut Kanuni düzenleme ile Tasarı arasındaki farklar ortaya konarak tespit ettiğimiz eksiklikler önerilerimizle birlikte ortaya konmaya çalışılmıştır.
İkinci bölümde önce kiracının temerrüde düşmesine ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Daha sonra kiralayanın temerrüde düşen kiracıya karşı sahip olduğu seçimlik hakları incelenmiştir. Kullanılan her bir seçimlik hakkın kapsamı doğurduğu hukuki sonuçlarla birlikte irdelenmiştir. Konumuzu ilgilendiren mevcut Kanuni düzenleme ile Tasarının ilgili kısımları farklı yönleri işaret edilmek suretiyle inceleme konumuza dâhil olmuştur.
Sonuç kısmında ise çalışma boyunca vardığımız sonuç ve kanaatlerimiz esasen ve kısaca bir araya getirilmiştir. Sonuç kısmında özellikle mevcut Kanuni düzenlemeyle tasarıya dair eksik ve hatalı olduğunu düşündüğümüz noktalar belirtilmiş ve bu yönlere dair çözüm önerilerimize yer verilmiştir.

BİRİNCİ BÖLÜM
FİNANSAL KİRALAMA SÖZLEŞMESİNİN TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ & FİNANSAL KİRA BEDELİNİN MAHİYETİ VE ÖDEME YÖNTEMİ İLE TABİ OLDUĞU ZAMANAŞIMI & KİRACININ FİNANSAL KİRALAMA BEDELİNİ ÖDEMEDE TEMERRÜDE DÜŞMESİ OLGUSU
1- FİNANSAL KİRALAMA SÖZLEŞMESİNİN TANIMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
Finansal kiralama sözleşmesinin tanımı Finansal Kiralama Kanunu’nun1 (4.) maddesinde şu şekilde yapılmıştır; “ (…) Sözleşme; kiralayanın, kiracının seçimi ve talebi üzerine 3. kişiden satın aldığı veya başka suretle temin ettiği, bir malın zilyetliğini her türlü faydayı sağlamak üzere ve belli süre feshedilmemek şartı ile kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören bir sözleşmedir (…).”
Sözleşmenin konusu FKK m. 5’te belirtilmiştir; “ (…) Sözleşmeye taşınır ve taşınmaz mallar konu olabilir2. Patent gibi fikri ve sınaî haklar bu sözleşmeye konu olamazlar (…).”
Yukarıda belirtilen düzenlemelere göre finansal kiralama sözleşmesi öyle bir sözleşmedir ki, bununla kiralayan 3. kişiden temin ettiği taşınır veya taşınmaz malın zilyetliğini her türlü faydayı sağlayacak şekilde kiracıya bırakır. Kiracı malın zilyetliğini devredemez yasaktır3. Malı özenle bizzat kendisi kullanmak zorundadır. Kiracı, kiralayana bu kullanımın devri karşılığında bir kiralama bedeli öder. Taraflar bu sözleşme ilişkisini kural olarak 4 yıl boyuca feshetmeden sürdürmek zorundadır (FKK.m.7)4. Finansal kiralama sözleşmesi süresince kiralama konusu malın mülkiyeti kiralayanda kalır. Böylece kiralama bedellerinin ödenmemesi riski teminat altına alınmıştır5. Bu şekilde aynî veya şahsi bir teminat alınmadan esasında sistem kendi içinde bir güvence oluşturmuştur. Kira sözleşmesi sonunda, malın mülkiyetinin kendiliğinden kiracıya geçeceği kararlaştırılabilir. Bunun gibi kiracıya malı satın alma hakkı da tanınabilir. Ancak finansal kiralama sözleşmelerinde malın mülkiyetinin otomatik olarak sözleşmenin sonunda kiracıya geçeceğinin kararlaştırılması sözleşmenin hukuki niteliğini taksitle satım sözleşmesine çevireceğinden kabul edilmemelidir.

Finansal kiralama sözleşmelerinde sadece kiracıya alım hakkının tanınabileceği kabul edilmelidir.


Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanun Taslağı6 m. 3/(ç)’ye göre Finansal kiralama: “(…) Bir finansal kiralama sözleşmesine dayalı olmak koşuluyla, finansman sağlamaya yönelik olarak bir malın mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi: kiracıya kira süresi sonunda malın rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması: kiralama süresinin malın ekonomik ömrünün yüzde sekseninden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya finansal kiralama sözleşmesine göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının malın rayiç bedelinin yüzde doksanından daha büyük bir değeri oluşturması hallerinden herhangi birini sağlayan ve asgari sözleşme süresi iki yıl olan kiralama işlemi, (…)” olarak tanımlanmıştır.
Tasarı 18. maddesinde finansal kiralama sözleşmesini tanımlamıştır: “(…) finansal kiralama sözleşmesi, kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir (…).”
Finansal kiralama işlemi ile finansal kiralama sözleşmesini birbirinden ayırt etmek gerekir. Finansal kiralama işlemi, sözleşmeye nazaran üst kavram gibidir. Yapılan işlemlerin bütününü, finansal kiralama olayını içerir. Bu anlamda finansal kiralama sözleşmesi de finansal kiralama işleminin bir unsurudur.
Tasarının 19. maddesinde sözleşmenin konusu düzenlenmiştir: “ (…) sözleşmeye taşınır veya taşınmaz mallar konu olabilir. Bilgisayar yazılımlarının çoğaltılmış nüshaları hariç olmak üzere patent gibi fikri ve sınaî haklar bu sözleşmeye konu olamazlar.
Finansal kiralamaya konu taşınır ya da taşınmaz ile birlikte yatırımın bütünleyici parçası7 veya eklentisi haline gelen mallar, ilgili finansal kiralama sözleşmesinin konusu olabilir (…).”
Finansal kiralama sözleşmesinin hukuki niteliğine gelince: sözleşme tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir8. Kiracı için, malı kullanmasının karşılığında kira bedeli ödeme borcu doğurur, kiralayana ise malın zilyetliğini her türlü faydalanmasına imkân sağlayacak şekilde kiracıya bırakma borcu yükler. Sözleşmenin hukuki niteliğini kiralayanın edim borcu belirler. Çünkü kiracının kira bedelini ödeme borcu tipik bir para borcundan fazlasını içermemektedir. Buna göre kiralayan sözleşme süresince kiralama konusu malın rahat zilyetliğini kiracıya bırakacaktır. Bu yüzden kiralayan edim borcu bir çırpıda ifa etmeyecek, belirli bir zamana yaygın olarak süreç içinde ifa etmeye devam edecektir. Sonuç olarak da kiracının sözleşmedeki edime olan menfaati bir anda gerçekleşmeyecektir. Kiracının sözleşmeden beklediği menfaati ancak sözleşmede kararlaştırılan sürenin sonuna kadar kiralanana vasıtasız zilyet kılınmasıyla sağlanacaktır. Bu haliyle de finansal kiralama sözleşmesi tarafları arasında sürekli borç ilişkisi9 doğurur. Ancak burada önemli olan kiralama konusu malın kiracıya teslim edilmiş olmasıdır. Aksi halde sürekli borç ilişkisi safhasına geçilmiş olmaz10. Finansal kiralama sözleşmesinin tanımı ve özellikleri FKK’ da bir kısmı tamamlayıcı bir kısmı da emredici olan hükümlerle düzenlenmiştir. Bu noktada sözleşmenin atipik sözleşmelerden olmadığı söylenebilir. Sözleşmede, esaslı unsurları dikkate alındığında, esasında finansman sağlama amacıyla malın kullanımının devri amaçlanmaktadır11. Finansal kiralama sözleşmelerinin bu temel özelliği sebebiyle, FKK’ da hüküm bulunmayan hallerde, Borçlar Kanunu’nun adî kira sözleşmesine ilişkin hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği görüşüne biz de katılıyoruz12.
Sözleşmeye uygulanacak hükümlere gelince, sözleşmeye FKK’ da hüküm bulunmayan hallerde BK’ nın genel hükümleriyle, yapısına uygun düştüğü ölçüde BK’ nın özel hükümleri uygulanmalıdır (FKK m. 26). FKK m. 27’de açıkça sözleşmeye, mülkiyetin saklı tutulması ve zilyetliğin hükmen teslimine ilişkin Medeni Kanun hükümlerinin (TMK m. 764-765-766) uygulanacağı, Borçlar Kanunun taksitli satışa ve kiraya ilişkin hükümlerinin (BK m. 222, 223, 224 ve 254) ve 6570 sayılı Kanunun tamamının ise uygulanmayacağı belirtilmiştir.
2- FİNANSAL KİRALAMA BEDELİNİN MAHİYETİ, ÖDEME YÖNTEMİ İLE TABİ OLDUĞU ZAMANAŞIMI SÜRESİ
Yukarıda finansal kira sözleşmesinin tanımı ve hukuki niteliği13 incelenirken FKK m. 4’ün, kullanım devri karşılığında bedel ödenmesini, sözleşmenin esaslı unsuru olarak kabul ettiğini ifade etmiştik.
Bununla uyumlu olarak FKK m. 6’ ya göre “ (…) Finansal kiralama bedeli ve ödeme dönemleri taraflarca belirlenir. Bu bedeller sabit veya değişken olabilir. Türk Lirası veya merkez bankasınca alım-satımı yapılan döviz cinsinden belirlenebilir.
Yurt dışından yapılacak finansal kiralamalarda kiralama bedeli yıllık 25.000 Amerikan doları karşılığı Türk lirasından az olamaz.
Bu miktarı artırmaya ve eski değerlerine indirmeye Bakanlar Kurulu yetkilidir (…).”
Şu halde finansal kiralama bedellerinin bizim de katıldığımız görüşe göre misli eşya olarak ödenmesi kararlaştırılamaz. Ancak para olarak ödenebilir. Bu özelliğiyle adî kira sözleşmelerinden ayrılır14.
Kanun koyucu finansal kiralama bedelini ve ödeme biçimini tarafların anlaşmasına bırakmıştır. Bu noktada Kanun koyucunun tek müdahalesi yurt dışından yapılacak finansal kiralamalarda olmuştur. Buna göre şayet yurt dışında yerleşik bir finansal kiralama şirketinden bir finansal kiralama yapıyorsanız sözleşme konusu malın kira bedelinin 25.000 Amerikan Doları karşılığı Türk parasından az olmaması gereklidir.
Genelde finansal kiralama bedelleri kiralayanın, sağlayıcıya ödeyeceği satış bedeli, refinansman giderleri, idari masraflar da dahil olmak üzere, sözleşmelerle ilgili diğer masraflar, belli bir riziko primi ve kâr payı dikkate alınarak belirlenmektedir15.
Bize göre kira bedelleri yapıları itibariyle zaman içinde birbirini takip eden edalar şeklindedir. Her bir kira bedeli diğerinden bağımsızdır ve müstakildir16. Bu haliyle her bir finansal kiralama bedeli sürekli borç ilişkisi kuran finansal kiralama sözleşmelerinin belirttiğimiz gibi müstakil ve birbirini takip eden ödemeleridir.
Doktrinde17 ve Yargıtay kararlarında18, malın kiracıya teslim edilmediği müddetçe kira bedellerini ödeme borcunun da muaccel olmayacağı belirtilmektedir. Sürekli borç ilişkisi safhasına geçilebilmesi için malın teslim edilmiş olması gereklidir. Malın zamanında teslim edilmemesi sebebiyle kiralayana karşı haklarını kullanan kiracı sözleşmeyle bağlı kalmak istemiyorsa borç ilişkisini geçmişe etkili olarak sona erdirebilir (ex tunc). Zira teslim gerçekleşmediğinden sürekli borç ilişkisi safhasına geçilmemiştir. Bu yüzden de ani edimli borç ilişkilerinde olduğu gibi sözleşme ilişkisinin kurulduğu andan itibaren sona erdiği kabul edilecektir.
Finansal kiralama sözleşmelerinde kira bedelleri taraflarca serbestçe kararlaştırılabilir. Bu hususta Kanun her hangi bir düzenleme öngörmemiştir. Genellikle ödemeler eşit olarak belirlenmekle birlikte, azalan veya artan ödemeler türlerine de uygulamada rastlanmaktadır19.
Burada önemli olan finansal kiralama bedellerinin zamanında ödenip ödenmediği ve bu zamanın taraflarca zımnî olarak değiştirilip değiştirilemeyeceğidir. Öncelikle belirtelim ki finansal kiralama sözleşmesinde ödeme günü açıkça kararlaştırılmadıysa, adî kira sözleşmelerine ilişkin olarak Yargıtay’ın kabul ettiği kira bedellerinin en çok ayın 3. günü akşamına kadar ödenmesi gerektiği kuralı finansal kiralama sözleşmesine de kıyasen uygulanabilmelidir20.

Yine bunun gibi sözleşmede kararlaştırılan ödeme günleri, tarafların istikrarlı uygulamaları neticesinde fiilen değiştirilmiş olabilir. Bu durumda kiracının kira bedelini ödemede temerrüde düşüp düşmediği dikkatlice tespit edilmelidir. Fiili uygulama neticesinde vadenin değiştirilmesi ancak değiştirilen vadenin belirli ve tek olması ve taraflarca itiraza uğramadan uzunca bir süre kabul edilmiş olması halinde mümkündür21. Aksi halde ödemelerin farklı, belirsiz tarihlerde ödenmesi vadelerin değiştiği anlamında değil kiralayanın hoş görü gösterdiği anlamında kabul edilir. Yargıtay’ın BK m. 12/I maddesini22 yumuşatan, belirttiğimiz bu uygulamasının, finansal kiralama sözleşmelerine de kıyasen uygulanabileceğini kabul ediyoruz.


Finansal kiralama bedellerinin ödenme yeri hakkında FKK’ da bir düzenleme bulunmamaktadır. Taraflar sözleşmede ödemenin nerede yapılacağını serbestçe kararlaştırabilirler. Taraflar bu konuyu sözleşmede düzenlememişler ise bu halde FKK’ nın 26. maddesi uyarınca BK’ nın genel hükümlerinin uygulanması gerekecektir. Buna göre kira bedelini ödeme borcu, para borcu olduğundan götürülecek borçlardandır (BK m. 73). Kural olarak alacaklının ikametgâhında ödenmesi gerekir. Kiralayan bu şekilde usulüne uygun olarak teklif edilmeyen kira bedellerini kabul etmek zorunda değildir23. Kiralayan usulüne uygun olarak teklif edilmeyen kiralama bedeli için kiracıyı temerrüde düşürüp ona karşı haklarını kullanabilir (FKK m.25)24. Bu haklara, BK m. 106-108 hükümlerinde sayılanların da dahil olduğu kabul edilmektedir25.
Finansal kiralama bedellerinin BK. m. 126/II, 1.’de öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması gerektiğini düşünüyoruz. Zira finansal kiralama sözleşmeleri sui generis, kullanımın devri sözleşmesi mahiyetindedir. Bu nitelemeye uygun olarak kıyasen yukarıda belirttiğimiz zamanaşımı süresinin finansal kira bedelleri için de kabul edilmesi gerektiği görüşüne biz de katılıyoruz26. Yargıtay da vermiş olduğu kararlarda finansal kiralama şirketinin kira alacağının –kıyasen- BK m. 126/b.1 uyarınca 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu kabul etmektedir27.
Yargıtay vermiş olduğu bir kararında28 kiracının, kiralayanın sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle uğradığı zararın tazminini, kiralayandan BK m. 125’teki genel zamanaşımı süresi içinde, 10 yılda talep etmesi gerektiğini kabul etmiştir. Bu kararda finansal kiracının taleplerinin tabi olduğu zamanaşımı süresi belirtilmiştir. Ancak Yargıtay yukarıda belirttiğimiz gibi kiralayanın talepleri için adî kira alacakları için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresini kabul etmektedir. Şu halde Yargıtay uygulamasına göre kiracının ve kiralayanın talepleri farklı zamanaşımı sürelerine tabidir.
Biz Yargıtay’ın bu uygulamasına karşıyız. Bize göre hem kiracının hem de kiralayanın talepleri -FKK m. 26 gereğince- BK m. 126/II.1’deki adi kira alacakları için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olmalıdır. Aynı sözleşme ilişkisi içinde taraflar bakımından, farklı zamanaşımı süreleri öngörmek adalete aykırıdır. Sözleşenlerin birine uzun diğerine daha kısa zamanaşımı süresi öngörmenin doğru olmayacağı görüşündeyiz.
Kanunlaşması gündemde olan tasarıdaki ilgili düzenlemelere gelince; Tasarının 20. maddesinde finansal kiralama bedelleriyle ilgili şu düzenleme bulunmaktadır: “ (…) Finansal kiralama bedeli ve ödeme dönemleri taraflarca belirlenir. Sözleşme konusu mal henüz imal edilmemiş veya teslim edilmemiş olsa dahi, sözleşme tarihinden başlamak üzere kira bedelleri tahsil edilebilir (…).”
Tasarı, vade ve ödeme yeri hakkında mevcut Kanundan farklı bir düzenleme öngörmemiştir. Tasarının bu maddede getirmiş olduğu yenilik ise mal kiracıya teslim edilmemiş olsa dahi kira bedellerinin tahsil edilmeye başlanabileceğinin açıkça düzenlenmiş olmasıdır. Ancak bu durum dahi sürekli borç ilişkisi safhasına geçildiği anlamına gelmez. Bu halde de kiracı malın zamanında kendisine teslim edilmemesi sebebiyle sözleşmeden dönebilir ve borç ilişkisini geçmişe etkili olacak şekilde kurulduğu andan itibaren ortadan kaldırabilir.
Tasarıda tarafların hak ve yükümlülükleri için ön görülmüş bir zamanaşımı düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu husus bir eksikliktir. Önerdiğimiz görüş şudur: finansal kiralama sözleşmesi sui generis bir kullanımın devri sözleşmesi olduğundan, tasarıya hem kiracı hem de kiralayanın talepleri için 5 yıl zamanaşımı süresinin eklenmesidir. Böylece FKK ile adi kira sözleşmelerindeki zamanaşımı süreleri arasında da uyum sağlanmış olacaktır.
3. KİRACININ FİNANSAL KİRA BEDELİNİ ÖDEMEDE TEMERRÜDE DÜŞMESİ OLGUSU
Kira bedellerini ödeme borcu, finansal kiralama sözleşmesiyle kurulan sinallagma içerinde kiracıya yüklenmiş asli edim borcudur. Kiralayan, finansal kiralama bedelleriyle finansal kiralama işlemi içinde tahsis ettiği fonun karşılığını faiz, masraf, kâr, sözleşme ve idari giderler ile kiracıdan geri almış olur. FKK m. 4’ e göre zilyetliğin devri ancak kira bedeli karşılığında olacaktır. Kira bedeli sözleşmenin esaslı ve kurucu unsurudur. Aynı şekilde FKK m. 6’ da kira bedelinden bahsedilmekte ve bunun ne şekilde tespit edileceğine ilişkin düzenlemeler getirilmektedir29. Finansal kiralama bedelinin ödenmemesi kiralayan açısından büyük risk oluşturacağından, kiralayanın, kiracısına karşı temerrüde ilişkin hükümlere30 dayanabileceği tabiîdir.
Bu genel açıklamadan sonra temerrüt olgusunu düzenleyen FKK m. 23’e gelelim: “ (…) Kiralayan finansal kiralama bedelini ödemede temerrüde düşen kiracıya verdiği 30 günlük süre içinde de ödenmemesi halinde sözleşmeyi feshedebilir. Ancak sözleşmede süre sonunda mülkiyetin kiracıya geçeceği kararlaştırılmış ise bu süre 60 günden az olamaz (…).”
Bu düzenlemeye göre finansal kiralama bedelini zamanında ödemeyen kiracının, temerrüde düşürülmesi için kural olarak kiralayanın ihtarname göndermesi gerekmektedir31. Ancak şu da var ki sözleşmedeki ödeme günleri belirli olduğundan vadenin gelmesiyle temerrüt olgusu kendiliğinden gerçekleşir (BK m. 101/II)32. Doktrinde finansal kiralama bedelinin ilk taksiti malın teslimi anında ödeneceğinden bu ilk taksit muaccel halde olmadığından BK m. 101/II ilk taksit için uygulanmaz. Kiracının ilk taksit için ihtar ile temerrüde düşürülmesi gerekir33. İhtarda şekil, geçerlilik için değil ihtilaf halinde ispat şartı olarak aranabilir. Kiracının tacir olduğu durumlarda ihtarın noter aracılığıyla, iadeli taahhütlü mektupla veya telgrafla yapılması gerekir (TTK m. 20). Kiracı kural olarak ihtarnamenin keşide edildiği tarihten itibaren asıl alacağın işlemeye başlayan faizini ödemek zorundadır. Bunun için kiracının temerrüde düşmekte kusurlu olması şartı aranmaz. Taraflar ticari nitelikte olsun veya olmasın bütün işlerde faiz miktarını serbestçe kararlaştırabilir34.
Doktrinde kiracının sözleşmede belirtilen faizi kural olarak ödemekle yükümlü olmakla beraber fahiş temerrüt faiz oranlarının indirilmesini BK m. 161/III’ ün kıyasen uygulanması suretiyle talep edebileceği belirtilmektedir35. Çoğunlukla kiracı tacir olacağından BK m. 161/III’ ün kıyasen de olsa kendileri hakkında uygulanmasını isteyememeleri gerekir. Zira TTK m. 24 hükmüne göre tacir olan borçlu aşırı olduğu gerekçesiyle cezai şartın indirilmesini isteyemez. O halde fahiş temerrüt faizinin de indirilmesi talebi dinlenmemelidir. Ancak Yargıtay’ın bu halde dahi BK m. 19 ve 20 uyarınca tacir olan borçlunun cezai şart miktarının indirilmesini talep edebileceği yönünde kararları mevcuttur. Sonuç olarak da uygulama için fahiş orandaki temerrüt faizi oranının da benimsenen kararlar uyarınca borçlu tarafından indirilmesi talebi kabul görebilecektir36. Kiralayan temerrüt faiziyle karşılanamayan gecikme zararlarının tazmin edilmesini munzam zarar başlığı altındaki BK m. 105 uyarınca talep edebilecektir. Ancak bu halde kiracının temerrüde düşmekte kusurlu olması şartı aranacak ve özellikle kiralayanın gecikme zararlarının somut bir şekilde ciddi ve inandırıcı delillerle ortaya koyması gerekecektir37.
Kiralayan, kiracıyı ihtar ile temerrüde düşürdüğünde, ifa için FKK m. 23/I,1 uyarınca 30 günlük süre tanıması38 ve bu sürenin faydasız geçmesi halinde başvuracağı hukuki yaptırımları kiracısına açıkça belirtmesi gerekir39. Tanınan sürenin semeresiz geçirilmesi durumunda kiralayanın BK m. 106 vd. uyarınca üçlü seçim hakkı bulunmaktadır40. Aşağıdaki başlıkta bu haklarla ilgili açıklamalar yapıldığından burada bu üç hakkı saymakla yetiniyoruz: Birinci olarak kiralayan sözleşmenin aynen ifasını ve gecikme tazminatını talep edebilir. İkinci olarak sözleşmenin aynen ifasından ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini derhal beyan ederek ifa yerine olumlu zararının tazminini talep edebilir. Üçüncü olarak kiralayan aynen ifadan ve gecikme tazminatından vaz geçtiğini derhal beyan edip sözleşmeden dönüp (feshedip) tazminat talep edebilir.
Bununla birlikte ifa için tayin edilen 30 veya 60 günlük süreler içerisinde kira bedellerinin ödenmesi durumunda kiralayanın feshi hakkı kendiliğinden ortadan kalkar. Yani her döneme ilişkin finansal kiralama bedelinin kiracı tarafından gecikmeli olarak da olsa söz konusu ihtar süreleri içerisinde ödenmiş olması bu anlamda kiralayanın fesih hakkını kullanmasını engeller. Diğer bir ifadeyle söz konusu süreler içerisinde yapılan ödeme –BK m. 260’a paralel olarak- kiracının sözleşmeyi ihlal etmiş olduğu olgusunu geçmişe etkili olarak ortadan kaldırmakta ve sözleşme süresi zarfında kiracının bu yöndeki sözleşme ihlali ne olursa olsun sözleşmenin FKK m. 23/I uyarınca feshinin mümkün olmadığı kabul edilmektedir. Devri ödemelerin her defasında gecikmeli olarak ödenmesi acaba kiralayan için çekilmezlik unsuru olarak değerlendirilip FKK m. 23/II uyarınca fesih sebebi sayılabilecek mi? Bizim de katıldığımız görüş uyarınca çekilmezliğin kaç kere temerrüde düşme ile oluşacağının kesin olarak belirtilmemiş olmasının, yeknesak bir uygulama sağlanmasını engelleyeceği, iş yükü zaten çok fazla olan yargı organlarını her seferinde sözleşmenin durumuyla ilgili değerlendirme yapma yükü göz önünde alındığında böyle bir halin çekilmezlik hali olarak FKK m. 23/II kapsamına alınarak haklı nedenle fesih sebebi sayılmasının kabul edilmemesi gereklidir41.
Kanunlaşması gündemde olan tasarının temerrüt olgusunu düzenleyen hükümlerine gelince: “ (…) Kiralayan finansal kiralama bedelini ödemede temerrüde düşen kiracıya verdiği otuz günlük süre içinde de bu bedelin ödenmemesi halinde, sözleşmeyi feshedebilir. Ancak sözleşmede süre sonunda mülkiyetin kiracıya geçeceği kararlaştırılmış ise, bu süre altmış günden az olamaz. Bir yıl içinde sözleşmede yer alan kira bedellerinden üçünün zamanında ödememesi nedeniyle ihtara muhatap olan kiracılarla yapılan sözleşmeler kiralayan tarafından feshedilebilir (...)”

Tasarının öngördüğü seçimlik hakların kullanılabilmesi42 için gerekli olan ifa için son kez verilen süreye ilişkin hükümlerinin mevcut Kanundaki düzenlemelerden farklı olmadığı anlaşılmaktadır. 30 veya 60 günlük süreler aynıdır. Yine tasarı mevcut Kanundaki gibi, sözleşmenin sonunda mülkiyetin otomatik olarak kiracıya geçmesi şartını öngören düzenlemeler ile sözleşmeden doğan satın alma hakkının (FKKT m. 23 ve m. 33) farklı durumları ifade ettiğini vurgulamak için ayrı maddelerde düzenlemiştir.


Ancak Tasarı, –mevcut düzenlemeden farklı olarak- temerrütten sonra yapılan gecikmeli ödemelerin hukuki sonuçlarının geçmişe etkili olacak şekilde ortadan kalkmasını kabul etmemiştir. Buna göre bir yıl içinde kiracı kira bedellerini 3 defa gecikmeli olarak ödese bile, bu husus kiralayana sözleşmeyi haklı nedenle fesih hakkı verecektir.
Tasarı kiralayanın fesih hakkını kullanabilmesi için sözleşmenin süresinin bitimini beklemesi gerektiği şeklinde bir düzenleme içermemektedir. Tasarıda üç defa gecikmeli ödeme sebebiyle ihtara muhatap kalan kiracıya karşı kiralayanın fesih hakkını kullanması bir süreyle sınırlandırılması da gerekirdi. Örneğin kiralayanın fesih hakkının kiracının 3. Kere temerrüde düşmesinden sonra 15 gün ile sınırlanması önerilebilir ve ayrıca bu hakkını kullanmayan kiralayanın bu sebebe dayalı fesih hakkını kullanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kabul edilebilir. Kiralayanın fesih hakkının kiracıya gönderdiği üçüncü haklı ihtardan sonra doğduğu kabul edilebilir.
Burada kiracının temerrüt olgusundan bahsettikten sonra aşağıda kiralayanın kiracıya karşı kullanabileceği seçimlik hakları -yine 3226 sayılı Kanun ile tasarıdaki düzenlemeler karşılaştırma yapılmak suretiyle- ortaya konulmaya çalışılmıştır.

  1   2   3


Verilənlər bazası müəlliflik hüququ ilə müdafiə olunur ©atelim.com 2016
rəhbərliyinə müraciət